Peygamber Efendimiz ve spor
Sporun insan yaşamındaki etkisini her alanda görmekteyiz. Sporun farklı boyutlarındaki düşüncelerimizi siz değerli okuyucularımızla paylaştığımız bu satırlarda, zaman zaman bizler için büyük değerlere sahip fikirlere başvuruyoruz. İşte o değerli isimlerden birisi de eski Güreşçi-İlahiyatçı Ali Kemal Kastan. Sayın Kastan’ın Akra FM’de katıldığı “Sporla Gelen Sağlık” programında ‘Peygamber Efendimiz ve Spor’ konusunda görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hayırlara vesile olsun inşallah.
SPORU SEVEN BİR PEYGAMBERİN
ÜMMETİYİZ
“İmam Hatip’te başlayan aktif güreş hayatım, İlahiyat Fakültesi ikinci sınıfına kadar devam etti. Peygamber Efendimizin yaptığı sporlar ile yaptığımız araştırmalarımızda, sağlıklı ve zinde bir hayatla birlikte, cihat adına sporun içerisinde yer almış, teşvik etmiştir. Hadislerde yer alan bilgilerden anlıyoruz ki, Efendimiz, aktif sporcu fiziğini çağrıştıran geniş omuzlu, atletik bir yapıya sahipti. Bunlar günümüz bencilliği, egoizmi ön plana çıkaran spor adına değil, izzet ve şeref adına söylenebilecek, efendimizi tanımlayan, örnek aldığımız Müslüman bir kimliğini yansıtmaktadır. Sporu çok önemsemesi ve teşvik etmesinin yanı sıra, bizzat kendisi de spor dallarıyla uğraşan, bir peygamberin ümmetiyiz…”
HER DEFASINDA SPORA
TEŞVİK ETMİŞ
“Peygamber Efendimizin en çok teşvik ettiği spor dallarının başında atıcılık geliyor. Güreşe hakeza çok önem vermiş, bugün halter olarak bilinen, ağırlık kaldırmayı, yüzmeye bizzat teşvik etmiştir. Bunun yanı sıra, koşu ve yürüyüş yaptığını görmekteyiz. Binicilik, deve yarışları, teşvik ettiği ve ödüllerin dağıtıldığı spor faaliyetleriydi. Şunları da ifade edeyim. Hep söylüyoruz, bazı spor dallarını bizzat yapmış, yapmadıklarını da teşvik etmiştir. Osmanlı, Peygamber Efendimizin yaşadığı ve yaşattığı İslam’ı en doğru anlayan ve uygulayan toplumdu. O nedenle, Peygamber Efendimizin fiiliyatını görmek istersek, Osmanlı’yı iyi incelememiz gerekiyor. Örneğin; Osmanlı’da musiki bir eğlence aracı değil, derin bir felsefenin notalarla ifadesidir. Aynı şekilde; Osmanlı’da spor da, büyük bir felsefenin hareketlerle, bedenle ifadesidir. Osmanlı; padişahlardan, en sıradan vatandaşlara kadar sporcu bir toplumdu. Kimileri elit, kimileri de yaygın spor alanında faaliyet gösterilmişlerdir. Bu hususta söylemek istediklerimiz, bir iki cümleye sığmayacak kadar önemli detaylar içermekte. Bu nedenle ayrı birer yazı konusu kadar detaylar içermektedir…”
İSLAM’IN SPOR FELSEFESİ
“Peygamber Efendimizin spora verdiği önemi ifade ederken, şu karışıklığı tashih etmek durumdayız. Hz. Peygamber’in (s.a.s) meşgul olduğu ve yaptırdığı sporun temel felsefesi zulme engel olabilecek güçlü adil bireylerin yetişmesidir. Yani spor hedef değil, araçtır ve bu aracın esas hedefi zulmün bertaraf edilmesi ve adaletin tesisidir. Hedef bu olunca Hz. Peygamberin sporu desteklemesinden, bugün uluslararası arenada ciddi uğraşı olan sporun her boyutuna ve her ayrıntısına nebevi destek ve cevaz verildiği anlamı çıkarılamaz. Çağdaş sporun temelinde bireyleri ego tatminleri ve devletlerin de ulusal propagandaları yatmaktadır. Dolayısı ile sporun bir boyutu nebevi desteği hak etmez. Bunun dışında tamamen Batılılar tarafından oluşturulmuş ve oturtulmuş kurallar ve kıyafetleri nebevi desteği alamaz. Erkek sporların kıyafetleriyle, başta güreş olmak üzere kadın spor kıyafetleri asla Hz. Peygamber Efendimizin onaylayacağı veya destekleyeceği unsurlar olamaz. Biz bu yazı boyunca İslam’ın spor felsefesi olarak isimlendirilebileceğimiz bir kurgu oluşturmaya çalıştık. İslam’ın spora bakışını irdelemeyi hedefledik.”







