Galatasaray’ın vedası engellilerin sesi!
Şampiyonlar Ligi’ndeki tek temsilcimiz Galatasaray’ın Benfica yenilgisi, bu takımımızın devler ligine veda etmesi anlamına geliyor.
Futbolda oyunun kapsamı alanına giren beceri-kısmet faktörlerini unutmamak gerek. Ne yaptı Benfica takımı, oyuna istediği gibi ayar verdi. Kazanmak için gol atmak eğer mutlu sona ulaşmak için gerekli ise, iki ölü-etkisiz topla sonucu belirledi...
Ev sahibi ekibin attığı gollere baktığımızda, meşin yuvarlağın ağlarla buluşması için söylenecek söz, ayakta uyuma pozisyonuna giren birisine (savunmaya) verilen etkili ‘tokat’ gibiydi.
Yenilen gollerde yine dikkat çeken, gol bölgesinde az veya çok adamla olmak yetmez, görev bölgesindeki kişilerin mahareti, görevlerini eksiksiz yerine getirmesinin önemi. Benfica’nın kaydettiği gollerin her biri buna en net örnek...
Galatasaray için Şampiyonlar Ligi belki önemli ama oynadığı oyun ‘klasik’ tanımından öteye, sadece var olmasından öte bir mana-önem taşımıyor. Kaleci Muslera’nın temsilcimiz adına bir kez daha kurtarıcı kimliğine bürünmesinden belli olmuyor mu!
Maç biter heyecan bitmez gibi klasik deyimin bugün Şampiyonlar Ligi’ndeki Galatasaray’ımız için geçerli! Sonuç mu? Galatasaray’ın umudu deplasmanda oynayacağı Atletico maçına kadar sürer...
Sadece sürer, çünkü sarı-kırmızılı ekip futbolcu ve kadro olarak da ‘anlayış’ olarak da Şampiyonlar Ligi’ni devam ettirecek potansiyele sahip değildi.
Sahi! İddialı bir açıklama mı oldu. Ne diyelim, biz sadece gördüğümüzü ve düşüncemizle harmanlarız. Haklı veya haksızlığa pay çıkaranlar ise mücadelenin içerisinde yer alan aktörlerdir.
ENGELLİLER VE SPOR
Spor engelliler için ne manaya gelir? Bu sorunun karşılığını açalım biraz. Bir engelli spora önce ‘rehabilitasyon’ amaçlı başlar, fiziksel ve ruhsal kazanım olarak neticelenir.
Mental olarak gelişim gösteremeyen bir vatandaşı düşünün! Onun için bulunduğu ortam ve iletişim kurduğu şahısların değişikliği, davranışlarına da olumlu olarak yansımakta.
Tıpkı zihinsel engelli vatandaşlarımız gibi fiziksel bakımından gelişim gösteremeyen veya duyu organlarını tam kullanamayan vatandaşları bir düşünün! Doğuştan veya sonradan yaşanan bu tür değişimler karşısında, tıbbı müdahalenin ötesinde yapılması gereken hareket ve egzersizle yaşanan değişimler.
‘Herkes bir engelli adayıdır...’ sözünün doğruluk payını, çevremize baktığımızda örnekleri ile görmekteyiz. Doğuştan veya sonradan, sebebi ne olursa olsun ama geriye kalıyor yapılması gerekenler...
Sahi, bugün engelliler konusu nereden esinlendi? Gördüklerimiz-duyduklarımız öyle bir hal aldı ki, gerçekler karşısında sessiz kalmak olmazdı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 25 spor tesisinde 5 bin engelli vatandaşa yüzme ağırlıklı 7 branşta spor yaptırması... Büyükşehir Belediyesinin bu yıl 3’üncüsü yapılan Uluslararası Bedensel Engeliler Yüzme Eğitimi ve Kampına 16 ülkeden akademisyen ve sporcuları organize etmesini gördükten sonra...
Benzer organizasyonlara yabancı olan yerel yönetim ve spor teşkilatlarına mesaj niteliği taşıyacak bu anlamlı etkinlikleri yazmamak olmazdı. Emeği geçen herkesi kutlarım...







