Ligde sürpriz yok...
Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor... Şampiyonluğun en önemli üç ismi. Süper Lig’in 12’inci haftasında onlara lazım olan 3 puandı. Tek farklı skor da olsa onu elde etme başarısı gösterdiler. Önemli olan kazanmak ise işte onlar bunu başardılar. İyi futbol mu derseniz, dünün devamı gibi...
Vasatı aşamamak, beklentinin çok gerisinde kalmak.
Problemi ortaya koyduğumuzda, çözüm noktasında alternatif sunamazsak, şu anda yaptığımız işin (yazı yazmanın) önem derecesi bir yere kadar olur. Kazanç adına sunacağımız görüş, nelerin yapılabileceği.
Futbol camiasının büyük çoğunluğu Fatih Terim’in Milli Takım’ın başına geçmekle, yarın güzel işler yapılacağından oldukça emin.
Karamsarlığa kapıldığımız için söylemiyorum, ülke takımı yarın iyi sonuçlar almadığında, o zaman eleştiri de beraberinde gelecek. Peki, Milli Takım’ın başarı kaynağı kim, takımlarımız! Öyle ise Milli Takım’da olduğu gibi futbolumuzu iyileştirmek için kulüpler düzeyinde de kafa yormak gerekiyor!
Tüm bu dillendirdiğimiz konularda bir gerçek var: Ligin 12’inci haftasının da diğer haftalardan pek farklı olmaması. Ligin zirvesinde yer alan takımların zorlanması... Eğer onların zorlanmasının kaynağı ‘Anadolu takımlarının güçlenmesi’ ise o zaman, bu durum Milli Takım’a da yansır. Fatih Terim, son iki hazırlık maçında sahaya sürdüğü isimlerle bunu test etti ve sonucunu da gördü. Milli Takımlar başarılı çalıştırıcısının yapması gereken, bu tür doğrularda ısrarcı olması…
FENERBAHÇE GALİBİYETİNİN ANLAMI
Süper Lig lideri F.Bahçe, Antalya deplasmanında 2-1 kazandı. Maçın gollerinin 5 ve 90’ıncı dakikada geldiğini görmekteyiz.. Bu şu demek, Kanarya oyunun ilk ve son dakikasında da var. Peki diğer bölümlerde ne durumda? Onu yapabilse, ‘Kim tutar seni’ yakıştırmasını alacak.
F.Bahçe’de kadro zenginliği önemli bir avantaj. Oyuncular arasındaki rekabetin bir sonucu olarak ortaya çıkan da iyi futbol. Antalya karşısında oyuna hızlı başlamak ve henüz 5’inci dakikada Webo ile sonuca gitmek ve maçın son dakikasında Musa Sow ile maçı koparmak…
Kaliteli oyuncu çokluğu liderin sonuca gitmesini kolaylaştırıyor. Musa Sow, Kuyt, Alper, Caner, Gökhan ve diğerleri… Antalya karşısında Alper çıkıyor Emenike giriyor, oyunun akışında Emre ile Salih, Webo ile Selçuk yer değiştiriyor. Her oyuncunun bir alternatifi var. Yedek kulübesi zengin olunca maç kazanmak da kolay oluyor vesselam.
ASLAN PRESTİJİNİ KURTARMALI
Galatasaray, 2-1’lik Sivas galibiyeti ile 3 puanın sahibi oldu. Bir penaltı ve 4 kırmızı kartlık bir maç. Bu karşılaşmanın özeti nedir diye sorsalar, ben ‘Halis Özkahya ve Burak Yılmaz’ derim. Sivas’a attığı golle 100’ler kulübüne girme başarısı gösteren Burak Yılmaz’ın caza sahası içinde kendisine faul yapılmış gibi yerlerde sürünmesi, isminin önüne yıldız yazdırabilecek bir oyuncuya hiç mi hiç yakışmadı! Ve buna prim veren bir hakem…
Sergilenen futbol ve alınan sonuçlardan sonra gözlerin çevrildiği ilk kişi takım çalıştırıcısı Roberto Mancini. Ne diyor Mancini; ‘Ben sihirbaz değil, bir teknik direktörüm ve yeni gelen bir teknik direktörüm. Futbolcuları tanımak, kulübü tanımak için belli bir zamana ihtiyaç var’. Bu sözlerden çıkarılacak sonuç, Galatasaraylı taraftarlar gibi İtalyan teknik adamdan kısa sürede büyük başarılar beklemek zor. Onun süre istemesi ve vurgulamak istediği, başarının transferden önce gelmeyeceği gerçeği…
Şampiyonlar Ligi’nde bugün oynanacak Real Madrid maçıyla ilgili de İtalyan teknik adam net bir tavır ortaya koymuyor. Madrid’in kolay lokma olmadığı, G.Saray’ın ise mevcut gücü kadar oynayacağına vurgu yapıyor. Tabii bu sözler, hayalin peşine kapılmanın olmadığı, temkinli sözler. Hemen ilk maçtaki 6-0 gibi farklı bir skor akla geliyor. Bir futbolsever olarak belki iki takım arasında kalite bakımından farklılıklar var ama en azından Aslan, kolay lokma olmayan rakibi karşısında ilk maçın prestijini kurtarmak için mücadele etmeli...
Vasatı aşamamak, beklentinin çok gerisinde kalmak.
Problemi ortaya koyduğumuzda, çözüm noktasında alternatif sunamazsak, şu anda yaptığımız işin (yazı yazmanın) önem derecesi bir yere kadar olur. Kazanç adına sunacağımız görüş, nelerin yapılabileceği.
Futbol camiasının büyük çoğunluğu Fatih Terim’in Milli Takım’ın başına geçmekle, yarın güzel işler yapılacağından oldukça emin.
Karamsarlığa kapıldığımız için söylemiyorum, ülke takımı yarın iyi sonuçlar almadığında, o zaman eleştiri de beraberinde gelecek. Peki, Milli Takım’ın başarı kaynağı kim, takımlarımız! Öyle ise Milli Takım’da olduğu gibi futbolumuzu iyileştirmek için kulüpler düzeyinde de kafa yormak gerekiyor!
Tüm bu dillendirdiğimiz konularda bir gerçek var: Ligin 12’inci haftasının da diğer haftalardan pek farklı olmaması. Ligin zirvesinde yer alan takımların zorlanması... Eğer onların zorlanmasının kaynağı ‘Anadolu takımlarının güçlenmesi’ ise o zaman, bu durum Milli Takım’a da yansır. Fatih Terim, son iki hazırlık maçında sahaya sürdüğü isimlerle bunu test etti ve sonucunu da gördü. Milli Takımlar başarılı çalıştırıcısının yapması gereken, bu tür doğrularda ısrarcı olması…
FENERBAHÇE GALİBİYETİNİN ANLAMI
Süper Lig lideri F.Bahçe, Antalya deplasmanında 2-1 kazandı. Maçın gollerinin 5 ve 90’ıncı dakikada geldiğini görmekteyiz.. Bu şu demek, Kanarya oyunun ilk ve son dakikasında da var. Peki diğer bölümlerde ne durumda? Onu yapabilse, ‘Kim tutar seni’ yakıştırmasını alacak.
F.Bahçe’de kadro zenginliği önemli bir avantaj. Oyuncular arasındaki rekabetin bir sonucu olarak ortaya çıkan da iyi futbol. Antalya karşısında oyuna hızlı başlamak ve henüz 5’inci dakikada Webo ile sonuca gitmek ve maçın son dakikasında Musa Sow ile maçı koparmak…
Kaliteli oyuncu çokluğu liderin sonuca gitmesini kolaylaştırıyor. Musa Sow, Kuyt, Alper, Caner, Gökhan ve diğerleri… Antalya karşısında Alper çıkıyor Emenike giriyor, oyunun akışında Emre ile Salih, Webo ile Selçuk yer değiştiriyor. Her oyuncunun bir alternatifi var. Yedek kulübesi zengin olunca maç kazanmak da kolay oluyor vesselam.
ASLAN PRESTİJİNİ KURTARMALI
Galatasaray, 2-1’lik Sivas galibiyeti ile 3 puanın sahibi oldu. Bir penaltı ve 4 kırmızı kartlık bir maç. Bu karşılaşmanın özeti nedir diye sorsalar, ben ‘Halis Özkahya ve Burak Yılmaz’ derim. Sivas’a attığı golle 100’ler kulübüne girme başarısı gösteren Burak Yılmaz’ın caza sahası içinde kendisine faul yapılmış gibi yerlerde sürünmesi, isminin önüne yıldız yazdırabilecek bir oyuncuya hiç mi hiç yakışmadı! Ve buna prim veren bir hakem…
Sergilenen futbol ve alınan sonuçlardan sonra gözlerin çevrildiği ilk kişi takım çalıştırıcısı Roberto Mancini. Ne diyor Mancini; ‘Ben sihirbaz değil, bir teknik direktörüm ve yeni gelen bir teknik direktörüm. Futbolcuları tanımak, kulübü tanımak için belli bir zamana ihtiyaç var’. Bu sözlerden çıkarılacak sonuç, Galatasaraylı taraftarlar gibi İtalyan teknik adamdan kısa sürede büyük başarılar beklemek zor. Onun süre istemesi ve vurgulamak istediği, başarının transferden önce gelmeyeceği gerçeği…
Şampiyonlar Ligi’nde bugün oynanacak Real Madrid maçıyla ilgili de İtalyan teknik adam net bir tavır ortaya koymuyor. Madrid’in kolay lokma olmadığı, G.Saray’ın ise mevcut gücü kadar oynayacağına vurgu yapıyor. Tabii bu sözler, hayalin peşine kapılmanın olmadığı, temkinli sözler. Hemen ilk maçtaki 6-0 gibi farklı bir skor akla geliyor. Bir futbolsever olarak belki iki takım arasında kalite bakımından farklılıklar var ama en azından Aslan, kolay lokma olmayan rakibi karşısında ilk maçın prestijini kurtarmak için mücadele etmeli...







