Kıtaları koşarak geçmek…
Gelin Asya kıtasından Avrupa kıtasına ‘koşarak-yürüyerek’ geçelim ve adı spor olsun… Bu hayalin gerçekleşmesi, diğer bir ifade ile Boğaziçi Köprüsü üzerindeki Maraton ve Halk koşusu-yürüyüşünün bugün 37’ncisi gerçekleşiyor.
Sadece ülkemizden değil yurtdışından, 100’ü aşkın Dünya ülkesinden on binlerce katılımcı, eski adı ile İstanbul Avrasya şimdiki adı ile Vodafone İstanbul Maratonunda bir araya gelecek.
İstanbul Maratonu ve Halk yürüyüşü tam bir şenlik, tam bir festival-karnaval havasında gerçekleşiyor. Sporun amacı da bu değil mi? Kazanmak ve kaybetmek kadar, katılımcı olmak…
Zamana karşı koşan, diğer bir ifade ile performans sporcuları kendilerini Halk koşusu ve Maratonda test ederken, sağlık amacıyla hareket olsun, Kıtaların incisi Boğazı Köpründen koşarak-yürüyerek geçmek isteyenlerin günü, bugün.
Adı her ne kadar Maraton olsa da, yapılış şekli ile Dünya’nın da hayranlıkla baktığı sportif organizasyon, her yaş grubundan katılıcısı ile adeta atletizmin festivali niteliğinde uygulanıyor.
Anadolu yakası Altunizade köprüsünde bir araya gelen on binlerce sporsever, Boğaz Köprüsünü geçerek (bu geçmeyi ben Boğaz’ın o doyumsuz manzarasını, İstanbul’u selamlamak olarak tanımlıyorum) yarışı, tarihi mekanlar Dolmabahçe, Haliç, Sultanahmet Meydanında tamamlıyorlar.
Her yıl bizler de o doyumsuz spor aktivitesinde yerimizi alıyoruz. Dikkatimizi çeken katılan performans sporcu sayısındaki artış. Süreç içerinde edindiğimiz alışkanlıklar hayatın bir parçası haline gelir ya… İstanbul Maratonu da öyle! Katılımcı sayısı bakımından yüzler oldu binler, binler oldu on binler. Kısacası, teşvik önce yapmaya meyil etti. Her uygulama da alışkanlığa dönüştü. Gelinen noktanın adı ise ‘Spor Kültürü’ oldu.
Bugünün 37’ncisi gerçekleşecek İstanbul Maratonunun spor kültürünün idrak etmiş 100 bin civarında katılımcı ile gerçekleşecek. Reçetesinde hareket ederek sağlıklı kalmak, hareket ederek hayata pozitif bakmak isteyen sporsever topluluğu var...
Tabii ki organizasyona katılmak istemeyene kimse ‘Niçin katılımcı olmuyorsun?’ diye zorlama hakkı yok. Fakat, katılanların bakıldığında, işleyen süreçte ne kadar yol kat ettiklerini gözlemlemek zor değil.
Boğaziçi Köprüsünü yürümek isteyip, ‘Halk yürüyüşüne’ kayıt yapan vatandaş, yıllar ilerledikçe yaptığı işin bilinç ve kazancına varıyor. İşleyen süreçte de 10 ve 15 kilometre koşularına, sonrasında ise 42,195 metre mesafeden oluşan maratona gözünü çeviriyor.
Tabii bugünlere kolay gelinmedi. Spor kelimesinin harflerinin karşılığı olan ‘sistem-program-organizasyon ve rekor’ teriminin bizzat hayata geçirilmesi ile İstanbul Maratonundaki bugün ki kazanım mümkün oldu. Burada bir çaba ve emek var. Bu başarılı organizasyonun zirve yapmasında, ismini buraya sığdıramayacağım yüzlerce kahraman var.
Maratonun güzelliğini, kelimelere dökmekte eksiklik yaşamamak için hafızamı zorlarken, geçmişin o anlamlı günleri-anıları aklıma takılıyor.
1998 yılında, yine bu satırlarda siz değerli okuyucularımızla paylaştığımız maraton yazımızdan dolayı aldığımız, ‘19. İstanbul Avrasya Maratonu…’ olarak başlayan ödülümüzün üzerinde, o zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, şimdi ise Cumhurbaşkanımız olan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını gördükten sonra, başarı sürecinin tesadüfi olmadığı ve bugünlerin ne manaya geldiği, sanırım daha iyi anlaşılacaktır.
Şimdi geriye, Dünya maratonlarında altın kategorisine girmeyi başaran ve Halk koşusu-yürüyüşü ile de Dünya’da tek olan Vodafon İstanbul Maratonuna katılmak kalıyor. Kıtaların birleştiği yerde ancak yılda bir kez yaşanabilecek bu spor şenliğine bizler katılacağız, sizleri de bekleriz, inşallah.







