Hakan Şükür’e yakışmadı!
Öyle ki, yıllar öncesinde, Hakan Şükür’e yapılan haksız saldırıları yine bu köşeye taşıdık. Ve kendisi hakkında birileri tarafından “Kutlu Doğum Haftası’na layık bir derbi olsun”!
sözlerinden dolayı, saldırıların haksızlık ve yanlı olduğunu savunmuştuk.
Ne demişiz; Kutlu Doğum Haftası gibi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) doğum gününü kutlama haftasına denk gelen ‘süreçte’, onun verdiği ‘anlamlı’ mesajlar birilerinin o kadar zoruna gitmiş ki, içlerinde besledikleri ‘kini’ döküyorlar. Acımasızca, hayasızca saldırıyorlar….
Şükür’ü ‘Hakan’ yapan değerler, onun gibi olaylara karşı duyarlı ve dik durmayı görev addedenleri de harekete geçirdi. Futbol sahalarında elle gösterilen isimlerin, bu değerleriyle kamuoyuna vereceği önemli dersler olabileceğini düşündü...
Bu sahiplenmenin en başında ülke Başbakanı vardı.. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Hakan Şükür’ü İstanbul’dan bu halkın vekili olarak, Meclis’e girme yolunu açması, en çok bizleri sevindirmişti. Çünkü Türk sporunun, bu ülke değerleriyle yoğrulan, sporda mevcut olan sorunların çözümü için ortaya somut tezler koyacak, söylediği sözlerin arkasında duracak isimlere ihtiyaç vardı…
İşte onu başarması için Başbakan kendisini davet etmişti Meclis’e… Hakan Şükür’ün Meclis’e girmesiyle birlikte gözler hep onun üzerinde oldu. Beklentiler konusunda haksız sayılmazdık. Yeşil sahaların yıldız oyuncusunun da söyleyeceği sözü, ülke futboluna katkısı elbette olacaktı. Öyle ya, ülke halkı içinde bizim de yer aldığımız İstanbullu hemşerileri onu boşuna milletvekili seçmemişti. Sporumuzun içinde yer aldığı şike, şiddet, doping gibi konularda söyleyeceği/yapacağı birkaç kelâm olmalıydı.
Gel zaman git zaman, günler su gibi geçiyordu ama bırakın bu konuda herhangi bir icraatı, spor adına Sayın Şükür’den bir ses bile çıkmamıştı. Bu adeta, bizde şok etkisi oluşturdu. Niçin derseniz? Branşınız futbol da olsa, spordaki başarı sadece fiziki güçle, psikoloji ile ölçülmüyor. Sporcunun aynı zaman zeki olması gerekiyor. Öyle olmasa, bir zamanlar TRT’de, şimdi de Lig TV’de futbol yorumculuğu yapabilir miydi Hakan Şükür…
Herkes, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden gelen, Hakan Şükür’ün AKP’den istifasıyla sarsıldı. Başbakan’ın bizzat kendisinin, sporla ilgili icraatlar yapsın diye, Meclis’e davet edip Milletvekili seçtirdiği Hakan Şükür, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Peki, Sayın Şükür’ün istifa etmesinin gerekçeli kararı ne idi; Şükür, istifasıyla, dershaneler konusunda hükümet ile Gülen grubu arasında yaşanan tartışmada tarafını gruptan yana belirlemiş oldu…
İstifanın gerekçeli kararı konusunda fazla ayrıntıya girmek istemiyor. Şu anda yaşananlar herkes tarafından malûm. Olay öyle noktalara çekildi ki, gün günü aratır oldu… Gazetemiz bu konuda öyle dosyalar açtı ki, takip edenler içeriğinde neler olduğuna şahit oldular. Ben şu tezin arkasında durdum; Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…
Bir dostum dershane tartışmalarının başladığı ilk gün sosyal paylaşım sitesinden bana şöyle bir soru yöneltti; Hocam dershanelerin kapanması konusunda sizin görüşünüz ne, evet mi, hayır mı?...Kendisine ‘‘evet’ desem dost, ‘hayır’ desem düşman mı olacağız!’ dedim. Bu kadar basit mi! Zaman her şeyin ilacı ama tahammül, ‘nefsimize’ yenik düşüyor …
Gelelim Hakan Şükür konusuna. Sayın Şükür’ün Meclis’e girdikten sonraki icraatını gazetemiz Akit kanun tekliflerinde 3, Meclis Araştırma Önergeleri’nde ise 2 imzası bulunduğunu, bu “Boş” karnenin, “Şükür’ün ilk icraatı istifa’’ şeklinde yorumlandığını ortaya koymuştu…
Yazımızı Sayın Başkanımızın haklı serzenişi ile tamamlayıp, değerlendirmeyi siz değerli okuyuculara bırakalım; Gönül şunu arzu ederdi; Bir insan eğer bir partinin bayrağı altında seçime giriyorsa, ondan sonra o partiyle hareket eder, ayrılıyorsa da sadece partiden ayrılmaz, eğer dürüstse o zaman Parlamento’dan, milletvekilliğinden ayrılır, çünkü bağımsız olarak Parlamento’ya gelmiş değilsin. Olması gereken şey. Aslında işin ahlaki yönü bunu gerektirir. Ama tabii bu herkese nasip olan bir şey değil.”







