Futbolumuzun ‘macera’ hastalığı!..
Süper Lig sürecinde, tek rakamlı haftalara ‘dem’ kala, zirve mücadelesi oldukça kızıştı. Galatasaray, ligin misafir/averaj takımı Karabükspor’u farklı skorla mağlup ederken, 24. haftanın dikkat çeken diğer sonucu, Beşiktaş’ın zorlu Trabzon deplasmanından galip ayrılmasıydı. Sıralamaya baktığımızda, şampiyon adaylarının ardı-ardına sıralanmış olması, ligde kalite olmasa da (Beşiktaş’ın Münih örneği var), futbolseverin gönlüne su ‘serpen’ tek unsurun, skora bağlı şampiyonluk ‘heyecanından’ anlamak mümkün…
FUTBOL KİMİN OYUNCAĞI?..
2017-2018 sezonu Süper Lig’de 9 takım toplam 14 kez teknik direktör değiştirmiş. Teknik adam ‘kıyımının’ son örneği, Atiker Konyaspor’da yaşandı. Geçtiğimiz hafta Alanyaspor’da Hikmet Karaman, son olarak Atiker Konyaspor’da Mehmet Özdilek. Yaz-boza dönen, sonuç/skor endeksli bir süreç. Özdilek ve kulübün duygusal ‘ayrılık’ mesajlarının, kimseye bir şey kazandırmayacağı kesin! Öyle ise, neden ‘sabır’ değil de, hüzün! Bu süreçten kimin, ne kazanım sağladığını (menajer hesabından anlamam) bilemem ama, kalite açısından Türk futbolunu sekteye uğratacağı kesin…
Peki, bu sürece kim dur diyecek? Faturası takım ‘çalıştırıcılara’ çıktığına göre, kulüp başkanlarının ‘devreye’ girmesi lüksü olamaz. Öyle mi? Peki, tribündeki ‘taraftar’! Ligdeki ‘5’ takım, bugüne kadar bir değil, birden çok teknik adam ‘misafir’ ettiğini görüyoruz. Yerli veya yabancı fark etmez, başlanılan işi yarım bırakmanın, kazanç değil, kayıpları da beraberinde getireceğini unutmakta, neyin nesi? Şampiyonluk yarışı veren takımların teknik direktörlerinin ‘yerli’, Milli Takım hocasının ise yabancı olmasının tartışılması bir yana. Futbolumuzu yöneten böyle bir teknik kadromuz var ise, halen futbolda ‘başarının’ uzağında oluşumuz, yabancı oyuncu sayısının fazlalığı bir çelişki değil de ne?..
TRABZON SEZONU BİTİRDİ Mİ?
Trabzonspor-Beşiktaş maçı haftanın en ilgi gececi müsabakasıydı. Bordo-mavili ekibin galip gelmesi ‘günü’ kurtarma (maç kazanma sürecindeki istikrarsızlıktan bunun görmek mümkün) adına önemliydi ama olmadı. Olamazdı da. Neden? Geçmişten gelen bahanelerin arkasına sığınmak; ‘Kadro yeterli değil!’ Teknik Direktör Rıza Çalımbay tarafından yapılan bu açıklama, büyük ‘talihsizlik’. Üç puanlık sistemde, lig devam ederken bu açıklama, takıma hiçbir katkısı olamayacağı gibi, Avrupa maçlarına katılma yolunda ‘heyecanın’ da kaybolması anlamına geliyor…
Peki, Rıza hoca ne yapılmalı? Karabük Teknik Direktörü Levent Açıkgöz’ün ‘Durum gösteriyor ki bir sonraki senenin hazırlığını yapmak lazım’ açıklamasının izinden gitmek mi gerekiyor? Bordo-mavili gibi ‘Şampiyonluğa’ susamış böyle bir ekibe, bu tür yaklaşım yakışmaz ama gerçekler acıdır. Medipol Başakşehir ve iki hafta sonrasında Beşiktaş yenilgileri ‘zirveden’ kopmak manasına geliyor. Zirve yarışı içerisindeki takımlar karşısında ‘tutunamıyorsanız’ neyin hesabını yapmak gerekir? Hafta sonu Trabzon’daki maçta, bordo-mavili ekibin hanesine yazılacak ‘kazanımlar’ da yok değildi! Nerede Beşiktaş-Fenerbahçe maçındaki ‘hırçın’ futbolcular? (Quaresma’nın 5 maçlık cezası ‘az’ bile!.!) Yenilgiye rağmen, taşkınlıktan uzak takımlarını destekleyen ve alkışı hak eden bordo-mavili ‘taraftar’! Burak Yılmaz ve Castillo’nun yokluğu, Trabzonspor gibi bir takımın ‘başarısızlığına’ kılıf olmamalı. Eğer takım ‘düştüğü’ yerden kalkacak ise, Trabzonspor için o gün ‘bugün’ olmalı. Ne diyelim; Lig devam ediyor, biraz özgüven lütfen…







