--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Rüya Milli Takımı olmak!...

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

A Milli Futbol takımımız Hollanda ve Lüksemburg olmak üzere önemli iki müsabakayı geride bıraktı. Önce Hollanda maçıyla başlayalım...  Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, diğer maçlardan faklı olarak bir kadro sürdü sahaya. Hollanda karşısındaki görüntü, rakibin gücüyle karşılaştırıldığında manası ‘haddini’ bilmekle eşdeğerdi. Kısacası oyuncularımız güçlü rakip karşısında, gücü doğrultusunda, ‘ne yaptığını bilen’ bir görüntü çizdi.  

Sık sık futbol ‘otoritelerinin’ üzerinde durduğu gerçeğin altını çiziyoruz; her maçtan alınması gereken önemli bir ders olmalı.  Gerek Hollanda, gerekse dün akşam oynanan Lüksemburg maçları, bizlere futbolda başarıya nasıl ulaşılacağını gösteren son örneklerdi...

Sakın ola ki maçların neticelerine takılmayın! Sizin doğru bildiğinizi, bir başkası ‘an’ itibari ile yanlış yorumlayabilir. Önemli olan sahip olduğunuz düşünceyi ne kadar sahada uygulayabildiğinizdir. Bu da ancak sahada ‘güven’ verdiğiniz oyuncuyla-kadroyla olur.    Hollanda maçından sonra teknik direktör Fatih Terim ‘matematiksel’ olarak grupta iddiamızın devam ettiğini söyledi. Tabii Terim, bunu iyi niyete ‘duygusallığa’ bağlı olarak söylüyor. Sanırım o da biliyor ki, rakiplerimiz daha önce oynanan Avrupa Şampiyonası eleme grubu maçlarının avantajını çoktan yakalamış konumda. Milli takım düzeyinde bize düşen, bu saatten sonra klasik olduğu kadar ‘gerçeklik’ bulunan yaklaşımla 2018 Dünya Şampiyonası’nı hesaba katmak...

Milli Takım’ın çalıştırıcısı Terim, tüm eleştirileri göğüslemesi adına Hollanda karşısında Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel gibi isimlere forma şansı vermedi. Onların yerine görev alan futbolcular ise üstlendiği görevi fiilen yerine getirdi diyebiliriz. 

Hollanda maçının hemen sonrasında, bu maçta yer alan önemli isimler, Lüksemburg ile oynanan özel maçı görmeden İstanbul’a döndüler. Bu tür bir yolun izleneceğini, Terim daha önceki açıklamalarında dillendirmişti. Böyle bir yöntem-politikanın bir tek açıklaması olabilir; ihtiyaç duyulan oyuncunun tespiti.  Milli Takım’ın teknik patronunun uygulamadaki haklılık payı, Avrupa Şampiyonası’na katılmak, en zayıf halka olarak gözükse de, ay-yıldızlı takımın şansını sonuna kadar zorlayarak, yol alacağı ekibi oluşturmak. Ki bunu kısa zamanda ‘netleştirmeli’...

Hollanda maçından sonra gündeme gelen ‘Böyle bir ligden, böyle bir kadro’ çıkarmak düşüncesi-savunması, ancak bir yere kadar. Sayın Fatih Terim gerek kendi ligimizi, gerekse Avrupa liglerini (yurt dışında takım çalıştırması büyük bir artısı) iyi bilen bir teknik adam.  

Söz konusu ülke, Milli Takım olduğunda artık duygusallığı bir kenara itmek gerek. Çünkü hoca olarak gerek kendisinin, gerekse sahada mücadele eden talebelerinin ‘tecrübesi’ ile (Hollanda ve Lüksemburg maçına farklı kadrolar ile çıkılıyor ise...), bu yükü kaldıracak, sonuç olarak başaracak ‘malzeme’ elinde var demektir. Bunun önemi ‘değerleri’  bir araya getirip, deyim yerindeyse ‘harmanlamakla’ mümkün... 

Tüm buraya kadar ifade ettiğimiz düşüncelerimizi, futbol sürecinin gerçeklik payı ile yüzleştirdiğimizde, doğrunun ‘inanmışlıktan’ geçeceğinden, kimsenin şüphesi olmasın. Bu bağlamda, hemen aklıma, Rabbimizin bize nasip ettiği bir söz geldi; ‘Rüyanın tadına varmak için, hayatın anlamını bilmek gerek’. İşte o zaman Milli Takımımız, rüya takımı sınıfına girmeye aday olur.  

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle