Pazarımız ‘spor sohbeti’ olsun!..
1997 yılından bugüne Akit ailesinde, nasip oldu, sizlerle, bu satırlarda birlikte olduk. Vakit çok çabuk geçiyor. Bu geçen süreç bizlere bir şeyler kazandırıyor, kazanılan değerler karşılıklı paylaşım ile mana taşıyor ise elhamdülillah…
Evet, bugün günlerden pazar. Rumi takvime göre, hafta sonu tatili. Dünya yüzünde yaşanan bu kadar zalimin işkencesi, mazlumun gözyaşı var iken, tatil yapabilmek için insanın ya inancının zayıf, ya da aklının kaçık olması gerek…
Sözü nereye getirmek istiyoruz. Her hafta bugün, bu satırlarda sporun gündeminden görüşlerimizi ‘sohbet’ havasında paylaşmak istiyoruz, müsaadeniz olursa...
Arda’nın secde ve duası…
Barcelona forması giyen ‘oyuncumuzun’ söylem ve hareketleri gündem oluyor. Başarılı futbolcunun haftaya damgasını vuran konu başlıklarının bazıları; ‘Arda Turan Göztepe’nin İsyan Marşı’nı söyledi, sosyal medya çalkalandı.’ ‘Barcelona forması ile ilk golünü kaydeden Arda Turan’a karşılaşmanın hakemi yanlışlıkla kırmızı kart gösterdi.’
‘Arda Turan UEFA’nın ırkçılık sayfasında yer aldı.’ ‘Arda Turan’dan Galatasaray’a destek.’ ‘Arda ilk golünü attı, gol sevinci ile secdeye kapandı.’ Ve Lig TV’ye yaptığı konuşmasında, ‘Türk gençliğine örnek olmak istiyorum. Ülkemin insanından dua alıyorum’ dedi… Futbol eğer bir oyun ise, o oyunun örnek karakteri olarak Arda’ya teşekkür etmek gerekmez mi!..
Arda ile düşüncelerimizi, Türkiye gazetesinden Sayın Öcal Uluç’un ‘Arda..’ başlıklı yazısında değindiği not ile tamamlayalım; ‘Arda!.. Padişahların en cesuru Yavuz Sultan Selim der ki; “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür!” Sözün özü, yolun ve bahtın açık olsun Arda Turan…
Maçları kim yönetecek?
Hakimsiz adalet hakemsiz de maç yönetimi, olmayacağı anlayışla hareket edersek, düşünce-yaklaşım, bizi ‘hakkaniyete’ götürmekte. Hakemler konusunda son mağdur Beşiktaş. Kulüp Başkanı ne diyor; ‘Cüneyt Çakır’ı bir daha derbi maçında istemiyoruz…’ İlginç olan, istemediği hakem Avrupa Şampiyonasında düdük çalacak. Önemli olan ise, yok etmek için ‘yanlışın’ üzerine gidebilmek..
Fenerlisi, Galatasaraylısı, Trabzonsporlusu ve son olarak Beşiktaşlısı… İnsan bu çıkışı gördükten sonra düşünmeden edemiyor. Madem önemli olan üzüm yemekse eğer, bağcı ile bir araya gelip anlaşmak gerekmez mi? Diğer türlü herkes ‘topu’ taca atarsa, ne oyun başlar ne de maç. Bu da ‘Bitirelim bu ligi’ manasına gelir ki, reyting kaybı uğruna, ona da kimse yanaşmaz. Böyle bir durum…
Ölüm kapıyı çalınca…
Hayat bir ‘oyun’ ise spor-futbol da bu oyunun bir parçası olsa gerek. Tüm bunlar ebedi hayatın yanında ‘eğlenceden’ ibaret olduğunu unutulmamalı. Hakem, oyuncu, seyirci. ‘Mal da yalan mülkte yalan, al biraz da sen oyalan…’ sözünü hatırladık, spor dünyasındaki ölümleri okuduktan sonra…
Ajanslara son düşen ‘son’ ölüm haberler ‘Spor dünyası, kanser hastalığı nedeniyle iki önemli ismi aynı gün kaybetti….’ ifadeleri ile başlıyor. Avustralyalı olimpiyat madalyalı kürekçi Sarah Tait yakalandığı kanserden dolayı 33 yaşında, Yeni Zelandalı eski kriketçi Martin Crowe lenfoma kanseri nedeniyle 53 yaşında hayatını kaybetti…
Spora ‘sağlık’ için başlanır, sonra performansa dönüşür. Ölüm kapıyı çalınca, yer ve makam, kaçış yok. Teslimsiniz. Sporcuların ölüm haberlerini okuduğumuzda, yanı başımızdan ayırmadığımız İmam Gazali’nin ‘Ölüm ve ötesi’ kitabındaki düşünceler, Arda Turan’ın gol sonrası yaptığı secdenin ve duasının önemini daha iyi anlıyoruz…







