--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Galatasaray’dan sancılı başlangıç!

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Galatasaray yeni teknik direktörü Cesare Prandelli ile yeni sezon çalışmalarına başladı.. İtalyan teknik adam oyuncularıyla tek tek tanışıp sohbet ettiği sırada ajanslara ilk açıklama düştü; 10 futbolcu Avusturya kampında yok….

Her Galatasaraylı gibi bizlerde kamptan kesik yiyen futbolcular kimler diye merak edip, listeye baktığımızda Kaptan Sabri ile birlikte Gökhan ve Eboue.. gibi isimler göze çarpıyor. Kampa götürülmeyen diğer futbolcuları tek tek belirtmeye gerek görmedik. Gerekçeli kararı ise İtalyan teknik adamın, Avusturya Kampına 40 kişilik kadro ile gitme zorunluluğu.

Takım kadrosu kadar teknik direktör konusu soru işareti olarak çıkıyor karşımıza! İtalyan teknik adamın Galatasaray’a gelmesinde kim rol oynadı? Asıl sorulması gereken konu Roberto Mancini ile uzun süreli sözleşme imzalanmasına rağmen sezon sonu neden yollar ayrıldı? 

Nedeni bilinmeyen bu anlaşmazlığın hemen sonrasında teknik direktörlük konusunda Mustafa Denizli, Löw gibi isimler gündeme gelmişti. Yerli bir teknik direktörün Galatasaray takımına kazancının daha fazla olacağı kanaati vardı bizlerde. Bu ismin de Mustafa Denizli olması gerekiyordu. Fakat her nedense Galatasaray’da bu transfer gerçekleşmedi. İnsanın aklına şu soru geliyor; mutlaka bir yabancı çalıştırıcı olacaksa bu isim neden bir İtalyan oldu? Ünal Aysal ve yönetimi Galatasaray’ı üst üste şampiyon yapan Fatih Terim’in takımdan gönderilmesinden sonra yerine Mancini’yi getirmiş, gerçekleşen bu transferi ‘Günü kurtarma operasyonu’ olarak değerlendirmiştik. Bu transferin Ünal Aysal ve yönetimine göre önemi, İtalyan teknik adamın dünya çapında tanınır, marka değerinin yüksekliğiydi. Sarı-kırmızılı ekip kendisine teklif götürürken, onun herhangi bir takımda görev alıyor olmaması, diğer bir ifadeyle ‘boşta’ olması transferin dikkat çeken diğer konusuydu. 

Galatasaray’ın yeni gözdesi Cesare Prandelli’ye baktığımızda ise, karnesinde 2014 Dünya Kupasına erken veda etmesi yazıyor. Şimdi yüksek sesle soruyorum; Bu tür transfer politikaları bir yönetim için başarı mı yoksa başarısızlık olarak mı değerlendirilmeli? Kadro şişkinliğinden dolayı belki on futbolcunun kampa katılmama olayı normal olarak değerlendirilebilir, anormal olan ise Prandelli’nin ilk kez görev alacak olan takımdaki bu oyuncuları tanımadan gerçekleşen ‘operasyon’. İnsanın aklına şu geliyor; 1- Galatasaray’ın çiçeği burnundaki çalıştırıcısı Prandelli takıma gelmeden önce vatandaşı Mancini’den rapor mu aldı? 2- Rapor söz konusu değilse (şimdi takımlarımızda moda haline gelen) transfer edilen veya gönderilen oyuncular konusunda kulüp yönetimi mi etkili oldu. 

3- Geçtiğimiz sezon ara transfer döneminin bitimine birkaç gün kala 9 futbolcunun transfer edilip, çoğunluğun sezonu tribünde geçirmesi konusu hafızalarda yerini koruyor…  Diyelim, buraya kadar her şey normal. Anormal olarak görmemiz gereken ise, bu transferlerden sonra Galatasaray Spor Kulübünün içinde yer aldığı ekonomik durum. Teknik direktör olsun futbolcu olsun her bir transferin maliyeti var. Bu durumda kulüp bütçeleri için oldukça yük oluşturuyor. Bir de madalyonun diğer yüzü, yani ayrılanlar var. Roberto Mancini’nin sarı-kırmızılı ekiple yollarını ayrılırken, elini kolunu sallayarak mı (maliyetsiz) gitti? Sanmıyorum. Veya Bosna Hersekli oyuncu İzet Hajrovic, Bundesliga ekibi Werder Bremen’e transferi ve Sarı-Kırmızılı kulüpten 4,6 milyon Euro tazminat talep etmesi nasıl yorumlanır!

Galatasaray’ın İtalyan teknik direktörlere ‘umut’ bağlaması konusu ve transfer süresince yaşananlar karşısında karamsar bir tablo çizmek istemezdik ama her şey ortada. Fiorentina Başkanı Dalle Valle’nin eski teknik direktörleri Prandelli için sarf ettiği “Kaçmak onun DNA’sında var” sözleri ise bu kaygıları daha da artırıyor…

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle