Manchini’li Galatasaray...
Bugünkü yazımıza Bilge Adam’ın sözüyle başlamak istiyorum; ‘Bilmediğimin kölesi, bildiğimin efendisiyim’. Bu, şu manaya geliyor, ‘gündem’ oluşturmak adına yazı ‘yazmak’, illaki birlerini eleştirmek, amiyane tabir ile ‘kalemle’ dövmek anlamına gelmiyor!...
Söz, dönüp dolaşıp nereye geliyor; Futbolun ilk sırasında yer alan gerçeklere.
Geçen hafta Beşiktaş-G.Saray derbisi derken, bu haftaya damgasını vuran gelişme Fatih Terim’den boşalan teknik direktörlük koltuğuna İtalyan teknik adam Roberto Mancini’nin yerleşmesi.
Ne ilginçtir ki, siz bu satırları okurken, yeni G.Saraylı İtalyan Teknik Direktör Mancini, yine bir İtalyan ekibi Juventus’a karşı ilk sınavını vermiş olacak. Manchini’nin ilk maçı olduğundan karşılaşmanın skorundan daha ziyade, ‘çiçeği burnundaki’ teknik direktörün Sarı-Kırmızılı takıma nasıl/niçin geldiği ve ne kadar yarar sağlayacağı konusu!...
*
G.Saray, Ünal Aysal ve yönetimince, kurumsal bir yapı adına, yeni yönetimle birlikte Fatih Terim takımın başına getirilmişti. Gelişen süreçte, üst üste kazanılan lig şampiyonluğu. Aysal-Terim süreci ile birlikte her defasında çıta biraz daha yukarı çekilmek istendi.
Başarmak için elinizde iyi bir malzemenin olması kaçınılmaz. İşleyen süreçte Drogba ve Sneijder gibi yıldız oyuncular takıma kazandırıldı. Başarıya son halka Bruma ve onun da takıma katkısı ortada…
Her şey yolunda giderken, ne oldu ise önce Abdullah Avcı’nın istifası ve Terim’in Milli Takım’la anlaşmasıyla oldu. Peşinden gelen, Sarı-Kırmızılı Aysal yönetiminin ‘Terim’le yollarının ayrılması’ kararı.
Şimdi soruyorum; Abdullah Avcı’nın Milli Takım’ndan ayrılması ile Fatih Terim’in G.Saray’dan ayrılması arasında sizce bir fark var mı? Bana sorarsanız operasyonlarda ki tek fark, isimlerin farklılaşması.
Anlık değil de planlı ve bir o kadar ‘sinsice’ alınan kararlar, camiaları, diğer bir ifade ile kurumsal denilen o yapıları zor duruma düşürecek bir hal almıştır. Peki, bunların senaristleri kimler? Yıldırım Demirören ve Ünal Aysal. Oyuncular, yani muhatapları kim? Abdullah Avcı ve Fatih Terim.
Şimdi siz halen kalkıp ‘Türk Futbolu neden istikrar sağlayamıyor?’ diye soru sorarsanız, ben de ‘Doğruları göz ardı edilen yerde, siz nasıl başarıda istikrar beklersiniz’ derim. Buna bir başka örnek Beşiktaş’ın geldiği son durum...
*
Tekrar dönelim Mancini’nin G.Saray’a transferine.. İtalyan teknik adam, ayağının tozu ile Juventus karşısına çıktı. Manchini yaptığı ilk basın toplantısında, her şeyin çabuk geliştiğini ve Fatih Terim’in bıraktığı yerden devam edeceğini söylüyor.
Evet, anlık ve çabuk gelişen her işte kısa sürede verim almak çok zor. Açıklamalara baktığımızda, değişimler tamamıyla plansız-programsız ve Ünal Aysal yönetiminin ‘neye’ bağlı olarak aldığı henüz belli olmayan ama mutlaka zamanla gün yüzüne çıkacak bir süreç! Bu tür yaklaşımımızdaki temel düşünce ise, olaylar karşısında Fatih Terim’in, Milli Takım açısından Abdullah Avcı’nın gelişmeler karşısında sessizliğini koruması.
*
Bir de madalyonun diğer yüzü; ‘Manchini’nin G.Saray’a maliyeti’ var. İnce bir hesapla bu rakam 12,5 milyon EURO civarında. Terim ve ekibinin aldığı rakamın kaçta kaçı olduğu sorgulandığında, böyle bir transferin tamamen kısa vadede söylenti/tartışmaların önüne geçmek için alınan bir karar olduğu her halinden belli. Öyle olmasaydı, transferin bittiği, lig sezonu başlayalı altı hafta ve Şampiyonlar Ligi grup maçlarının ilk haftasının oynandığı bir zaman diliminde, siz buna nasıl kalkışma cesareti gösterebilirsiniz!...
Kısacası, G.Saray’da ‘rüştünü’ ispatlamış Fatih Terim’i gönderme ve sonrasının da bir bedeli olmalıydı. Ve o şans da İtalyan Teknik Direktör Roberto Manchini’ye vurdu. Toz-duman içinde gerçekleşen süreçte görüntü elbetteki parlak olmayacaktır. Bunun ayrıntıları mı? Hep birlikte, bekleyip göreceğiz...
Söz, dönüp dolaşıp nereye geliyor; Futbolun ilk sırasında yer alan gerçeklere.
Geçen hafta Beşiktaş-G.Saray derbisi derken, bu haftaya damgasını vuran gelişme Fatih Terim’den boşalan teknik direktörlük koltuğuna İtalyan teknik adam Roberto Mancini’nin yerleşmesi.
Ne ilginçtir ki, siz bu satırları okurken, yeni G.Saraylı İtalyan Teknik Direktör Mancini, yine bir İtalyan ekibi Juventus’a karşı ilk sınavını vermiş olacak. Manchini’nin ilk maçı olduğundan karşılaşmanın skorundan daha ziyade, ‘çiçeği burnundaki’ teknik direktörün Sarı-Kırmızılı takıma nasıl/niçin geldiği ve ne kadar yarar sağlayacağı konusu!...
*
G.Saray, Ünal Aysal ve yönetimince, kurumsal bir yapı adına, yeni yönetimle birlikte Fatih Terim takımın başına getirilmişti. Gelişen süreçte, üst üste kazanılan lig şampiyonluğu. Aysal-Terim süreci ile birlikte her defasında çıta biraz daha yukarı çekilmek istendi.
Başarmak için elinizde iyi bir malzemenin olması kaçınılmaz. İşleyen süreçte Drogba ve Sneijder gibi yıldız oyuncular takıma kazandırıldı. Başarıya son halka Bruma ve onun da takıma katkısı ortada…
Her şey yolunda giderken, ne oldu ise önce Abdullah Avcı’nın istifası ve Terim’in Milli Takım’la anlaşmasıyla oldu. Peşinden gelen, Sarı-Kırmızılı Aysal yönetiminin ‘Terim’le yollarının ayrılması’ kararı.
Şimdi soruyorum; Abdullah Avcı’nın Milli Takım’ndan ayrılması ile Fatih Terim’in G.Saray’dan ayrılması arasında sizce bir fark var mı? Bana sorarsanız operasyonlarda ki tek fark, isimlerin farklılaşması.
Anlık değil de planlı ve bir o kadar ‘sinsice’ alınan kararlar, camiaları, diğer bir ifade ile kurumsal denilen o yapıları zor duruma düşürecek bir hal almıştır. Peki, bunların senaristleri kimler? Yıldırım Demirören ve Ünal Aysal. Oyuncular, yani muhatapları kim? Abdullah Avcı ve Fatih Terim.
Şimdi siz halen kalkıp ‘Türk Futbolu neden istikrar sağlayamıyor?’ diye soru sorarsanız, ben de ‘Doğruları göz ardı edilen yerde, siz nasıl başarıda istikrar beklersiniz’ derim. Buna bir başka örnek Beşiktaş’ın geldiği son durum...
*
Tekrar dönelim Mancini’nin G.Saray’a transferine.. İtalyan teknik adam, ayağının tozu ile Juventus karşısına çıktı. Manchini yaptığı ilk basın toplantısında, her şeyin çabuk geliştiğini ve Fatih Terim’in bıraktığı yerden devam edeceğini söylüyor.
Evet, anlık ve çabuk gelişen her işte kısa sürede verim almak çok zor. Açıklamalara baktığımızda, değişimler tamamıyla plansız-programsız ve Ünal Aysal yönetiminin ‘neye’ bağlı olarak aldığı henüz belli olmayan ama mutlaka zamanla gün yüzüne çıkacak bir süreç! Bu tür yaklaşımımızdaki temel düşünce ise, olaylar karşısında Fatih Terim’in, Milli Takım açısından Abdullah Avcı’nın gelişmeler karşısında sessizliğini koruması.
*
Bir de madalyonun diğer yüzü; ‘Manchini’nin G.Saray’a maliyeti’ var. İnce bir hesapla bu rakam 12,5 milyon EURO civarında. Terim ve ekibinin aldığı rakamın kaçta kaçı olduğu sorgulandığında, böyle bir transferin tamamen kısa vadede söylenti/tartışmaların önüne geçmek için alınan bir karar olduğu her halinden belli. Öyle olmasaydı, transferin bittiği, lig sezonu başlayalı altı hafta ve Şampiyonlar Ligi grup maçlarının ilk haftasının oynandığı bir zaman diliminde, siz buna nasıl kalkışma cesareti gösterebilirsiniz!...
Kısacası, G.Saray’da ‘rüştünü’ ispatlamış Fatih Terim’i gönderme ve sonrasının da bir bedeli olmalıydı. Ve o şans da İtalyan Teknik Direktör Roberto Manchini’ye vurdu. Toz-duman içinde gerçekleşen süreçte görüntü elbetteki parlak olmayacaktır. Bunun ayrıntıları mı? Hep birlikte, bekleyip göreceğiz...







