--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli Takım’ı bitiren ‘senaryolar’!

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Milli takımın Çek Cumhuriyeti karşısında öne geçmesine rağmen, maçı kaybetmesi elbette ki insana ‘burukluk’ veren bir durum. Ülke futbolunu temsil eden bir ‘takımdan’ bizlerin iyi sonuçlar beklemek hakkımız. Bu beklenti içerisine girdiğimizde de Ay-yıldızlı ekibe ‘kendimizden’ bir katkı sağlamamız kaçınılmaz…

2016 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu’nda her maçın ayrı bir önemi var. Gruptan çıkmanız için özellikle sahanızda oynayacağınız maçları kazanmak zorundasınız. Başarı için en önemli unsur ‘tribünler’… Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nda oynanan Çek Cumhuriyeti maçına baktığımızda, taraftarın ‘maça’  beklenen ilgiyi göstermediğini görüyoruz.  

Hava şartlarına bakıyorsunuz gayet iyi… Maç saati ve stadyuma ulaşım deseniz gayet normal... Geriye ne kalıyor bilet fiyatları. Fiyatlar yerine göre 125, 80 ve 50 TL olarak satılıyor. Seyirciye en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde fiyatları ‘yüksek’ olarak değerlendirdiğimizde bunun sorumlusu kim; Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)…

Süper Lig maçları ve tribünlerin doluluk oranları göz önüne getirildiğinde fiyatların düşük olması, seyircinin maça daha fazla rağbet göstermesini sağlardı… Sormak istiyorum; maçtan kısa bir süre önce Mercedes-Benz ile 2018 yılı sonuna kadar sözleşme uzatmasından sponsor zengini olduğu her halinden belli TFF’nin ‘bilet’ paralarına ihtiyacı mı var?   

‘ALLAH’IM SEN BENİ DOSTLARIMDAN KORU’

Bu maçla ilgili en dikkat çekici ve önem derecesi yüksek konu ise; Ömer ve Hakan ile birlikte kadroya davet edilmesine rağmen gelmeyen Schalke 04’te forma giyen Kaan Ayhan olayı. Çek Cumhuriyeti maçından önce gündeme taşınan Gökhan Töre ile Ömer ve Hakan arasında geçen ‘silah’ hadisesinin üzerinden o kadar zaman geçmesine rağmen Hakan Çalhanoğlu’nun babasının ‘konuşmasının’ Çek Cumhuriyeti’nden birkaç gün öncesinde basında ‘geniş’ yer tutması, tam ‘art niyet’ taşımakta. Ki; bunun ne amaçla yapıldığı ve ayrıntılarını Fatih Terim düzenlediği basın toplantısında geniş bir şekilde açıkladı... 

Terim yaşadıklarını dile getirirken yaptığı dua sadece kendisini için değil, içinde yer aldığımız toplumun bireyleri olarak hepimiz için de oldukça anlamlıydı; ‘Ben düşmanlarıma hazırlıklıyım zaten. Ama bu lafı hakikaten söylemek istiyorum. Allah’ım sen beni dostlarımdan koru.” 

Bugün ‘futbolu’ konuşmamız gerekirken bakın neleri konuşmak zorunda kalıyoruz. Maçı kazanırsınız veya kaybedersiniz. Başarmanın formülünü bildikten, başarının ana unsurlarını ‘yerine’ koyduktan sonra, mücadelenizden ‘kazançlı’ ayrılmama gibi bir durum söz konusu olamaz. Milli maç öncesi siz kalkıp, şu oyuncu şu oyuncuya silah çekti gibi konuları ‘deşerek’ gündem oluşturmaya çalışırsanız, bu ülke ‘değerlerine’ en büyük ihaneti etmiş olursunuz! Almanya’da futbol hayatlarını sürdüren ve Türk futbolu geleceği için alternatif olarak düşünülen ‘gurbetçi’ oyuncuların ‘pişmanlık’ doğuracak hadiselerin, her defasında ‘gündemde’ kalmasını sağlarsınız, bunun adı da ‘provokatörlük’ değil de ne olur?

Türk futbolunun içinde bulunduğu ‘oyunun temposu iyi ayarlanmayıp ve rakibe göre pozisyon alamayan’ zafiyeti artık kabullenmemiz gerekir. Bunu Çek Cumhuriyeti karşısında bir kez daha yaşadık. Oyunun ilk 45 dakikasındaki tempoyu maçın ikinci yarısına taşıyamadık. Umut ile 1-0 öne geçtiğimiz maçın yedi dakika sonrasında Beşiktaş’tan tanıdığımız Sivok’un golüne engel olmadık. Jonas Eriksson’un vermesi gereken penaltıyı ‘es’ geçmesi, maçın sonucunu etkileyecek hakem hatasıydı.

2016 Avrupa Şampiyonası yolu başlangıcında üst üste alınan iki yenilgi, Letonya maçını mutlak kazanılması gereken öneme getirdi. İnsan düşünmüyor değil; bu maçı olumsuz etkileyecek bir ‘senaryo’ üretilir mi? Tüm yapılan ve yaşananlara baktığımızda içinde silah olsa da olmasa da, bu saatten sonra sizce böyle bir senaryoya gerek kaldı mı dersiniz! 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle