Milliler rüzgârı arkasına aldı..
A Milli Takım, kazanmayı sürdürüyor. Ay-yıldızlı ekibimiz, Kuzey İrlanda’dan sonra Belarus’u da mağlup etmeyi başardı. Maçın ‘hazırlık’ özelliği taşıması, gelecek açısından, sonuç kadar ortaya konan futbolun ön plana çıkmasını sağladı.
Adana ve Mersin’de oynanan maçlarda, değişmeyen tek şeyin ‘değişim’ gerçeği. Fatih Terim bu farklılığın sinyallerini verdi. Alınan galibiyetler, sahadan başımız dik ayrılmamızı sağladı. Bu farklılığın temel nedeni, hoca-futbolcu diyaloğunun iyi bir düzeyde olması. Kısacası, karşılıklı güven olgusu, futbolun sahada olgunlaşmasını sağlıyor.
TERİM’İ TARTIŞMAK YERSİZ
Fatih Terim’in, Futbol Federasyonu ile uzun süreli sözleşme imzalaması, dünyada eşi ve benzeri az görülür bir gerçek. Tarih yaprakları 2013’ü gösterirken, ay-yıldızlı ekibin başına geçmesi ve planlanan zaman aralığının 2020’ye kadar sürecek olması. Uzun süreli sözleşmenin manası, karşılıklı güvenin sonucu olarak yansıyor.
Peki, sözleşmenin bu kadar uzun süreli olması normal mi? Bize göre evet. Ülke futbolunun başında olması gereken bir isim Fatih Terim. Başarma adına söylenen ve hafızalarda yerini alan ‘Yaptıklarımız, yapacaklarımızın da teminatı’ sözleri, ona uyarlanırsa sanırım abartmış olmayız.
Yazdıklarımız için hafızanızdan şöyle bir düşünce geçiyor olabilir; ‘Bu kadar abartmamak gerek!’ Buna verilecek en net cevap ise çalıştırdığı takımların başında elde ettiği başarılar. Son örneği Galatasaray. Üst üste elde edilen şampiyonluklar, kulübü yöneten isimlerin bile şaşkınlık içinde ‘Terim’i göndermek’ gibi zamansız hareket etmelerini ve bugünlere gelinmesini sağladı.
Hafızanızda geçmişin penceresini biraz aralayın. Fatih Terim’in 1999 yılından sonra veda ettiği Milli Takım’ın başına kimler geldi; Hiddink ve Abdullah Avcı. Elde edilen saha içi sonuçlar (buna hazırlık maçları da dahil) hiç kimseyi tatmin etmedi. Takım olamamanın sonucu olarak, kazanmamız gereken maçları dahi kaybettik. Ülke olarak genel klasmanı, çok gerilerden takip ettik. Şimdilerde ise bu kaosa nokta koyup, Milliler için yeni bir sayfa açılıyor…
MİLİLERDE İLKLER YAŞANIYOR
Yine yaşanan ilklere sırasıyla değinmeye çalışalım. Bu konuda alınan en önemli kararlardan birisi de maçların oynandığı şehirler. Teknik Direktör Fatih Terim, bu konudaki ilk tercihini Adana ve Mersin’den yana kullandı. Bunun devamının geleceğini sanıyorum. Ülkemizde sporun gelişimi için yurdun dört bir yanını (Ş.Urfa, Trabzon, Kayseri, Bursa, Antalya vs.) tesislerle donatan hükümet, inşaatı bitip faaliyete geçecek bu şehirlerin Milli Takım’a ev sahipliği yapmasını sağlayacak.
Tribünler dolu, Anadolu insanın Ay-yıldızlı ekibe duyduğu sevgi seli gözler önüne seriliyor. Böyle bir tablodan kötü sonuçlar beklenemez. Bir de bunun aksini düşünelim! Maç İstanbul’da, Olimpiyat Stadı’nda boş tribünler önünde oynanıyor. Bu, şu manaya geliyor, Milli Takım’ı Anadolu’da hazırlayıp, başarınıza İstanbul’da final yaptıracaksınız.
