Galatasaray’dan anlamlı 15 Temmuz pankartı
Galatasaraylı futbolcular, Türk Telekom Arena’da Beşiktaş ile oynanan maça, şehit çocukları ile birlikte 15 Temmuz pankartı ile çıkması, önem derecesi yüksek, dikkat çekilmesi gereken bir davranıştı. Attığı manşetlerle 28 Şubat darbe zihniyetini halen devam ettiren Doğan Medya bünyesindeki Hürriyete gönderme yapılması bakımından manidar bulundu. 15 Temmuz Şehitleri Derneği tarafından organize edilen ve önemli karşılaşma öncesi açılan ‘15 Temmuz’u unutmayacağız’ pankartı, karşılaşmada verilmesi gereken Milli Birlik ve Beraberliği temsilen, hain-kalleş darbe girişimine yönelik önemli bir mesajdı. Futbolda anlamlı, değer taşıyan güzellik karesine örnek istenirse, iki tarihi kulübümüzün maçı öncesi Türk Telekom Arena’daki futbol mücadelesinde, futbolcu ve şehit çocuklarımızın taşıdığı ’15 Temmuz’u unutmayacağız’ pankartı derim...
FUTBOLDA YABANCILAŞMA HASTALIĞI...
Sevenlerinin kendilerinden büyük beklenti içerisinde olduğu Galatasaray, Fenerbahçe takımlarının yönetim ve çalıştırıcılarından kaynaklanan problemler diğer haftalarda olduğu gibi Ligin 22. Haftasına da yansıdı. Sadece haftanın değil, sezonunda şampiyon adayı isminin belirleyici özelliğine sahip karşılaşma, Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynandı. Her iki takımda dikkat çeken yabancı sayısı. Sahada görev alan oyuncu sayısının sadece 3’te 1’nin yerli oyunculardan kurulu olması, görüntünün ne manaya geldiğinin en güzel özeti. Bu eleştirimize teknik direktör dahil. Galatasaray’ın çalıştırıcısının takımın başına nasıl geldiğinin süreci ‘rezaletinden’ tutun da, görev süresince isimlerin takımları nerelere taşıdığı gerçeğine varıncaya kadar...
ATILAN GOL, MAÇ
DEĞERİNİN YANSIMASI
Beşiktaş’ın kaydettiği gol bile, maçın teknik yorumunu özetler durumdaydı. Talisca’nın frikik vuruşu, savunmaya çarpmasa, Muslera’yı şaşırtmasa... gibi, maçın sonucunu belirleyen bir golün bile ihtimaller üzerine kurgulanması, mücadelenin ne denli kaliteden yoksun, beklentilerin gerisinde olduğuna göstermektedir. Takımların kadro yapılarına bakıldığında avantajlı gözüken Beşiktaş, anlayışını maçın sonucuna da yansıtarak sahadan galip ayrılmasını bildi. Futbolda sadece sonuç üzerinde değerlendirme yapmak anlık düşünmek manasına gelir belki ama, neticeyi doğru kılan Galatasaray gibi bir deplasmandan galip ayrılmak. Sarı-kırmızılı ekibin düşüşünün rakamlara da yansıdığı görülmekte. Takım derbilerdeki galibiyet hasretini 8 maça çıkarmış. Beşiktaş’ı yendiği takdirde puan farkı 4’e düşecekken, puan farkını 10’a çıkarıyor. Türk Telekom’da 2-1 Kayseri yenilgisinden sonra, bu kez Beşiktaş’a kaybetti. Hal böyle olunca da haber manşetlerine ‘Igor Tudor da Galatasaray’a çare olamadı’ şeklinde yansıyor. Yarın mı? Dileriz iyi dileğin, temenniyle sınırlı kalmaz!.
DİCK ADVOCAAT’I KİM
KONUŞTURUYOR?
Fenerbahçe Teknik Direktör Dick Advocaat, sahada görev yapmaktansa, konuşmayı tercih ediyor. Söylediklerinden de haksız olduğunu, takımın kaybettiği Şampiyonluk şansından daha iyi anlamaktayız. Tıpkı meslektaşı Igor Tudor gibi başarıya ‘yabancı’ olma konusunda ortak paydalara sahip olmaları. Aralarında tek bir fark, birinin sezon başı, diğerin ise bacadan (pardon) ligin sonlarına doğru takıma gelmiş olması. Peki, Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım neden çalıştırıcının hesabını kesmek gibi bir girişimde bulunmuyor. Belirttiğimiz gibi adam yabancı. Bu tür kişilerin, gelmeleri kadar gitmeleri de ‘yabana’ atılmayacak kadar maliyetli. Ne demeli; böyle bir ligde, böyle idareci ve çalıştırıcı garip karşılanmamalı...







