Katar’daki Dünya Kupası’nı nasıl hatırlayacağız?
Her olayı olduğu gibi Katar’daki Dünya Kupası’nı da herkes kendine göre yorumlayacak. Bunun en belirleyicisi bakış açısı, duygularının dışa yansıması. Oyun ve eğlenceden ibaret olan dünyalık mücadelesi üzerinde, toplumların alması gerekenler o kadar açık ve net yaşandı ki, Müslüman ülkesi Katar’da. Süreci sadece Fransa ve Arjantin finali üzerinden yorumlamak, haksızlık olur. Organizasyon finalistleri, bir başka ülkede olabilirdi. Futbol adı altında gerçekleşen ‘oyunun’, bize ait olan ve toplumuzu ilgilendiren yönüyle değerlendirmek, çıkarılması gereken dersleri almak yarar sağlar, kanaatindeyiz…
Katar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen Dünya Kupası, futbolun cazibesine bağlı olarak milyonları geride bırakıp, her ülkeden milyarlarca insanın dikkatlerini üzerine çekti. Milli Futbol Takımımız turnuvada olmamasına rağmen, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani’nin özel daveti üzerine organizasyonun açılış ve kapanış töreninde yer alması, ülkemiz açısından oldukça önem taşımaktadır. Ülkemizin yurt dışındaki ‘prestij’ yansıması. Spor aracılığıyla, dünyaya verilen bir mesaj niteliği taşıdı. Kendi ülkemdeki bir kısım vatandaşımızın, siyasi anlayışı bir kenara atarak, ülkesinin çıkarları açısından bunu anlayabilmesini, umut ediyoruz…
Dünya Kupası’nın ilk kez bir Müslüman ülkenin ev sahipliği yapması, inanç belirsizliği olan kesimi (dikkat edin, insaflı davranıp din düşmanı demiyoruz) rahatsızlığına neden oldu. Organizasyon süresince LGBT’ye geçit verilmemesi gibi dini hassasiyetler konusunu, Gazetemiz Yeni Akit Yazarlarından Ali Osman Aydın Bey’in ‘Ev zencisi, Dünya Kupası ve Din Adına Çam Devirmek’ başlıklı dünkü yazısının içeriğinde, Malcolm X, tarla zencileri ve ev zencileri diyerek zencileri iki sınıfa ayırması örneği üzerinden, o kadar güzel özetlemiş ki. Sayın Ali Osman kardeşimizin yazının tamamını okumanızı önerirken, yazıdan bir bölümünü yazımız içeriğinde sizlerle paylaşmak isteriz;
‘Dünya kupası boyunca gösterilen tepkilerde bunu gördük… Şöyle bağırdılar bizim ev zencileri :“Batılıların LGBT propagandalarını nasıl engellersiniz!”“Alkol kullanılmasına nasıl karşı çıkarsınız!”“Batılılara din anlatmak da ne demek oluyor!”“Dünya Kupasında milli folklorun ne işi var?” Mesela batılı kadınlar bile stattaki alkol yasağını tebrik edip, maçlar boyunca tacize uğramadıklarından övgüyle bahsederken ev zencileri hiç memnun kalmadılar bu durumdan…’
Başkalarının düşüncesi kadar, kişinin kendi düşüncesi önem taşımaktadır. Sahip olunan düşünceden daha ziyade, düşüncenin hayata geçirilmesi. Bugün Katar’ın ortaya koyduğu ‘dik’ duruş ve ‘tavır’, bundan sonra yapılacak her türlü spor organizasyonlarına örnek olma özelliği taşıyacaktır. Yeter ki soğukkanlılığımızı koruyalım. Tamam sporun kurallarını birileri, modernlik adı altında kendi ideolojik düşüncesini temsil etme adına ortaya koydu ve ‘oyun’ alanında uygulatıyor, ya saha dışında. Herkes bunu ‘uygulayacak’ diye bir kural yoktur. Tüm bunları söylerken, Katar devletinin LGBT propaganda yasağı, alkol kullanım yasağı, dini anlatmak v.b. uygulamalar dikkate alındığında, ülkemiz başta olmak üzere bir başka ülkede yaşanabilir miydi? Sanmıyorum. Öyle bir ihtimal olsa, bugün kendi içimizde yer alan Batı sempatizanları, Messi’nin Dünya Kupasını kaldırırken, Müslüman bir ülke olan Katar’ın yöresel kıyafeti giymesinden rahatsız olmazlardı, elbette…
Bizim için, Katar’ın Dünya Kupası’na ev sahipliği yapması ve organizasyonun bu ülke için kazanıma dönüşmesinin nedeni, uluslararası bir organizasyonda (tam olmasa da) sergilenmeye çalışılan İslami hassasiyetler. O nedenle, ‘futbolun sadece futbol’ olmadığının olumlu yansımasının son örneği oldu, Katar’daki Dünya Kupası…







