Millilerin Kosova seferi ve KKTC
Adı Mili Takım olunca kapsama alanı da geniş oluyor. Sadece bizleri değil, dost ülke vatandaşlarını da heyecan sarıyor. Bu öyle bir heyecan ki, adeta anlatılmaz yaşanır... Nitekim, Kosova’da yaşandı da. Sonuç-skordan da öte farklı duygulara kapılmadan edemedik...
Maçın neticesi skor tabelasına 6-1 olarak yansıdı. Her golden sonra sevinmek yerine saygı duruşunun olduğu maçta, duygusal anlar en üst seviyedeydi..
Teknik Direktör Fatih Terim’in, zengin bir futbolcu kadrosu ile gittiği Kosova’da görev üstlenen her futbolcu, üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Bir güçlü, bir zayıf ekip olarak nitelendirilecek bu maçtan sonra oynanacak İrlanda, hemen ardından Honduras ve ABD maçları, 2016 Avrupa Şampiyonası hazırlık dönemi için önemli sınavlar olacak...
Ay-yıldızlı ekibin Kosova’ya gidişi ve ayrı bir heyecanın yaşandığının altını çizmişken, bu ayrıcalığın nedenlerini de yazmanın ‘yarar’ sağlayacağını umuyorum.
FIFA ve UEFA’nın tanımadığı bir ülke Kosova. Alınan özel izinle oynandı karşılaşma. İlklerin yaşandığı ülkelerde elbetteki ilgi de büyük olacaktı. 17 bin kişilik Adem Jashari Stadı’nın tribünleri tamamen dolarken, ay-yıldızlı ekibe gösterilen bu sevgi selinin yanında Soma’daki acının paylaşılması adına açılan pankartlar, bir o kadar önem taşıyordu.
Tribünlerdeki izleyicinin Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un renklerini taşıyan formalarla yan yana maçı izlemeleri, güzel görüntüleri daha da anlamlaştırdı.
FIFA VE UEFA KOSOVA’YI TANIMALI
Dost-kardeş ülke ile oynanan ve tarihe ilk olarak geçen maçla birlikte verilen uluslararası bir mesaj vardı. O da ‘ambargo’.
Söze geldiğinde fair-play gibi edebiyatın arkasına sığınan, yeri geldiğinde herkese eşit mesafe olmasının sporun özünden kaynaklandığını belirten Uluslararası Spor Komiteleri-Birlikleri, uygulamaya geldiğinde ise geçerli not alma-sınıfı geçme gibi bir niyetlerinin olmadığını gözler önüne seriyorlar.
Futbolu yönlendiren kuruluş olan FIFA ve UEFA’nın Kosova’yı tanımaması, hazırlık maçını 17 bin kişi ile izleyen bir ülkeye en büyük haksızlık, sporun özüne aykırı bir durum olduğunun gözler önüne serilmesi demek. Bu bir nevi ‘Biz istediğimiz zaman, istediğimiz kararı uygulamaya koyarız’ tarzında keyfi bir uygulama anlamına geliyor...
Maçların oynanması, ortaya konan futbol ‘oyunun birer’ parçası. Şahsımızı ilgilendiren diğer yanı ise her mücadeleden alınması gereken dersler. Bazen bu ders niteliği taşıyan mesaj, söz-hareket v.s olmakta. Bunun en güzel örneklerini Milli Takım düzeyinde görmek mümkün.
Teknik Direktör Fatih Terim, UEFA ve FIFA’nın, Kosova’yı tanıması gerektiğine dikkati çekerken, basın toplantısında söylediği, ‘‘Bir dahaki sefere Kosova tanınmış vaziyette, İstiklâl Marşı’mızı karşılıklı okuyarak, Millî formalarımızı giyerek oynamak en büyük dileğim” sözleri Kosova seyahatiyle dünya spor kamuoyuna verilmek istenen ortak bir mesajdı...
Yaşanan bu kadar duygusal anlar, bizlerin tarih sayfalarını aralamamıza sebeb oldu. 2006 yılında o zamanın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, İstanbul Park pistinde yapılan Formula-1 yarışında derece yapan Massa’ya ödülünü verdiği için Türkiye 5 milyon cezaya çarptırılmıştı. Gerekçe,‘spor ambargosu’ konan KKTC’nin Cumhurbaşkanı’nın madalya vermesi...
Peki, geçen bu kadar zamana rağmen ne değişti; KKTC ve benzer ülkeler için koca bir hiç! Millilerin Kosova seferi ‘spordaki ambargoyu delmek’ adına, o nedenle önemliydi...







