Gamlı Galatasaray tasalı Trabzonspor!
Futbolun adeta sefillerini oynayan iki ekibi; Galatasaray ve Trabzonspor. Her iki takım da, yanlış yönetimin kurbanı... Garip olan ise, bırakın mazinin derinliklerine uzanmayı, gün ‘dünü’ aratır oldu. Peki, her defasında dillendirilmesine rağmen, ne hikmet ise çözüm için bir ‘arpa’ boyu yol alınmayan gerçekler ne? Bu sadece şahsi bir takıntı-merak değil, milyonların ilgilendiği bir konu. Öyle ise irdelemek, deyim yerinde ise ‘posaları’ çıkarmak için, kaynatmak kadar ‘kalburdan’ geçirmekte de fayda var!..
İşte Galatasaray... Nereden değil, en son gelişme olan teknik direktör atamasından başlayalım. Sezon sonuna kadar teknik direktörlüğe Hollandalı Jan Olde Riekerink getirildi. Kimdir Riekerink? Çalıştırdığı hangi takımı başarılı bir noktaya taşıdı? Veya, hangi takımı şampiyon yaptı?.. Cevap hiçbiri. Teslim ettiğimiz kişi, Sarı-Kırmızıların altyapı koordinatörü. Hollandalı teknik adamın geçmişinde ise Ajax altyapısı, Porto yardımcı antrenörlüğü, Çin Milli Takımı’nın alt kategorisi antrenörlüğü yazıyor..
Sarı-Kırmızılı takımın çiçeği burnundaki hocası, ilk antrenmanına çıktı ve takımı tanımaya çalışıyor. Sezon sonuna kadar görevinin başında yer alacak bir teknik direktör, takımına katkısının ‘beklenen’ düzeyde olmayacağı her halinden belli. Bu kadar emin konuşmamamıza neden olan en önemli tez, Hollandalı teknik adamdan önce takımın başında olan antrenör Orhan Atik’in 3 resmi maçta görev alması. Sahi madem öyle, Orhan hoca neden gitti? Sadece problem ‘belge’ ise, kişisel özverisi, takımın geride bıraktığı 270 dakikaya yazık değil mi!..
Yaz-boz tahtasına dönen Galatasaray’da teknik direktörlük tartışmaları, bilmece olmaktan da çıkmış durumda. Alınan kararların tutarsızlığı ve izlenilen yolun yanlışlığı, Sarı-Kırmızılı ekibin ‘başarılı’ tarihine, kulübü yönetenlerin ‘işgüzarlığı’ olarak geçeceği muhakkak...
Gelişmeler boyutu o kadar kargaşa ve karanlık ki, uzun yıllar takımın formasını taşımış futbolcuları bile, takımı çalıştırma adına kendilerine sunulan teklifi, elinin tersi ile itme konusunda tereddüt etmedi. İddia bu ya, Bülent Korkmaz’a, günü kurtarma adına, sezon sonuna kadar takımın başına getirilmesi teklifini kabul etmemesi, kulübün efsanevi futbolcusu ‘1,5 yıllık görev teklifindeki ısrarı...’ neden olmuş.
Şimdi soru şu; ‘Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve yönetiminin aldığı bu son kararda, hedeflediği ne olabilir?’ Evet, haklısınız efsane takımın teknik direktörlük sürecini de ‘efsaneleştirmek.’ Başka türlü, bir sezonda Hamza olmadı Mustafa, olmadı Orhan, o da olmadı Riekerink. Bilmiyorum, yazamadığımız başka ‘isim’ kaldı mı? Ne diyelim ‘Seriniz-eseriniz ile gurur duyun Liseliler!’ dersek, yeridir sanırım!..
Sahi, Galatasaray’a takıldık, Trabzonspor’u az kalsın unutuyorduk! Başarısızlığını görünce insan düşünmüyor da değil, bugün ‘onu’ yazmasak olmaz mı? Bordo-Mavili ekip de, tıpkı Galatasaray gibi ‘karamsar’ bir tabloyu aratmayacak durumda. Galatasaray’ı belki kurtaracak, hafta sonu oynanacak Fenerbahçe maçı var, Karadeniz ekibinin böyle bir seçeneği de yok. Son kâbusunu Beşiktaş maçı ile yaşadı, yetmez mi!..
Yine-yeni-yeniden, tekrara düşüyoruz ama hatırlatmamız gereken ifade; ‘Ligin bir an önce bitmesi.’ Bu düşünceye kapılma ve yazmaya, takımın ligdeki puan durumu ve performansı sevkediyor. Trabzonspor, Hami Mandıralı yönetiminde çıktığı 9 resmi karşılaşmanın ‘sadece’ 2’sini kazanmış.
Bugünlerde gerek Galatasaray, gerekse Trabzonspor kulüplerinin başkanları, ‘başarısız-kara’ tablo ile ortaya çıkınca, sessizliğe büründüler. Bizim yaptığımız ise sadece gelinen noktayı hatırlatmak. Çünkü, Galatasaray bu derece ‘gamı’, Trabzonspor ise bu denli ‘tasayı’ hak etmiyor. Biraz duyarlılık, dahası istikrar lütfen. Gerçekten lütfen!..







