--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Galatasaray’da çile bitti ama!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Şampiyonlar Ligindeki temsilcimiz Galatasaray Arsenal maçıyla birlikte ‘buhranlı’ günleri noktaladı. Devler liginde bu sezon oynadığı son maçında Arsenal’a 4-1 mağlup olurken, sıra dışı yenilgi ister istemez sorgulanmaya başlandı!... 

Cevabı aranan soruda, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligindeki üst üste 5’inci maçından yenilgi ile ayrılma nedeni var! Yine istatistikler gösteriyor ki Aslan tarihinde 13 kez yer aldığı Şampiyonlar Ligi grup maçlarında en yüksek mağlubiyet serisiyle karşı karşıya kaldı... 

Galatasaray’ın Arsenal yenilgisi futbolumuzun Şampiyonlar Ligi yükünü kaldıracak tempo ve kaliteden uzak olduğunu bizlere göstermiş oldu. Sarı-kırmızılı taraftar bile buna inanmış olacak ki kazanma umudu olmasa da takımlarının yanında olmak amacıyla, Aslan’ı yalnız bırakmama adına TT Arena’da yerini aldı.

Arsenal karşılaşması bizlere bir kez gösterdi ki sahada görev verdiğiniz isimlerin kalitesi maçın kalitesi ile bağdaşır olması gerekiyor. Sarı-kırmızılı ekibin en çok ‘sırıttığı’ bölge defansı oldu. Rakibin teknik özelliklerinin gerisinde kalan oyuncularımızın bireysel yetenekleri rakibe cevap veremeyince, farklı yenilgi de beraberinde geldi.

Tabii yenilginin faturasını sadece ‘defansa’ kesmek yetmiyor. Orta sahadaki oyuncuların mücadeleden yoksun olması da burada önemli etken. Futbol gibi takım sporlarında bireysel eleştiri tek başına sonucu etkilemez ama temsilcimizin son maçına baktığımızda ‘Sahada canla başla mücadele eden bir tek isim var mıydı?’ desek, orta sahanın yükünü sırtlamaya çalışan ve attığı golle çalışkanlığını taçlandıran bir isim vardı ki, attığımız tek golde de onun imzası vardı; Sneijder. 

Oyun ve mücadele olarak Aslan’ın oyununa pozitif katkı sağlayacak Sneijder dışında bir başka isim şahsen ‘ben’ tespit edemedim. Galatasaray’ın bu sezon Şampiyonlar Liginde oynadığı diğer maçlarında da bunu gözlemlemek mümkün oldu.  

Sarı-kırmızlı futbol takımında, yönetimle başlayıp teknik direktör ile devam eden sürecin sonucu, altı maçtaki bir beraberlik beş yenilgi bir o kadar yenilen goller, Kulüp tarihine ‘beceriksizlik’ olarak geçecek…

Galatasaray’ın ‘rezillik’ tanımına uyan bu yönetim şeklini gördükten sonra, halen kalkıp şu söylense, bu yapılsaydı gibi ‘klişeleşmiş’ yorumlarla olaylara yaklaşılması, değişim ve sonuç üzerinde hiçbir etki oluşturmayacaktır.

Takımın sahadaki sorumlusu kim? Teknik direktör. Bakın Hamza hoca maçtan sonra ne diyor; ‘Oyuncularımdan skordan çok sahada istediğim şeyleri bekliyordum. İkinci yarıda oyunun hakimi bizdik, ancak gol bulmakta zorlandık. Maçı kaybettik belki ama çok şeyler kazandık. Bizim için kazançlı bir maç oldu.’

Hamza Hamzaoğlu transferinin Galatasaray için kazanç olduğunu bu satırlarda dillendirmiştik. Ki hoca ligimizi ve takımı tanıması önemli ayrıntı… Hocanın vermiş olduğu mesaj, kendisine teslim edilen futbolcuların kalite düzeyinin Şampiyonlar Ligine yetmeyeceği manası taşıyor.

Hamzaoğlu’nun toplantısındaki ince tespitimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz; ‘Muslera’nın bir sakatlığı yok. Hem Sinan’ı görmek istedik hem de Sinan’ın kontratında bir madde var, ilk yarı bitmeden 5 maç oynaması gerekiyor, onu da tamamlamak için böyle yaptık. Eğer oynatmasaydık kulübü devre arasında geri alabiliyordu.’.

Siz bu açıklamalardan nasıl bir sonuç çıkardınız bilemem! Açıklamalardan benim anladığım, her defasında dillendirilen sözleşmelerin önem-bağlayıcı tarafının bir kez daha gözler önüne serilmesi. Kalecinin takıma faydalı-olup olmama hususu kadar, sözleşmenin bağlayıcı olmasından dolayı, oyunculara görev verme zorunluluğu… 

Siz eğer sahada alınan sonuçlara bağlı olarak sezon ortasında; teknik direktör, kalite gözetmeden kadro ‘şişkinliği’ oluşturacak isimleri kadronuza dahil ederseniz, Kulübün mali çıkarlarını da, başarısını da ‘beceriksizliklerinize’ mahkûm edersiniz. Ondan sonra Türk futbolu neden geriliyor yorumu yaparsınız. Güldürmeyin insanı!.. 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle