GS bilmecesi ve engel tanımayan İBB
Chelsea’ya 1-1’in rövanşında 2-0 yenilen Galatasaray’da şimdilerde başarı ve başarısızlık tartışılıyor. Bu tartışmaya neden olanlar haksız da sayılmazlar! Bu haklılığın en önemli nedeni yapılan yatırım ve beklentilerin gerisinde kalınması ve Avrupa, Lig ve Kupa gibi farklı kulvarlardan geriye sadece Türkiye Kupası’nın kalması.
Doğru tespitlerin her zaman arkasında durmak ve onları desteklemek gerekecek. Hatırlayın, bu transfer dönemine denk gelen ocak ayını. Üst üste yapılan dokuz transfer ve o isimlerin 20 milyon EURO’yu aşan maliyeti, gelecek için umut besleyenleri heyecanlandırmıştı.
Bir takımın başarı-başarısızlığında ön plana çıkan isim her zaman teknik direktör olmuştur. Teknik direktörlerin takım başarısına bağlı olarak performansı dillendirildiğinde, Galatasaray’ın Teknik Direktörü Roberto Mancini’yi tartışmanın odağına getirdi! Peki, İtalyan teknik adambunu hak ediyor mu? Sorunun karşılığına ‘evet’ dersek sanırım abartmış olmayız. Fatih Terim’in gönderilmesinden sonra Başkan Ünal Aysal için can simidi olan İtalyan teknik adam için ligin ilk devresi, takımı tanıma olarak yorumlanabilir. Yapılan transferler teknik direktör mü, yoksa Sarı-Kırmızılı yönetim tarafından mı gerçekleştirildi, sorgulamak lazım!
Bir takım oluşturacak sayıda (dokuz) ismin kadroya katılması oldukça düşündürücü! Tartışılması gereken oyunculara ödenen rakamlar bir yana, transferin son günlere denk gelmesi... Bu demek oluyor ki, kadroya giremeyen bir futbolcu, yedek kulübesi, olmadı tribüne mahkûm bırakıldı.
Yönetim bazında bu şu demek ‘Biz üzerimize düşeni yapıyoruz’. Peki, bu yeterli mi; Kesinlikle ‘hayır’. Eğer böyle bir uygulama var ise Roberto Mancini bu konuda ne der, bilmek lazım. Takip ettiğimiz kadarıyla onun da sesi çıkmaz, itiraz mekanizmasını işletmez oldu. O sessizlik uzun süreli sözleşmenin bir neticesi olabilir mi dersiniz? Gönderildiğinde alacağı tazminat gibi... Teknik Direktör için bunlar söylenirken, DidierDrogba’nın performansına bağlı olarak, ‘Gitmeli mi, kalmalı mı?’ gibi bir tartışmaya girmek kadar yararsız ne olabilir ki!
ENGELLİLER SİZİ BEKLİYOR!
‘Spor sadece futbolla sınırlandırılmamalı!’ deriz de bununla ilgili ne yaparız? Elime geçen davetiyeden sonra engelliler ve spor konusunu bugün köşemize taşımamak olmazdı. Davetiye pazar günü (yarın) İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ait Cebeci Spor Kompleksi’nde yapılacak İstanbul Engelliler Yüzme Şampiyonası ile ilgili...
Şampiyona programına baktığımda ilk gözüme ilişen, İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un 75 engelli sporcuyla organizasyona katılacak olması. Dahası, İstanbul’da yer alan 35 spor tesisinde hizmet alan ve aldıkları eğitimle müsabık sporcu konumuna gelen 100’e yakın engelli vatandaşımız da bu etkinlik kapsamında yer alacakı. İBB’nin spor tesislerinden rehabilitasyon amaçlı ücretsiz spor hizmeti alan, diğer binlerce engelli vatandaşımızın memnuniyetini tahmin edersiniz sanırım!
İstanbul genelinden 4 takımın 19 sporcu ile katılacak olmasıyla İBB’nin 200’e yakın engelli yüzücüsünün aktivitede yer almasını kıyasladığımızda aradaki bariz fark net bir şekilde görülmekte. Bu tablo sadece bir yarışmadan öte 2016 Paralimpik Oyunları için atılan önemli adım olarak yorumlanabilir...
Siz bu farkı görmenize rağmen, o farkı hazmedemeyenler, hatta, yapılan güzel işleri ortadan kaldırmak arzusunda olanlar da yok değildir. O kişi kim olabilir? İBB Başkan Adayı Mustafa Sarıgül. Yasakçı anlayışa sahip CHP adayının böyle bir yaklaşımda bulunmasını doğrusu garipsemedik. 3’üncü köprüden geçmeyecek-Marmaray’a binmeyecek v.s. anlayışından, spor kulübünü kapatıp, engellileri sporla sosyal hayatın içine katmanın önüne geçmekten başka ne beklenir ki!..
Onların ‘yasakçı’ hayalleri 30 Mart seçimlerine kadar süre dursun… Pazar günü (yarın) Engelliler Spor Organizasyonu’na iştirak edip, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve ekibinin vesilesi olduğu ‘Engelli kardeşlerimize imkân verildiğinde neleri başarabildiklerine’ hep bir birlikte şahit olacağız inşallah…







