--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli heyecan bitmemeli!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
Türkiye-Hollanda maçı oynandı ve bitti. Tıpkı ilk maçta olduğu gibi rakibe 2-0 mağlup olduk. Bu sonuç; Dünya Kupası’na gidememe  ve  çifte ‘Bayram’ hayalinin gerçekleşmemesi anlamı  taşıyordu…
Şükrü Saracoğlu Stadı’nın dolup taşması, seyircinin ay-yıldızlı ekibe olan güveninin bir göstergesiydi. Bu güven ve coşkunun sonucu yenilgi olmamalıydı. Başarı literatüründe belirtilen gerçeklerin asla ve asla göz ardı edilememesi gerektiğini, Hollanda maçıyla bir defa daha görmüş olduk.
Hollanda, futbolun gerektirdiğini 90 dakikalık mücadelenin her anından  kesitler sundu. Oyunun her iki yarısının başında attığı gollerle de sonuca gitmesini bildi.
Bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi, önce hayaldi, sonra umuda dönüştü. Hollanda maçı da futbolumuzun gerçeklerini gözler önüne serdi. Bunun bir başka izahı ise futbolumuzda uzun vadeli yapılması gereken planların, kısa sürede elde edilemeyeceği gerçeğiydi….
*
Her maçtan çıkarılması gereken dersler olur. Tıpkı oyunun henüz 8’inci dakikasında, Volkan’ın zamanlama hatasıyla kalemizde gördüğümüz ucuz gol gibi.
Ya diğer kaçırdığımız goller!..
Oyunun hemen başında ağırlıklı olarak Arda ile gelişen ataklarda, rakip kalede etkili olmaya çalıştık. Öyle ki Arda, Hollanda kalesinde bulduğu ve sonuca gidemediği net gol pozisyonlarına kendisi bile inanamıyordu. Hiçbir oyuncunun iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok… Ama Hollanda kalesinde, tıpkı Arda gibi, Burak Yılmaz ve Umut Bulut’un kaçırdığı goller ‘pes’ dedirtecek türdendi.
Her kaçan golden sonra ‘Şimdi değil de ne zaman?’ demek geliyor. Süper ligimizdeki golcü isimlere bakınca da, rakip fileleri havalandırmaya niçin ‘yabancı’ kaldığımız her halimizden belli oluyor!
Fatih Terim, rakip kalede yakalanan ve gollerin kaçırılma noktasında ‘bonkör’ davranıldığını görünce, sahaya Cenk Tosun, Olcay Şahan’ı sokuyor. Onların da maça kolay ısınamaması sonuç açısından değişiklik göstermedi.
Terim’in oyuncu tercihinde göze batanlar da yok değildi! Gökhan Töre’yi neden 56 dakika yanında beklettiğine bir anlam veremedik. Bu tercih ne kadar yanlış ise, Caner’in sakatlığından dolayı forma şansı bulan Hasan Ali Kaldırım’ın görev alması, o derece iyi bir seçimin göstergesiydi.
  *
Evet, Hollanda maçıyla birlikte Dünya Kupası da rafa kalkmış oldu. Peki bugünden sonra neler olacak?…Milli Takım’da başarı/başarısızlık konusunda ortaya çıkan tablo, ülke futbolunu  yansıtan  bir gösterge oldu.
Süper Lig’de G.Saray’ı üst üste şampiyon yaparak, bir yenisi için planlar yapan teknik adam, yani Fatih Terim, bir ‘sabah’ bakıldı ki Milli Takım’ın da başında. Sonrasında ise malum operasyonlar; G.Saray’dan koparılması v.s.
Her defasında ‘hedefinde’ çıtayı yüksek tutmak isteyen Terim, bu saatten sonra ‘Milli Takım’ın’ başarısı için neler yapacağının hesabı içinde olacaktır. Ama asıl yapması/düşünmesi gereken, bugünün operasyonlarına ileriye dönük planları da eklemek.
Hatırlayın, Terim, Galatasaray’ın başındayken yaşanan ‘yabancı’ oyuncu sayısı  konusundaki polemiği... Bu ve buna benzer konularda, Terim ile Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimi bir araya gelmeli ve biraz kafa yormalı.
Bugün maç sonucu konuşuyoruz. Futbolumuzda, hayal ile umut arasında gel-gitler yaşıyoruz. Somut adım ise gerçekleri masaya yatırmak, TFF ile kulüplerimiz arasındaki mesafeleri ortadan kaldırmakla olur. Beşiktaş teknik Direktörü Slaven Bilic ile Fatih Terim’in Hollanda maçı öncesi bir araya gelmesi, neler yapılabileceğine dair güzel/somut bir örnek…

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle