--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Lig’in değişimi neye bağlı?

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Başkan, yönetici, teknik direktör, antrenör veya sporcu... Maç öncesi-sonrası fark etmiyor. Sıcağı sıcağına başlanır ‘kelimeler’ döktürülmeye. ‘Karar verme, aklın durduğu andır’ sözüne nazire edercesine, başlanır konuşulmaya. Ağızdan çıkan bir kelime adeta ‘Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı...’ atasözünün anlamının altını çizercesine... Sonuç mu? Değişmiyor, değişmesi de imkânsız olmasa da, çok zor gibi gözüküyor...

Buraya kadar ifade etmeye çalıştığımız konuyu, meraklı bir futbol severseniz tahmin edersiniz sanırım; Hakemler. Sahada ani karar veren, verdiği kararın ‘değişmezliğini’ çaldığı düdükle tayin eden, yarı profesyonelliğini ilan eden o bildiğimiz ‘hakemler’. Bir müsabakayı tarafsız, bir o kadar ilkeli yönetmesi gereken isimler...

Hakem her defasında var, olmaya da devam edecektir. Bu demek oluyor ki, hakemlerin ‘eyyamcılıkla’ işlerinin olmaması gerekiyor. Tüm bunları bizlere söylemekte katkısı olan Beşiktaş-Trabzonspor maçını yöneten isim, Mete Kalkavan. Her iki takım arasındaki mücadele temposu o kadar yüksekti ki, verdiği kararlarla ‘Ben bu maçın önüne geçebilirim...’  manasına gelen, eleştirisi bol ‘kepçeli’ bir yönetim.  Şunun hemen altını çizeyim. Bir maçı hakem tek başına yönetmiyor. Bir maç altı hakemle yönetiliyor!.. Şimdi gelelim sadede... Beşiktaş adına her amaçta başarılı performansıyla ön plana çıkan Quaresma’nın 62. dakikada Yusuf Erdoğan’ı sakatladığı pozisyona, hakemin yanlış yorumlamaya gitmesi maçın o anda Trabzonspor adına kopmasına neden oldu. Neden? Sahanın en iyileri Quaresma ve Yusuf. Her iki oyuncu sahanın en iyisi.  Karşılaşmanın hakemi Mete Kalkavan, gördüğünü kartına yansıtma cesareti gösterse, sahanın en iyisi Quaresma saha dışında kalacak. Futbolun bugün neden çok tartışıldığını görmüş olduk!.. 

Sahada oynanan oyunu ‘tiyatroya’ benzeten Trabzonspor başkanı Muharrem Usta, bu benzetmesinde ne derece de haklı olduğu, Beşiktaş maçı sonrası yaptığı açıklamada ortaya çıkıyor. Ne diyor Başkan Usta, “Yusuf saha dışında, ona kırmızılık hareketi yapan sahada öyle mi... Mademki sahada tiyatro oynanacak Yusufların ne işi vardı burada. Bu işe kim dur diyecek! Yeter.” 

Türkiye Futbol Federasyonu yaşananların neresinde? Direkt merkezinde ise, niçin bu tür olaylara, öncesinde ‘dur’ demek gibi ‘görev’ üstlenilmiyor. Örnek mi? Bordo-mavili kulübün, Mete Kalkavan’ın atanmasıyla duyduğu kaygıyı, maç öncesi dillendirilmesi. Madem öyle, neden bu atama dikkate alınmaz!.. 

•

Ligde geride kalan haftalarında en ilgi çeken takımı Medipol Başakşehirspor. Galatasaray deplasmanında galip gelişinin tesadüf olmadığı rakamlara da yansıyor. Ligde dört puan kaybetmesi, beş deplasman maçında sadece 1 gol yemesi, Başakşehir’in, ne Galatasaray’ı yenmesi, ne de ligde geldiği yerin tesadüfi olmadığının yansıması. İstanbul ekibinin ligin Şampiyon olan altıncı takımı, futbol liginin ‘efsane’ takımı olma yolundaki ilerlemesinin sırrı ne?.. 

Başakşehirspor teknik direktörü Abdullah Avcı, ligin üçüncü haftasında galibiyet serisini 3’te 3’e getirdiğinde ‘Güzel bir hikâye. Bunu zenginleştirmeye çalışıyoruz. Umarım bunun karşılığını alırız’ şeklindeki sözleri, hikâyenin devam ettiği ve geldiği yerin temelini adeta özetler nitelikte...

•

Fenerbahçe, Akhisar deplasmanında elde ettiği galibiyetin ‘sürpriz’ sayılması, Avrupa Liginde Manchester United karşısında elde edilen ‘anlamlı’ galibiyeti hiçe saymak demek. Diğer takımlar gibi sarı-lacivertli ekibin taraftarının da merak konusu ise ‘devamlılık’... 

Akhisar maçında Teknik Direktör Dick Advocaat, Manchester maçının yıldızı Musa Sow’un yerine Robin van Persie’yi ilk 11’de yer vermesi, sarı-lacivertlilerin kadro olarak diğer takımlardan eksik kalan tarafının olmadığı. Bu durum, başarı yolunda Fenerbahçe’nin mazereti kalmadığının tescilidir...

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle