--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

LGBT sapkınlığı ve Çıldır gölünde dans…

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
12

LGBT sapkınlığı ve Çıldır gölünde dans…

AHMET GÜLÜMSEYEN

Batılıların sömürgeci ve emperyalist tarihinin stratejileri farklı şekillerde kendini göstermeye devam ediyor. Askeri darbeler yerini farklı yöntemlere bırakmış durumda. Müslümanların İslam’dan uzaklaşması projeleri üzerine kurgulanan bu yaklaşımın farklı alanlarında görmek zor değil. Çalışmaların ortak özelliği, toplumun temelini oluşturan aile yapısını sarsmak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul İl Kadın Kolları 7. Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, işin daha tehlikeli bir maceraya yöneldiğine ve aile kurumunu hedef aldığına dikkat çektiği konuşması, önem taşıyor; “Geldiğimiz noktada durum cinsiyetsizleştirme sinsiliği altında erkekleri de içine alan bir cinnete doğru evrilmeye başlamıştır. Küresel kültürün baronları tarafından LGBT sapkınlığı birçok alanda teşvik edilmekte ve özendirilmektedir. Çocuk istismarını da meşrulaştıracak kadar arsızlaşan bu sapkınlığa itiraz etmek, birçok Batı ülkesinde neredeyse imkânsızdır. Sinemadan modaya, dijital mecralardan edebiyata, siyasetten sivil topluma geniş bir yelpazede hayatımıza zerk edilmek istenen bu cinnetten milletimizi uzak tutmamız şarttır.”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın konuya bu denli hassasiyet gösterirken, spor başta olmak insanımızın katılım gösterdiği birçok alanda toplumun ‘değerleri’ hiçe sayılarak, batılılaşma yolunda bu denli faaliyetlere neden ‘dur’ denilmemesinin bir tek izahı olabilir, o da küresel güç baronlarının ‘taşeronluğu/piyonluğunu’ yapanların, toplum içindeki uzantıları. Ortadan kaldırmak, kişisel değil insanın varoluş gayesini, insani ve vicdanı sorumluluğunu taşıyan herkesin görevi olsa gerek…      

CİNSİYETSİZLEŞTİRME VE 

DİNSİZLEŞTİRME VURGUSU

LGBT dendiği vakit, sadece ‘cinsiyetsizlik’ ön plana çıkmıyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın konuya dikkat çekmesi, hemen aklımıza spor aracılığıyla ‘cinsiyetsizliğin yanı sıra, ‘dinsizleştirme’ anlayışında işletilen sürecin önemli bir parçası olmasını getirdi. İslami değerler başta olmak üzere, dini inançla bağdaşır olmayan bu hareketlerin/eylemlerin, çocuk ve gençler başta olmak üzere spor aracılığıyla her yaş grubuna yönelik gerçekleştiriyor olması. Bunun en bariz örneğini son yapılan Paris Olimpiyatlarının açılışındaki ‘rezalet’. Bu tür örnek gösterilecek eğilimlerin yabancı sermaye, bu sermayelerin ülkemizdeki sponsorlarının da (destekleyicileri) devreye girdiğini görüyoruz. Bu şirketlerin kim/kimler olduğunu birçok kez bu yazımızda konu edinmiştik. Aynı/benzer, Türk sporunun içerisinde yer alan yabancı şirketlerin bugün Filistin’de soykırım yapan İsrail’e destek olan firmaların Spor Federasyonunda varlıklarının sürdürmesine müsaade edildiğini görmekteyiz, ne yazık ki!.. 

KFC’NİN SPORSORLUĞU VE 

ÇILDIR GÖLÜNDE DANS

Siyonist destekleyici olarak adı İsrail’in Filistin’deki katliamına ‘sponsor’ olarak karışan ABD’li restoran şirketi KFC isminin halen Türkiye Voleybol Federasyonu Kadınlar 1. Lig’e isim sponsoru olmasının (kadınlara sponsor olması da elbette tesadüf olamaz) nasıl izahı olabilir? Bu sorunun muhatabı Voleybol Federasyonu ve Spor Genel Müdürlüğüdür! Soykırımın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen sorumlular halen gerekli adımı atmıyor, söz konusu yasaklamayı gerçekleştirmiyorsa, sporumuzun kimler tarafından, nasıl yönetildiğinin bir gerçeğini ortaya koymaktadır. Bir başka örnek mi istiyorsunuz; Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da, Çıldır Gölü’nde, buz pateni (açık saçık) kıyafetiyle sıcaklığı -10 dereceye kadar düşen yüzeyi donmuş göl üzerinde gösteri amaçlı dans eden sporcular projesi. Doğruları kabullenmek istemeyen (veya işine böyle gelenler için) projenin ‘fotoğrafları’ ile Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın LGBT/aile ile ilgili sözlerini yan yana getirin, projelerle neyin amaçlandığı, bu ve benzeri projelere neden karşı koyulması gerektiği ve ne demek istediğimiz/istendiğini daha iyi anlaşılacaktır…   

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bahçekapılı

8 Şubat 2025 12:20

Toplumu inşa etmek,her alanda milli ve manevî kültürü yaşatmakla mümkün. Devletin Her kurumu üzerine düşeni yapmalı.

Abdullah Kaan

8 Şubat 2025 00:31

1970'li yıllara kadar tedavi yöntemleri olan psikolojik sapkınlıkken düğmeye basılıp bu tanım değişti. Türkiye'de 1990'lı yıllarda Özgürlük ve Dayanışma Partisi (sonradan ÖDP ve Sol Parti) şemsiyesi altında meşrulaşma çalışmaları var. Hep sol ve Türk ismi taşıyan farklı kimlikli görüşlü yapılar altında gelişiyor, koruyup kullanıyor. Bugün de öyle... Uluslararası bir network'e bağlılar. Sinema, sanat, moda ve sosyal medyada klikleri var. Sol görüşlü partilerin sapıklığın tarafında olmasına şaşılacak bir durum yok. Muhafazakar siyasi iradenin aileyi güçlendirme çalışmaları isabetli ama bunun ötesinde koruyucu ve kurtarıcı politikalar geliştirmesi gerekiyor.

Abdullah sapmaz

7 Şubat 2025 22:13

Sayın yazarım 20 yıldır aynı iktidar bütün olumsuzlukların artması maalesef bu sürede olmuştur,güvendiğimiz dağlara kar yağdı.adaletsizlikler aldı yürüdü,enson gaztenizdeki haber milletvekillerinin trafik cezalarından muaf olmalarının düşünülmesi bir parti düşünki ancak bukadar ayağına sıkar.

ata

7 Şubat 2025 17:54

sapık sapıktır, siyonist de siyonisttir... tabi hala siyonistin cirit atması da artık ciddi ciddi sorgulanmalıdır.. bknz. rize...

Sorumlunun sorumlusu

7 Şubat 2025 17:50

Voleybol Federasyonu ve Spor Genel Müdürlüğü sorumlu diyorsun..peki tüm bu sorumlulardan kim sorumlu ..işte bunu söyleyebilmek için 40 fırın ekmek yemen laazım yemezz..korkudan bir yandanda güzelleme yapıyorsun:))

Kanber

7 Şubat 2025 14:15

Selamlar. Allah razı olsun. Ağzınıza sağlık. Bu konuları ne güzel dile getiriyorsunuz. Bu azgınlar, bu ahlaksızlar ne Allah'tan korkuyorlar. Nede kuldan utanıyorlar. Ne de soğuktan sakınıyorlar. Azgınlık öyle bir şey ki; Aklı tamamıyka bertaraf ediyor. Spor yapmak için insanım diyenin üstünü başını soyunup, çamaşırları çıkartması mı lazım. Bunu zır deliler dahi yapmaz. İşte bu iblis'e şeytana tabi olmaktır. Allah Celle Celalühü Araf suresinin 27. ayetinde "Ey ademoğulları şeytan atalarınızın avret yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü şeytan ve taraftarları sizin onları göremediğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz ki Biz şeytanları inanmayanların dostları yaptık." Maide suresinin 90. ayetinde ise "Ey iman edenler içki kumar ve dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan İşi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınki kurtuluşa eresiniz." Buyurmaktadır. Peygamberimiz Aleyhisselam "Haya (utanma) imandandır. İmansa Cennettedir. hayası (utanması) olmayanın imanı olmaz. İmanı olmayan Cennete giremez" diye buyurmaktadır. Ayeti kerime ve hadis-i şerifler hürmetine; Allah'ım bizi edepli hayalı olanlardan eyle Cennetine nail eyle. Bizi her an heva ve hevesimiz, moda ve modacı, deizm, budizm, maksizm, modernizm, materyalizm ...gibi İZİMLER'den ve şeytanlaşmış kötü insanların ve şeytanın şerrinden koru. Amin

Taner Şener Özkılıç

7 Şubat 2025 13:14

Çok doğru bir tespit

okur

7 Şubat 2025 12:43

geldi namus bekcisi 

Okur

7 Şubat 2025 11:54

LGBT denen şey.

Yukarıdada ilahi kalem var,,esas orada kırıldı..

7 Şubat 2025 10:04

Bas bas bağıra bağıra geliyorlardı,,ama onlara burada "yol veren" göz yuman etkili yetkili kişilere karşı sert bir karşı duruş gösterilmedi,,,artık iş geçti,herkes çocukları eşleri yakınları sevdikleri ile imtihan olacak ses çıkarmadığı için,layık olduğu şekil olarak TA öyle olacak,,,az kaldı, ibretle vr sabırla izleniyor herşey..

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle