Galatasaray’ın yapması gereken!
Galatasaray Süper Lig’in dibine demir atan Kayserispor’u 4-2 geçerken zorlandı. Aslan’ın sıkıntı yaşamasındaki temel faktör takım içindeki rollerin değişkenliği. Takım oyunlarında siz sahadaki oyuncu topluluğunda bir bütünlük oluşturamaz, hatlar arasında kopukluk yaşarsanız, mücadeleye ‘skorla’ birlikte heyecan kazandırmaktan başka bir şey yapamazsınız!
İşte Kayserispor karşılaşması. Önce Sneijder ve hemen ardından Chedjou’un golleriyle Aslan ilk 30 dakikayı 2-0 önde geçti. 1974 yılından buyana ev sahibine yenilmeyen Galatasaray, ilk yarının son iki dakikasında kalesinde 2 gol görerek skoru eşitliğe getirdi. Evet, tam bir şaka gibi!
Şampiyonlar Ligi’nde Kopenhag galibiyetinden sonra bu takım ‘silindire’ benzetilip, önüne geleni ‘ezer geçer’ yakıştırmasına gidilmedi mi? Kayseri’deki mücadelenin ilerleyen dakikalarında Galatasaraylılar için korkulan olmadı ve Burak Yılmaz ve Drogba’nın golleriyle Sarı-kırmızılı ekip, Ligin 9. Haftasını kayıpsız geçip, hanesine 3 puan yazdırmasını bildi.
Galatasaray açısından Kayseri maçında dikkat çekici görüntü Teknik Direktör Roberto Mancini’nin Burak Yılmaz, Drogba, Sneijder, Umut gibi sürekli golü düşünen isimlerle maça başlamış olması. Mancini bunun karşılığını ilk 30 dakikada aldı. Ya sonrasında… Ev sahibi Kayserispor, özellikle Chedjou’nun koruduğu sol kanattan etkili ataklar geliştirdi ve bu fırsatı ilk yarının son anlarında değerlendirmesini bildi. Şimdi soruyorum; ‘Roberto Mancini bu durumdan memnun mu?’ Değil. Öyle ise çözümsüzlük bir türlü halledilmeli.
Şampiyonlar Ligi ile birlikte Süper Ligi bir arada götürmek kadro zenginliği demek. Mancini’nin sahaya sürdüğü kadro ile sürekli golü düşünen bir ekip oluşturmasına ‘heyecan’ konusunda kimsenin bir şey diyeceği yok. Ama her zaman Kayserispor gibi bu sezon hayal kırıklığı yaşatan takımlara denk gelinmeyeceğinin bilinmesi gerek…
Bu maçla ilgili son bir söz ise Burak Yılmaz’a. Aslan’ın yıldızı, 63 gün sonra gol hasretini Kayserispor karşısında sonlandırdı. Devamı gelir mi? Burak’ın, dört forvetle oynayan bir takımda, gol atmak kadar gol attırmanın da önemli olduğunu bilmesi, onun bu bilinçle sahaya çıkması gerekiyor. Yoksa, kaçırdığı gollerden sonra ‘Daha az saçımı yolayım’ düşüncesiyle kafasını ‘üç numaraya’ vurdurması yeterli olmaz...
FENERBAHÇE NİÇİN LİDER?
Sarı-lacivertli ekip, Süper Ligin dokuzuncu haftasını en yakın rakibi Beşiktaş’ın 5 puan önünde lider olarak tamamladı. Liderin son rakibi Gaziantepspor’du. Puan sıralamasının alt basamaklarından kurtulma mücadelesi veren rakibi karşısında 3 puana 3 golle ulaştı.
Fenerbahçe’yi geçtiğimiz yıllara oranla farklı kılan en önemli özellik, takım olarak bir bütünlük içerisinde olması.
Oynadığı maçlarda görevini yapamayan oyuncu yok gibi. Bu bir ölçüde kadro zenginliği kadar kalitesiyle de bağlantılı... Bu isimleri Alper, Cristian, Mehmet Topal, Musa Sow, Kuyt şeklinde sıraladığımızda futbol severin ilk aklına gelen bol gollü galibiyet. Çünkü takım kaliteli ofansif özelliklere isimlere sahip. Puan sıralamasının ayrıntısına da bakıldığında bunu rahatlıkla görmek mümkün. Atılan 21’e karşılık yenilen 9 gol…
Her oyuncunun alternatifi olduğunda (yedek kulübesinin zengin ve kaliteli oluşu) sahada ki oyuncuyu da daha çok çalışmaya ve hırslı olmaya zorluyor. Her defasında kanatlarda görmeye alışık olduğumuz Emenike gol bölgesine daha yakın oynatılması, skora da etki yapmasını sağlıyor. Ayrıca, bu futbolcunun zaman zaman yedek kulübesinde sırasını beklemesi, performansına da olumlu katkı demek. Burada teknik direktörün beceri ve cesaretinin de hakkını vermek gerek.
Webo ve Holmen nerede? Sırasını bekliyor. Salih’in yaptığı ise, kendisine şans verildiğinde maçın neticesine etki sağlayabilmesi! Bunları niçin söylüyoruz? Ersun hoca oyuncuna bağlı olarak temposu düşen maçı hareketlendirmek için, yanında beklettiği futbolcuya erken şans vermeli. İşte o zaman oyuncunun her an kendini hazır hissetmesini sağlar...
İşte Kayserispor karşılaşması. Önce Sneijder ve hemen ardından Chedjou’un golleriyle Aslan ilk 30 dakikayı 2-0 önde geçti. 1974 yılından buyana ev sahibine yenilmeyen Galatasaray, ilk yarının son iki dakikasında kalesinde 2 gol görerek skoru eşitliğe getirdi. Evet, tam bir şaka gibi!
Şampiyonlar Ligi’nde Kopenhag galibiyetinden sonra bu takım ‘silindire’ benzetilip, önüne geleni ‘ezer geçer’ yakıştırmasına gidilmedi mi? Kayseri’deki mücadelenin ilerleyen dakikalarında Galatasaraylılar için korkulan olmadı ve Burak Yılmaz ve Drogba’nın golleriyle Sarı-kırmızılı ekip, Ligin 9. Haftasını kayıpsız geçip, hanesine 3 puan yazdırmasını bildi.
Galatasaray açısından Kayseri maçında dikkat çekici görüntü Teknik Direktör Roberto Mancini’nin Burak Yılmaz, Drogba, Sneijder, Umut gibi sürekli golü düşünen isimlerle maça başlamış olması. Mancini bunun karşılığını ilk 30 dakikada aldı. Ya sonrasında… Ev sahibi Kayserispor, özellikle Chedjou’nun koruduğu sol kanattan etkili ataklar geliştirdi ve bu fırsatı ilk yarının son anlarında değerlendirmesini bildi. Şimdi soruyorum; ‘Roberto Mancini bu durumdan memnun mu?’ Değil. Öyle ise çözümsüzlük bir türlü halledilmeli.
Şampiyonlar Ligi ile birlikte Süper Ligi bir arada götürmek kadro zenginliği demek. Mancini’nin sahaya sürdüğü kadro ile sürekli golü düşünen bir ekip oluşturmasına ‘heyecan’ konusunda kimsenin bir şey diyeceği yok. Ama her zaman Kayserispor gibi bu sezon hayal kırıklığı yaşatan takımlara denk gelinmeyeceğinin bilinmesi gerek…
Bu maçla ilgili son bir söz ise Burak Yılmaz’a. Aslan’ın yıldızı, 63 gün sonra gol hasretini Kayserispor karşısında sonlandırdı. Devamı gelir mi? Burak’ın, dört forvetle oynayan bir takımda, gol atmak kadar gol attırmanın da önemli olduğunu bilmesi, onun bu bilinçle sahaya çıkması gerekiyor. Yoksa, kaçırdığı gollerden sonra ‘Daha az saçımı yolayım’ düşüncesiyle kafasını ‘üç numaraya’ vurdurması yeterli olmaz...
FENERBAHÇE NİÇİN LİDER?
Sarı-lacivertli ekip, Süper Ligin dokuzuncu haftasını en yakın rakibi Beşiktaş’ın 5 puan önünde lider olarak tamamladı. Liderin son rakibi Gaziantepspor’du. Puan sıralamasının alt basamaklarından kurtulma mücadelesi veren rakibi karşısında 3 puana 3 golle ulaştı.
Fenerbahçe’yi geçtiğimiz yıllara oranla farklı kılan en önemli özellik, takım olarak bir bütünlük içerisinde olması.
Oynadığı maçlarda görevini yapamayan oyuncu yok gibi. Bu bir ölçüde kadro zenginliği kadar kalitesiyle de bağlantılı... Bu isimleri Alper, Cristian, Mehmet Topal, Musa Sow, Kuyt şeklinde sıraladığımızda futbol severin ilk aklına gelen bol gollü galibiyet. Çünkü takım kaliteli ofansif özelliklere isimlere sahip. Puan sıralamasının ayrıntısına da bakıldığında bunu rahatlıkla görmek mümkün. Atılan 21’e karşılık yenilen 9 gol…
Her oyuncunun alternatifi olduğunda (yedek kulübesinin zengin ve kaliteli oluşu) sahada ki oyuncuyu da daha çok çalışmaya ve hırslı olmaya zorluyor. Her defasında kanatlarda görmeye alışık olduğumuz Emenike gol bölgesine daha yakın oynatılması, skora da etki yapmasını sağlıyor. Ayrıca, bu futbolcunun zaman zaman yedek kulübesinde sırasını beklemesi, performansına da olumlu katkı demek. Burada teknik direktörün beceri ve cesaretinin de hakkını vermek gerek.
Webo ve Holmen nerede? Sırasını bekliyor. Salih’in yaptığı ise, kendisine şans verildiğinde maçın neticesine etki sağlayabilmesi! Bunları niçin söylüyoruz? Ersun hoca oyuncuna bağlı olarak temposu düşen maçı hareketlendirmek için, yanında beklettiği futbolcuya erken şans vermeli. İşte o zaman oyuncunun her an kendini hazır hissetmesini sağlar...







