--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Galatasaray ‘bilmecesinin’ karşılığı!

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Türk futbolu bir hafta aradan sonra Kupa maçları ile sahne aldı... Çeyrek final maçları sonucunda ismini yarı finale yazdıran takımlar belli oldu. Bu ekipler arasında en dikkat çeken takım Galatasaray. Sarı-kırmızılı ekip sahadaki mücadelesinde 4-0’ın rövanşında Manisaspor ile 1-1 berabere kalarak, yarı finale kalmanın sevincini yaşadı. İlk karşılaşmanın avantajı Aslan’ın işinin kolaylaştırdı.

Kupa maçlarının takımlara yararı, var olan eksiklerin görülmesi. En güzel antrenman ‘hazırlık’ maçları anlayışı ile bakarsak, ilk maçın verdiği avantaj ve sakatlıktan yeni dönen oyuncuların son durumlarını Manisaspor karşısında da görmek zor olmadı. 

Galatasaray, hafta sonu Trabzonspor’a karşı zorlu bir doksan dakikaya çıkacak. Sakatlıklarından dolayı Melo, Semih ve Aydın gibi isimleri Manisaspor karşısında görme imkanına sahip olduk. Hafta sonu oynanacak olan derbi göz önüne getirildiğinde, en dikkat çeken isim Melo idi. Sarı-kırmızılı ekibin yıldız oyuncusu oyunda kaldığı atmış dakikada rahat bir oyun sergiledi. Takıma katkısı futboldaki ‘profesyonelliğinin’ gereğinin bir neticesi olsa gerek. Aslan’ın Trabzonspor karşısında da en büyük kozu olacak gibi gözüküyor.

Tıpkı Melo gibi Semih de sahanın iyileri arasındaydı. Çabukluğu ve takım arkadaşları ile uyumu, yerinde müdahaleleri, yıldız isimlerin takımlarına ne kadar yarar sağlayacağı gerçeği. Melo gibi Semih’in kısa sürede iyileşip takıma uyumu, kadro zenginliği ‘forma’ rekabetini de beraberinde getirir ki, bu da Galatasaray için büyük kazanç. 

Manisa maçının diğer kazancı ne oldu biliyor musunuz? Tomarla dolarları götüren oyuncuların sahada şans bulmaları. Rakip Manisaspor, ilk maçın skoru 4-0 olmasa Hamza Hamzaoğlu bu isimlere görev verip vermeyeceği tartışılır belki ama, tartışılmayacak konu şans bulan bazı yabancıların ‘futbol’ adına sınıfı geçememeleri. Maç kasetlerini bir kez daha izlediğimizde Pandev, Dzemaili asla ve asla Galatasaray formasını taşıyabilecek kalitede olmadığını görürüz.

Kupa maçları da olmasa, her iki ismin esamesi okunmayacak. Bu tabii ki transfer konusunu yüzüne-gözüne bulaştıran Galatasaray yönetiminin eseri. Eski yönetim, şimdiki yönetim gibi ‘suçlu’ arama adına  tartışmaların içinde yer alması, ‘camiaların’ kaybının önlenmesine ne kadar katkı sağlar ki!...

Türkiye Kupası maçlarını ‘sıradanmış’ gibi görmek, hiç kimseye bir şey kazandırmaktan öte, takımlara çok şeyleri kaybettirecekleri her halinden belli. Ortada bir doğru veya yanlış var ise, lig yarışımızda gözden kaçan bu gerçek, futbolcunun son durumu, Anadolu’ya taşınan mücadele heyecanı gibi tespitler, Kupa maçıyla adeta su yüzüne çıkıyor.

Buraya kadar yaptığımız gözlemlerle siz halen Kupa’yı ‘sıradan’ görebilir misiniz? Galatasaray Kulübü Başkanı Dugun Yarsuvat’ın Ünal Aysal’ın kulübü bırakıp gittiğini iddia etmesi, kulübün eski yöneticisi Adnan Öztürk’ün Mayıs ayında yapılacak olan Olağan Genel Kurulu’nda başkan adaylığından çekilmesi, Kupa dışında sarı-kırmızılı ekip ‘bilmecesinin’ diğer ayrıntıları... Yer sıkıntımızdan dolayı, ayrıntıları sonra inşallah... 

Evet, Kupa maçları bize göre oldukça anlamlı. O yansımalardan birisi de ‘futbol’ oyununun içinde yer alan sosyal sorumluk bilinci. Manisaspor-Galatasaray maçı öncesi sahada açılan ‘Manisa Otizmi Farkediyor’ yazılı pankart. 

Ailemiz içerisinde zihinsel, bedensel, görme, işitme gibi gruplarda engelli olmayabilir. Fakat yaşadığımız çevrede, hayatı paylaştığımız toplumlarda ‘engelli’ kişilerle her an karşılaşmak mümkün. Bunun kadar önemli olan ‘Herkesin bir engelli adayı olduğu...’ sözünün içinde bizzat yer alınabileceği gerçeği. Doğru pankartla bize ‘duyarlılığı’ hatırlatanlara bir kez daha teşekkürler...

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle