Geçmiş olsun Akit ailesi
Akit Medya Grubu binasında çıkan yangın ümmeti derinden üzdü. Bu yangının çıkış nedenini zaman gösterirken, hasarın meydana getirdiği kayıp, ümmetin üzerinde derin etki bıraktığı gibi bizleri de derinden etkiledi. Semaya yükselen eller, Akit ailesinin içinde yer aldığı ‘imtihan’ için Allah’tan (cc), sabır, güç ve kuvvet vermesi için DUA etti. Yürek burkan yangından kirli amellerine malzeme çıkaranlar da yok değildi. İçindeki kirliliği bedduaya dönüştüren kesim yine işbaşındaydı. Sosyal medya ‘platformunda’ bu nefret, insan olan bir kişinin yangından kendisine siyasi rant elde etmesi karşısında ‘Kimin ne işine yarabilir ki’ diye düşünmeden edemedik. Hayat süreci ve yaşamın geride bıraktığı kilometre ‘taşları’ bu ve benzeri gerçeklerin su yüzüne çıkması neden olabiliyor. Bunları söylerken bir sözü hatırladık; ‘Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesimiz daralır ama görüş açınız daralır.’Evet, Akit Medya Grubu bugünlere kolay gelmedi. Meydana gelen yangından dolayı o nedenle duygulu, o nedenle hüzünlüyüz. Bu tür günlerde kimlerin ‘hüzün’, hangi kesimin yaşadığı ‘sevincin’ kaynağının, tarihi süreçte örnekleri fazlasıyla mevcut…
Akit Medya binasında meydana gelen yangından nasıl etkilenmeyelim ki! Geçici dünya hayatında ‘evimden’ sonra sığınılacak ikinci ‘mekân’ olarak görürdük Akit gazetesini. Sahip olduğumuz düşüncelerimizi ‘özgürce’ kamuoyuyla paylaşmanın ‘mutfağı’, duygu yüklü fırtınalarda ‘sesimizin’ gür çıktığı, sesiz çoğunluğun sesi olduğuna şahit olduk, Akit Medya’nın. Güvenlikçisinden yazarına, muhabirinden yemekhanecisine kadar, her bir personeliyle 26 yıllık bir geçmişin hatıraları var. Yangının olduğu gün olay yerine gittiğimizde, yangın esnasında çıkan ateş, sadece ikinci adresimiz olarak Akit Medya’ya değil, içimize de düştü. Binadan yükselen dumanlar, yılların beraberinde getirdiği tarihsel süreç bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Hayatın yarısına yakınında, aynı gazetede yer almak, sıradan değil özel bir anlam taşıyor. Kelimeye yansıyamayacak kadar içtenlik, duygu yüklü, bir o kadar samimi. Akit ailesinin her bir ferdinin, kaleme aldığım her yazıya ayrı bir katkısı oldu. Değerli okuyucularımızın ilgi ve alakası, bu mesleğe duyulan saygı ve sevgimizi gün be gün artmasının temel kaynağını oluşturdu, elhamdülillah. Aynı duygular bundan sonra ‘katlanarak’ devam edecek inşallah…
Akit Medya binasındaki yangına ahlaksızca yaklaşanlar oldu. Çıkan yangından sonra sosyal medyada bazı kullanıcılar hezeyanlarını siyasete alet ettiler. Bir yangından, böyle bir afattan kimlerin kendilerine nasıl pay çıkaracağını, tahmin etmek hiçte güç olmasa gerek. Bunların kimler olduğunu, 14 Mayıs seçim sürecinde kimlerin hangi safta yer almasına benzetiyorum. Üstad da bu durumu, ne demek istediğimizi yarım asır önce ‘Zindan iki hece Mehmed’im lafta! Baba katiliyle baban bir safta!’ mısralarıyla o kadar net özetliyor ki. Bir okuyucumuz benzer konudaki düşüncelerini, Ali İhsan Karahasanoğlu ağabeyimizin ‘Cama kurşun değdi: Kıyamet! Bina yandı; Çıt yok!’ başlıklı yazının yorum köşesine o kadar güzel yansıtmış ki; ‘İnsanın fıtratında var sevmediği veya düşmanı gibi gördüğü kişilerin veya kurumların başına kötü bir şey geldiğinde sevinir. Bazıları içten bazıları belli ederek sevinir. Lakin İmanlı samimi Müslüman Allah düşmanıma vermesin der.’ Değerli büyüğümüz Ali İhsan Bey o yazısında duygularımızın tercümanı olmuş; “Varsın, basını susturmak isteyenler, kirli ilişkileri ortaya çıkmasın diye, her türlü ilkesizliğe imza atsınlar.. Varsın, sabotajlar sessizlikle karşılansın.. Her şeye rağmen, Akit susmayacak. Tüm kirli ilişkileri ortaya çıkaracak.. Maskeleri indirmeye devam edecek.. Allah’ın izni ile..”
Akit Medya’nın 25. yılını kutladığımız gün, geçmişte kaleme aldığımız yazımızı, yangının ortaya çıkardığı hasarın kısa sürede bertaraf edilmesi için, nice 25 yıllara düşüncesiyle bugün kez daha paylaşıyor, siz kıymetli okuyucularımızdan DUA bekliyoruz; “Dün ve bugün olduğu gibi, yarın ve her vakit, Hakk’ın yanın da Batılın karşısında olmaya devam edeceğiz, inşallah. Ülkemiz başta olmak üzere, İslam coğrafyasının içinde bulunduğu, doğum öncesi ‘sancılı’ süreci, en az kayıp, en fazla kazançla nasıl atlatır sorumluluk ve bilinci yüklüyor bizlere. ‘Allah var, gam yok’ inşallah. Dün ne ise bugün de aynı duruşu göstermek, kalemin kâğıda bıraktığı her mürekkep damlasında hakkaniyetinin izleri devam ettirme, Kelime-i Tevhid bilincine sahip olma ve yaşama şuuruyla, nice 25’inci yıllara inşallah...”







