Futbolun fotoğrafı ve Cumhurbaşkanı’nın gözlemi
Evlere şenlik bir Brezilya maçı oynadık. ‘Dörde karşılık sıfır gol’ sonucunu hiç kimse beklemiyordu. Beklentimiz ne idi; rakibimizin Dünya Kupası ‘faciasını’ gördükten sonra, biraz direnmek, biraz da diş göstermek...
Ama olmadı, olması da mümkün değil! Gerçekler varken, siz neyinize güvenerek ‘hodri’ meydan diyebilirsiniz...
Haddini bilmek diye bir tanım var! Ders almak, ona göre de ‘yiğitlik’ göstermek. Bunun diğer anlamı-açıklaması... Aksinin düşünülmesi halinde, akıbet Brezilya maçının sonucu gibi olur.
Hayal kırıklığı bir yana, derslerle dolu bir ‘test’ maçı oynadık. Tabii ders alınıp alınmayacağı meçhul ama olması gereken, hayatın her aşamasında kişinin ‘haddini’ bilmesi. Ona göre düşler, ona göre hayal kurar, ona göre uygulamasını yaparsınız...
Yok ‘Ben böyle düşünmüyorum’ derseniz, karşı tarafın üstünlüğü karşısında ‘acımasızlık’ hissine kapılırsınız.
Peki, bu gerçekleştirildi mi? Elbette. Brezilya maçı ve sonucu futbolumuzun içinde yer aldığı ‘kaostan’ nasıl kurtulacağını net bir şekilde ortaya koymuş oldu!
Maçı izleyenler gördü ki karşılaşmanın iki kahramanı Neymar ve Willian, Brezilya adına sıra dışı işlere imza attılar. Topla her buluşmalarında kalemizde etkili olup, sonuca gittiler.
Ne orta sahamız, ne de defansımız, Brezilya’nın yetenekli oyuncuları karşısında bir varlık gösteremedi. Kadrosunda isimler değişse de, bu takım değil miydi Dünya Kupası’nda Almanya’dan yedi gol yiyen... Öyle ise başkalarının gole boğduğu takımdan sen tam bir ‘derslik’ netice alıyorsun....
2014 yılı Nisan ayında Millilerin Brezilya ile hazırlık maçı oynayacağı kararı alındığında ‘heyecan’ üst seviyeye çıkmıştı. O dönem ile bugün arasında Brezilya açısından ‘Dünya Kupası’ sonrası çok şeyler değişti ama, Millilerde değişen sadece geride kalan ‘zaman’...
İnanın yedi ay önce değil de iki ay önce Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’e deselerdi ‘Brezilya ile hazırlık maçı oyar mısın?’ acaba ne derdi? Eminim sorunun cevabı için ‘temkinli’ olma adına bir değil, birkaç kez düşünme hissi uyanırdı kendisinde. Nedeni ise Türk futbolunun içinde yer aldığı ‘istikrarsızlık’...
Şimdi sırada bu akşam oynanacak olan Kazakistan karşılaşması var. Kazanılacak puan, gruptaki durum ve ülke futboluna katkısı ‘kısmen’ olsa da en azından ‘anlık’ serzenişlerin önüne geçilmiş olur...
Üzerinde durulması gereken asıl konu Türkiye Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği yetkililerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı makamında ziyaret etmeleri...
Ülkedeki gelişmişliğin mimarı Sayın Erdoğan’ın, Milli Takım’ın içinde bulunduğu zor durumla böyle bir ziyareti kabulü, bu kabul sırasında düşünceleri oldukça önemli...
Bizi takip eden değerli okuyucularımız bilir. Daha önce bu satırlarda sporcu geçmişe sahip Sayın Erdoğan’ın halkın oyları ile Cumhurbaşkanlığı makamına gelişinin ‘Sporseverler için değerlendirilmesi gereken iyi bir fırsat olduğunu’ ifade etmiştik.
Futbolu temsil eden heyeti kabulde Sayın Cumhurbaşkanı ‘İnsana yatırım yapmamız lazım, gençleri ihtisaslaştırmamız lazım. Galatasaray, stadını yaptı, Beşiktaş yapıyor, Saracoğlu var, Başakşehir Stadı yapıldı, Kasımpaşa’nın stadı var, tesisleri çok güzel, altyapısı çok iyi durumda. İnşallah futboldan başka adımlar da atacaklar...’ şeklinde görüşlerini ifade etti. Sizce şimdi görev kimde? Tabii ki sporu yönetenlerde...
Birileri tarafından ‘haksız’ eleştiri sayılabilecek Cumhurbaşkanı’nın Fatih Terimle ilgili ‘Ne yapsın? Çıksın kendisi mi oynasın’ sözleri ile ilgili düşüncemiz; ‘Terim olmaz ise Milli Takımın başında kim olur?’ sorusunun cevabını netleştirirseniz mesele yok... Bu olmayacağına göre.. Mesele, futbolumuz içinde bulunduğu buhrandan nasıl kurtulur? Buna kafa yormamız! Bu yetmez, sağlam ‘adımlar’ atmak zorundayız....
DAVET...
Bugün, 36. Vodafone İstanbul Maratonu’nda Asya kıtasından Avrupa kıtasına koşarak-yürüyerek geçeceğiz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde yapılacak olan bu anlamlı spor organizasyonuna bizler katılacağız. Sizleri de bekleriz...







