Osmanlı’da spor tekkeleri (1)
Osmanlı’da tekkeler, sosyal hayatın her alanında aktif rol oynamakta, sanat, sağlık, ekonomik ve spor alanlarında faaliyet gösterilirdi. Spor tekkelerinin bir özelliği de güçlü fiziksel yapının, maneviyatla güçlendirilmesi gerektiğinin önemini, pazı gücü ve ahlakın ön plana çıktığını görüyoruz. Konunun bu denli önem taşıdığı sürecin işleyişini uzmanından, İlahiyatçı-Yazar Ali Kemal Kastan. Ali Kemal Hocamız ile sosyal medya (instagram; ahmetgulumseyen) üzerinden yaptığımız ve tarihi belge olarak not düşmesi amaçlanan o röportajdan bazı konu başlıklarını yazı dizisi şeklinde, siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz. Hayırlara vesile olsun inşallah…
İLAHİYATÇILARIN SPOR İLE BAĞLANTISI
“Osmanlı’da spor çok önemli. Biz o dönemi iyi anlarsak, bugün spor ile ilgili yaptığımız işleri daha iyi anlamış oluruz. ‘Osmanlı spor ile ilgili ne yaptı, sporu niçin yaptı? Ne kadar yaptı, ne kadar başarılı oldu?’ sorularının karşılığını bilirsek, o dönem ile bugünü tanımlamış ve anlamış oluruz. Onun için son derece önemli. Gençlik yıllarımızda güreş yaptık. İlahiyat fakültesinde okurken, ikinci sınıfı sonunda aktif güreşi bıraktım. Üniversiteler arası güreş müsabakalarına katılmıştım. Orada derecem vardı. İlahiyatçılığım ile sporculuğum arasında çok fazla ilişki kurmamıştım. Çünkü bugün maalesef dini ilimlerle uğraşanlar, kendisini dinin içerisinde hisseden, öyle düşünenler spora uzak duruyorlar. Ben de öyle yaptım, ilahiyat ikinci sınıfındayken sporu bıraktım. Ama doğru yapmamışım. Bıraktıktan çok sonraları bir arkadaşımın spor ile ilgili sorusu beni, Peygamber Efendimizin döneminde sporu incelediğimde, sporu bırakmamızın yanlış olduğunu anladım. Spor yapan bir insan sağlıklı olacaktır, hızlı düşünecektir, organizasyonları güçlü olur, sosyal çalışmaları güçlü olur v.s. Esas amacı, Enfal Süresinin 60. âyetinde Cenab-ı Hakk’ın verdiği emir ‘Gücünüz yettiği kadar, düşmanlarınıza karşı kuvvet hazırlayın…’
OSMANLI’YA PEYGAMBER
EFENDİMİZDEN ÖVGÜ
“İslam kelimesinin sözlük anlamı barış. Barış nasıl sağlanır; zalimlerin zulmüne engel olunduğunda. Zalimlerin zulmüne nasıl olunur; Kuvvetli olunca. İnsanlar ikiye ayrılır! Kimileri vicdanlı olduğunda, başka bir insanın hakkına hukukuna tecavüz etmez. Bunda problem yok. Ama bir kısım insanlar azgın insanlardır. Bunlar nefsi için her şey yapan insanlardır. Onları durdurmanın bir tek yolu vardır, kuvvetli olmaktır. Bunun için pençen kuvvetli olacak. Osmanlı tokadı gibi kuvvetli olacaksın, başka yolu yok bunun. Ben Osmanlı’yı şöyle görüyorum. Türkler olarak hepimizin çok iyi bildiği bir Hadis-i Şerif var. Dahası hadisler var; fetih hadisleri. 800 yıl önce Efendimiz aleyhi ve sellem kendisinden 800 yıl sonra yaşayacak birisi için söylemiş bu hadis-i şerifi; ‘İstanbul elbet bir gün fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.’ Efendimiz Aleyhi Vesselam methetmiş. Neyi, bir insan grubunu methetmiş. İstanbul’un Fethi hicretten 800 yıl sonra gelmiş. Bu hadisler de esasında o gelecek olan toplumu, o toplumun bağrından çıkmış olan orduyu, komutanı övüyor. O toplumu ve komutanı övdüğüne göre, o toplumun Müslümanlığını onayladığına göre, demek ki Osmanlı toplumu genel anlamda peygamber övgüsü ve onayı almış bir toplumdur. Burada şöyle bir genelleme yaparız ve diyebiliriz ki, Fatih Sultan Mehmet Han dönemine kadar olan süre başta olmak ve o izinde yürüyen sonraki dönem olmak üzere Osmanlı, Peygamber Efendimiz aleyhi ve sellem sevdiği, övdüğü ve onayladığı bir toplumdur. Genel manada. Tabii ki günahları olanlar vardır. Peygamberimize en yakın çağ olan Osmanlıyı incelediğimizde, çağımızdaki birçok konuyla ilgili oradan çıkış yolları, izdüşümleri bulabiliriz. Oradan ‘Ben bugün İslam’ı nasıl yaşamalıyım’ sorusuna birçok konuda cevap verebiliriz. Spor da bunların arasında. Osmanlı, Peygamber onayı almış bir toplumdur. Osmanlı’da sporun da bu çerçevede, bu ana düzlem üzerinde algılanması gerekiyor…
(Devam Edecek)