Milliler için açılan yeni sayfada başka neler var. Başarılı teknik adam sadece maçlar için Anadolu’nun yolunu tutmadı, kadroya yeni isimler seçerken de aynı rotayı takip etti; Anadolu takımlarında top oynayan yetenekler. A Milli Takım’a ilk defa çağrılan ve Kuzey İrlanda maçında forma giyen 22 yaşındaki Eskişehirsporlu futbolcu Tarık Çamdal bunlardan sadece bir tanesi. Çamdal Ay-yıldızlı formayı giyerek çocukluk hayalinin gerçekleştiğini söylerken, A Milli Takım’ın eski çalıştırıcısı Sepp Piontek’in, ‘Fatih Terim, Türk futbolunun kalbini bilen adam’ yakıştırması, Milli Takım ve Terim için söylenmesi gerekenlerin en güzel özeti…
Adana ve Mersin’de oynanan maçlarda, değişmeyen tek şeyin ‘değişim’ gerçeği. Fatih Terim bu farklılığın sinyallerini verdi. Alınan galibiyetler, sahadan başımız dik ayrılmamızı sağladı. Bu farklılığın temel nedeni, hoca-futbolcu diyaloğunun iyi bir düzeyde olması. Kısacası, karşılıklı güven olgusu, futbolun sahada olgunlaşmasını sağlıyor.
TERİM’İ TARTIŞMAK YERSİZ
Fatih Terim’in, Futbol Federasyonu ile uzun süreli sözleşme imzalaması, dünyada eşi ve benzeri az görülür bir gerçek. Tarih yaprakları 2013’ü gösterirken, ay-yıldızlı ekibin başına geçmesi ve planlanan zaman aralığının 2020’ye kadar sürecek olması. Uzun süreli sözleşmenin manası, karşılıklı güvenin sonucu olarak yansıyor.
Peki, sözleşmenin bu kadar uzun süreli olması normal mi? Bize göre evet. Ülke futbolunun başında olması gereken bir isim Fatih Terim. Başarma adına söylenen ve hafızalarda yerini alan ‘Yaptıklarımız, yapacaklarımızın da teminatı’ sözleri, ona uyarlanırsa sanırım abartmış olmayız.
Yazdıklarımız için hafızanızdan şöyle bir düşünce geçiyor olabilir; ‘Bu kadar abartmamak gerek!’ Buna verilecek en net cevap ise çalıştırdığı takımların başında elde ettiği başarılar. Son örneği Galatasaray. Üst üste elde edilen şampiyonluklar, kulübü yöneten isimlerin bile şaşkınlık içinde ‘Terim’i göndermek’ gibi zamansız hareket etmelerini ve bugünlere gelinmesini sağladı.
Hafızanızda geçmişin penceresini biraz aralayın. Fatih Terim’in 1999 yılından sonra veda ettiği Milli Takım’ın başına kimler geldi; Hiddink ve Abdullah Avcı. Elde edilen saha içi sonuçlar (buna hazırlık maçları da dahil) hiç kimseyi tatmin etmedi. Takım olamamanın sonucu olarak, kazanmamız gereken maçları dahi kaybettik. Ülke olarak genel klasmanı, çok gerilerden takip ettik. Şimdilerde ise bu kaosa nokta koyup, Milliler için yeni bir sayfa açılıyor…
MİLİLERDE İLKLER YAŞANIYOR
Yine yaşanan ilklere sırasıyla değinmeye çalışalım. Bu konuda alınan en önemli kararlardan birisi de maçların oynandığı şehirler. Teknik Direktör Fatih Terim, bu konudaki ilk tercihini Adana ve Mersin’den yana kullandı. Bunun devamının geleceğini sanıyorum. Ülkemizde sporun gelişimi için yurdun dört bir yanını (Ş.Urfa, Trabzon, Kayseri, Bursa, Antalya vs.) tesislerle donatan hükümet, inşaatı bitip faaliyete geçecek bu şehirlerin Milli Takım’a ev sahipliği yapmasını sağlayacak.
Tribünler dolu, Anadolu insanın Ay-yıldızlı ekibe duyduğu sevgi seli gözler önüne seriliyor. Böyle bir tablodan kötü sonuçlar beklenemez. Bir de bunun aksini düşünelim! Maç İstanbul’da, Olimpiyat Stadı’nda boş tribünler önünde oynanıyor. Bu, şu manaya geliyor, Milli Takım’ı Anadolu’da hazırlayıp, başarınıza İstanbul’da final yaptıracaksınız.
Milliler için açılan yeni sayfada başka neler var. Başarılı teknik adam sadece maçlar için Anadolu’nun yolunu tutmadı, kadroya yeni isimler seçerken de aynı rotayı takip etti; Anadolu takımlarında top oynayan yetenekler. A Milli Takım’a ilk defa çağrılan ve Kuzey İrlanda maçında forma giyen 22 yaşındaki Eskişehirsporlu futbolcu Tarık Çamdal bunlardan sadece bir tanesi. Çamdal Ay-yıldızlı formayı giyerek çocukluk hayalinin gerçekleştiğini söylerken, A Milli Takım’ın eski çalıştırıcısı Sepp Piontek’in, ‘Fatih Terim, Türk futbolunun kalbini bilen adam’ yakıştırması, Milli Takım ve Terim için söylenmesi gerekenlerin en güzel özeti…







