--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

R.Madrid ‘Arena’da ders verdi!...

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
Galatasaray, Türk Telekom Arena Stadında konuk ettiği Real Madrid karşısında 6-1 gibi farklı bir skorla mağlup olmanın şokunu yaşıyor. Maçın üzerinden 48 saat geçmesine rağmen, bu şokun etkileri halen sürüyor. Bu ‘şok’  Beşiktaş maçına kadar süreceğe benziyor. Sonrası malum… Galatasaray için Olimpiyat Stadındaki ‘telafi’ karşılaşmasından nasıl bir sonuç çıkar, kestirmek oldukça güç ama sarı-kırmızılıların kazanmaktan başka şansının olmadığı açık bir gerçek. 
*
Peki, Real Madrid karşı farklı bir neticeyle kaybetmenin gerekçesi ne olabilir, bunu irdelemek gerekecek. Rakibin futbolda dünya devi oluşu, kadrosunda yıldız oyuncular bulundurmasına kimsenin bir şey deme hakkı yok ama, ülkemizin en iyisi denilen ve aynı zamanda Milli Takım teknik direktörü olan Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray’ın, böyle bir sonucun altına imza lüksü olabilir mi!
Oyunun hemen başlarında başa baş, hatta topa daha çok sahip olan ve rakip kalede daha çok gözüken sarı-kırmızılı temsilcimiz olmasına rağmen, üst üste yenen iki gol bir anda rollerin değişmesine neden oluyor. Kalemizde gördüğümüz her golden sonra Aslan sendeliyor, bu şaşkınlıkla Real Madrid sırasıyla Isco, Benzema (2) ve Ronaldo (3) tam yarım dizine gole ulaşıyor.
Galatasaray, yenen her golden sonra profesyonel bir takım olma hüviyetinden uzaklaşarak,  Amatör bir kimliğe bürünüyor. Aslan kalesinde gördüğü her golden sonra gol atmak yerine, gol yemek için adeta iştahını kabarıyordu… Hal böyle olunca da sonuçta yadırganıyor.  Hatırlayın teknik direktör Fatih Terim’in maçtan önce ki toplantısını. Terim de rakibin kalitesinin ne derecede gücüne yansıdığının farkındaydı ama ‘elimizden geleni yapacağız’ derken kolay teslim olmayacaklarının da mesajını veriyordu. Düşünceyi eyleme geçiremediğinizde, sözün uygulama üzerinde hiçbir etkisi olmuyor, maalesef…
Sarı-kırmızılı ekibin kadrosunda, Hamit dışında eksik oyuncu yoktu. Selçuk, Sneijder ve Muslera Madrid maçı için Antalyaspor ile oynanan son Lig maçında dinlendirilmişti. Fatih Terim’in tüm planları Şampiyonlar Ligi ilk maçına yönelikti. Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi ilk 30 dakikada kaçan goller, rakibin cesaretini artırdı. 3 ve 17. Dakikada Melo’nun rakip kalede girdiği net gol pozisyonları vardı. Dakikalar 30’u gösterdiğinde Melo bu kez gol için Sneijder ile gol bölgesinde sahne aldı ama aynı başarıyı skor tabelasını değiştirmekte gösteremedi. İlk yarısı 1-0 aleyhimize tamamlanan maçın 47 dakikasında Burak Yılmaz öyle bir gol kaçırdı ki, rakip ‘gol nasıl atılır’ der gibi meşin yuvarlığı ardı ardına kalemizde gördük.
*
Futbolun artık spor olmaktan çıktığını herkesin kabullenmesi gerekiyor. Peki futbol bir ‘oyun’ mu, hiçte değil! Futbola siz halen ‘oyun’ derseniz buna da itiraz ederim. Çünkü oyununda kendi içinde paylaşmak, karşılıklı etkileşim tanımı var ama, Real Madrid takımını gördükten sonra, futbolu artık bir Spor Endüstrisinin sahadaki kolu şeklinde tanımlayabiliriz.
Şu ifadeye bakar mısınız; ‘…Real cephesinde ise oynayıp oynamayacağı merakla beklenen 100 milyon Euro’luk Bale’e, Ancelotti tarafından ilk 11’de yer verilmedi.’ Bu açıklamayla sanırım ‘futbol’ teriminin kendi başına çok şeyi bir arada taşıdığını daha iyi anlamışızdır. Bugün futbolu ile Süper Ligin zirvesinde yer alan ve güç bakımından Galatasaray ile ‘aşık’ atabilecek olan Beşiktaş, ‘feda’ dediği sezonun altı ay sonrasında, nasıl bu kadar değişime uğrayabilir! Tabii ki uzun süreli yaptığı ve 150 milyon TL’yi bulan sponsorluk sözleşmesi/desteğiyle …
Galatasaray- Real Madrid maçı, oyun ve skor açısında da anlayana göre önemli derslerle/mesajlarla dolu. Fatih Terim’in Milli Takım ile birlikte Galatasaray’ı bir arada götürmesi hikâyesin değinmeyeceğim. Bu durumu önceki yazılarımızda yeterince dillendirmiştik. Ama dersine iyi çalışmayan çocuğun, mazereti ne olabilir; Kaçamak cevaplar. Tüm yaşananlar bakıldığında, mevcut ‘Federasyon Başkanını’ tartışan, ligini ‘şike’ illetinden kurtarmak için çabalanan, üç yıl öncesinin ‘Şampiyonluk Kupası’ için gecesini gündüzüne katanlar,  Spor kelimesinin ‘şiddetle’  bir arada anılmasını önüne geçirmek isteyenlerle verilen mücadele sürecinden daha iyi anlıyoruz….
Şimdi böyle bir ortam ve zaman diliminde siz kalkıp ‘Galatasaray, Real Madrid’ten nasıl altı gol yer?’ gibi garip bir soru yöneltebilir miyiz?. Bu mağlubiyetin bir tek izahı olabilir; Ülke olarak futbolun ‘gerçeklerini/gerekliliğini’ ikinci plana ittiğimiz için, ders nitelikli olanları karşımıza çıkarıyor! Tıpkı farklı Real Madrid yenilgisi gibi….

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle