Hakem hatalarını ‘tetikleyen’ ne?
Futbolda derslerle dolu bir hafta daha geride kaldı. O haftanın adı 7’inci hafta. Kazananlar kadar kaybeden takımlar açısından önemli mesajlar içeren hakem kararı ve maç sonuçları, her hafta olduğu gibi yine dikkat çekiciydi...
Düşünmüyor değiliz.. Bir gün çıkıp sorsak ki, “Maçlar hakemsiz oynansa acaba ne olur.” İşte o vakit, hakem ‘kararı’ ve ‘itirazı’ diye bir saplantı olmaz. Bunun böyle olması, başta bir kısım medya ‘şovmenleri’ olmak üzere, başkanından-yöneticisinden, reyting peşinde koşanlar için ‘puan’ kaybı anlamına gelir ki, sanırım bu da o kesimin işine yaramaz.
Tüm bunları niçin söylüyorum?..
Maçlar oynanır ve biter. Her karşılaşmanın ‘üç’ farklı sonucundan birisi vardır. Kazanırsın, berabere kalırsın veya kaybedersin. Hafta haftayı aratır hale geldi. Özellikle hakem hataları... Başkan; ‘Genç hakem isteriz’ diyor, kulüp başkanı genç hakem talep ediyor... MHK, genç hakem görevlendiriyor. Yine aynı kulüp ile hakem komitesi arasında teşekkür trafiği, vs...
Süreç böyle işlerken ‘meşin’ yuvarlağı başlama noktasına koyup, hakemin düdüğü ile karşılaşmanın startı veriliyor. Tıpkı ligin yedinci haftasında olduğu gibi...
Haftanın açılış maçında Süleyman Abay’ın İstanbul bölgesi hakemi olarak Trabzon’a atanması... Galatasaraylı Podolski’nin topu eliyle düzeltip vurması, Beşiktaşlı Gomez’in ‘ofsayt’ tartışmasına neden olan pozisyonu... Başkan Aziz Yıldırım’ın ‘genç’ hakemlerden dem vurduğu değerlendirmesinden sonra, genç hakem Serkan Çınar’ın tartışılan kararları...
Şimdi soruyorum?
Tüm bu saydıklarımız-yazdıklarımızın ‘direkt’ muhatabı kim? Hakemler... Maç ‘idare’ etmekten ziyade, yönetmek için sahaya çıkmaları gereken ‘hakemler’, maç sonuçlarını etkileyen bu kadar hatayı neden ve nasıl yapabilir? Merakımızı gidermek için incelemek, beyin jimnastiği yapmakta fayda var!..
TÜRK HAKEMLİĞİNİ BİTİRME ÇABASI!
Ülkemizde ‘notu’ düşük olan hakemlerimizin, UEFA tarafından Avrupa maçlarında görevlendirilmesi... Bu ne anlama geliyor? MHK ile UEFA üst düzey yönetimi arasında koordine bozukluğu var. Nasıl yani? İşte size Cüneyt Çakır örneği. İşte size 21 Yaş Altı Avrupa Şampiyonasında göreve layık görülen Tolga Özkalfa...
Yine sesli düşünmek istiyorum. Bizim Futbol Federasyonumuzun yetkilileri; acaba kendisini tanımayan uluslararası komitenin ‘hakemlerimize’ verdikleri notları takip edip, ‘Biz nerede yanlış yapıyoruz’ veya ‘Siz nerede yanlış yapıyorsunuz’ şeklinde sorgulama yoluna giriyorlar mı? Bu, şu anlama geliyor... Bizim hakemimiz bize, yine bizim hakemiz bu kez size. Paslaşmayalım.
İlginç olan; pas yapmadıkça her iki kurum MHK ve UEFA, önce Türk hakemliğini, sonrasında ise futbolumuzu bitirme yolunu seçiyor. Kısacası ‘zaman’ kaybı...
PSİKOLOJİK DESTEK ŞART OLDU
Söz hakemlerden açılmışken, gözümüze Merkez Hakem Kurulu Başkanı Kuddusi Müftüoğlu hakkında ‘Çoban yanlış yaptı’ başlığı taşıyan açıklaması ilişti. Müftüoğlu’na göre, Kasımpaşa-Çaykur Rizespor maçından sonra Çoban’ın ‘özür’ dilemesi ‘kurallara’ aykırı...
MHK Başkanı’nın ‘kurallar’ dediği yaklaşımın kaynağı ne? Bu tür davranışın şekli hakemin el kitabında mı yazılı, yoksa kişinin ‘vicdanında mı’ yer alıyor?.. Tabii biz burada hakem için ‘mahkeme’ kurup, ‘hakim’ pozisyonuna soyunmayacağız. Sadece altını çizmek istediğimiz, hakemlerimizin adı ‘profesyonel’ olsa da, yöneticilerinin halen ‘amatörce’ hareket etme acizliğine düşmeleri...
Hakemlerimiz ‘profesyonel’ oldu ama, profesyonellikle bağdaşmayacak ‘amatörce’ söylem ve harekette bulunmaya devam ediyorlar. Yine ilgili makam-mercilere sormak istiyorum...
Sizin profesyonel hakem dediğiniz ‘hizmet ehli’ kişilerin beslenme uzmanı, fizyoterapist gibi, performanslarını üst düzeyde tutacak yardımcı unsurlar olmakta. Peki, sahada hata yapan, kamera karşısında özür dileyecek, duygusallık yaşayacak kadar ‘amatörce’ hareket eden hakemlere ‘psikolojik’ destek neden yok!..







