Kuntz’un ‘gözyaşları’ ve Burak Yılmaz iyi ki ‘VAR’
A Milli Futbol Takımımız 2022 Dünya Kupası yolunda Letonya’yı, heyecanlı bir maçın sonucunda 90+9’da attığı penaltı golüyle 2-1 mağlup etti. Futbol bir netice oyunu ve kendine has bir kuralı var; ‘Kazanan haklıdır’. Mücadeleyi kazandığımız için sevinçliyiz. Hiç kimse elde edilen galibiyete ‘gölge’ düşürmeye, ne de bu galibiyet sonrası Milli Takımımızın Alman Teknik Direktörü Stefan Kuntz’a söz söyleme hakkını kendinde aramamalı. O da profesyonelliğin, işinin gerekliliğini yapıyor. Galibiyet golünden sonra seviniyor, gözyaşları döküyor ise, artık içimizden bizden biri. Ülkemizde o kadar teknik direktör varken, görev verilen birisi olarak görevlendirmesi başka bir tartışma konusu olsa da, kısa sürede kendisini Milli Takımın bir parçası olarak gördüğünü ‘gözyaşlarına’ hâkim olamayışından anlıyoruz…
Bir takım için ne istediğini bilmek, gerekliliğini yerine getirmek önem taşır. Dünya Kupası yolundaki Milli Takımı Letonya karşısında bu sözün doğruluk payını gördük. Rakibiyle oynadığı maçlara baktığımız da, adeta berberliğe (4) abone olmuşuz. Maça gelince. Rakip kalede pozisyon ararken, kendi kalemizde gördüğümüz gol adeta rüyadan uyanmamıza neden oldu ve skoru çevirmesini bildik. İstemek ve mücadele etmeden kazanım olmuyor. Bilmem kaç kere kendini yerde bulan takım kaptanımız, karşılaşmanın uzatma dakikalarında bu kez ‘düşürülünce’, haklı olduğu davanın savunuculuğu neticesinde, yanlış hakem kararını ‘VAR’ (Video Yardımcı Hakem) dan döndürdü, tebrik ederiz. Yine kaptan Burak Yılmaz’ın kendisinin, penaltıdan meşin yuvarlığı galibiyet golü olarak Letonya ağlarına gönderişi, galibiyetin başrol oyuncusu ve takımının maçı hak ederek kazanmasını sağladı…
2022 KATAR VİZESİ ALMANYA’DAN
Alman Teknik adamı Milli Takımın başında Kuntz’u gördüğümüzde, Türk Futbolunun emekleri olan yabancı teknik adamlardan Jupp Derwall geldi aklımıza. (Biz bunları söylerken, Almanya’nın Katar 2022’ye katılma hakkı kazanan ilk takım olduğu ayrıntısı gözümüze ilişiyor) Milli Takımda elde edilen başarının, takımlardan geçtiğini unutmamak gerek. Diğer türlü, saman alevine benzeyen ‘parlaklığın’ adı başarı olarak isimlendiriliyor. Bunun en bariz örneği sıfır çektiğimiz EURO 2020 finalleri. ‘Ne kadar ekmek, o kadar köfte’ türünden işleyen bir süreç. Sözün özü, her maçın neticesini abartma ‘takıntısından’ vazgeçmediğimiz sürece yerimizde saymaya devam ederiz. Dünya Kupası eleme grubumuzda favori ilk iki ismi (şimdilik) Hollanda ve Norveç. Sonra Türkiye. Bu takımların kendi aralarında oynayacağı karşılaşmalar, gruptan çıkan takımları belirleyecek. Diğer türlü, Millilerin 13 Kasımda Cebelitarık ve 16 Kasımda ise deplasmanda oynanacak olan Karadağ maçları ise, puan kazanma ve takım olabilme açısından önem taşıyor…
KULÜPLERİMİZ VE MİLLİ TAKIM
Milli takım maçların kendine has en önemli özelliği, her maçın kendi içerisinde değerlendirilmesi. Takımımızın Letonya karşılaşması da o sürecin bir halkası oldu. Ne demek istediğimizin önemli yansıması, takımlarımızın Avrupa kupalarında sergiledikleri performans. Türkiye, ülke sırlamasında Hırvatistan, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın ardından 19. sırada yer aldığını görüyoruz. Türkiye an itibariyle FIFA’nın dünya başarı sıralamasında 41. basamağında. Bu ‘ibre’ belki 3 basamak ileri veya geri oynayabiliyor. Fakat istenilen bir yerde olmadığımız aşikâr. Hal böyle ilken Milli Takımın, Letonya gibi nüfusu 2 milyon olan ülke karşısında, maçın uzatma dakikalarında gelen galibiyete sevinir olduk. Bu an itibariyle (bir maçla sınırlı olduğunda) sevindirici bir durum, gelecek için ise aynı yaklaşımda bulunmak zor gözüküyor. Mevcut durumun düzelmesi ise, tamamen yapısal bir değişikliğin neticesinde olacaktır. Yapısal değişiklik kısa sürede olmayacağı kesin de, peki bu düzelme nasıl olacak? Ah bir de bildiğimizi gerçekleştirme ‘cesaretini’ gösterebilsek!.!







