Lig Şampiyonluğu yolunda...
2014-2015 futbol sezonunun şampiyon adayları Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe rakipleri karşısında galip gelmesi, ligin bitmesine beş hafta kala ‘heyecanın’ artarak devam etmesi anlamına geldi.
Lider Beşiktaş’ın Trabzonspor deplasmanından 2-0 gibi net bir skor ve oyun olarak rahat galip gelmesini kimse beklemiyordu. Bu tür ‘beklenmedik’ bir sonucun ortaya çıkmasında kimin etkisi oldu dersiniz? İşin ciddiyetini farkına varamayan ‘futbolcular’ topluluğu ve onlara yapması gerekenler konusunda sorumluluk ‘yükleyemeyen’ teknik direktör, Ersun Yanal!
Neydi Yanal’ın uygulamadaki ‘tutarsız’ davranışları! Sahada olmayan mücadele hırsı ve bu yanlışlara müdahalenin gecikmesi ‘sırıtır’ türdendi. Kenar yönetimden kaynaklanan, karşılaşmada görev üstlenen oyuncuların bu ‘sorumluktan’ uzak oluşları, oyuna-skora, hem de camia içindeki huzura ‘olumsuz’ etkisi oldu.
Trabzonspor’un dış saha maçlarındaki istikrarsızlığı ortadayken, siz sahanızdaki Beşiktaş gibi bir takıma karşı iyi mücadele vermek zorundasınız? Adınız ‘şampiyonluk’ yarışından uzak, ligde dördüncülükle anıldığında bu tespit daha da önem kazanmakta. Takım olarak sevenlerinize vereceğiniz en güzel galibiyetin adına ‘derbi’ diyeceğimiz maçta iyi mücadele etmek! Ersun Yanal ve talebelerinde o da olmayınca, bordo-mavili taraftarlar başlıyor, haklı olarak ‘tepkisini’ ortaya koymaya...
Özer’in oyundan alınması, Bosingwa’nın sakat sakat görev almasına rağmen, Cardozo gibi bir oyuncuyu yedek kulübesine mahkûm etmesi, Ersun Yanal’ın maçtan beklentisini özetler cinstendi! Öyle ki, Yanal’ın bu davranışı, maça ondan daha ‘cesaretsiz’ bakan Bilic’i bile umutlandırdı. Siyah-beyazlı teknik adam, maçın ikinci yarısında Demba Ba’yı sahaya sürerek maçın gidişatı üzerinde etkili oldu. Bu da bir teknik adamın maç akışı üzerinde ne kadar önemli olabileceğini göstermiş oldu!
Fenerbahçe-Balıkesir maçı, skor ve oyun anlayışı olarak sadece haftanın değil, sezonun da en ilginç mücadelesiydi. Skorun 4-3 olması kimin şampiyon, kimin ligde kalma mücadelesi verdiği ‘endişeleri’ni de beraberinde getirdi. Her iki takımın hücum ve savunmada yaptığı hatalarla ‘Fenerbahçe’ mi kazandı yoksa Balıkesirspor’ mu kaybetti?’ belirsizliğini ortaya koydu! Bu hatalara, hakem kararları da eklenince, ortaya ‘ilginç’ bir karşılaşma çıktı.
Sonuç olarak Fenerbahçe mücadeleden galip ayrıldı ve şampiyonluk yarışındaki iddiasını sürdürdü. Oyun olarak yokları oynasa da, sergilediği futbol ve yaşadığı ‘gerilimle’ bu yükün altından nasıl kalkacağını, ligin kalan beş haftasında (o da eder 7,5 saatlik mücadele), hep birlikte göreceğiz.
Galatasaray-Beşiktaş’ın birbirleri ile oynayacak olması, sarı-lacivertli ekibin işini kolaylaştıracak gibi gözükse de, rakiplerin ne yapacağı kadar Kanaryanın oynadığı maçlardan galip ayrılması gerekiyor. Bu hafta sonu Sivas deplasmanında oynayacak olması, rakibinin Erciyes deplasmanında 2-0 yenilgiden 3-2 galip olarak moralle ayrılmasından sonra, Sivasspor maçının önemini daha da artırmakta.
Teknik Direktör Sergen Yalçın’ın TFF Hukuk Müşavirliği tarafından PFDK’ya sevk edilmesi, bu kuruldan ceza almaması konusu... Fenerbahçe camiası bu karara nasıl tepki gösterir? Gösterecek ise haklılık payı nedir? Tüm bu soruların karşılığını aramamız, yazımızın ‘yer’ konusunda sıkıntısına neden olur ki… O yorumu da siz değerli okuyucularımıza bırakalım!
Sahi, Galatasaray için de birkaç kelime edelim. Aslanın kaybetmeye tahammülü yoktu. Rakibine oranla kazanmayı daha çok istedi. Skor olarak maçı ilk 45 dakikada bitirmesi ve Burak’ın 2 gol kaydetmesi, bunun en önemli göstergesiydi… Şampiyonluk arzusu bu olsa gerek!







