Futbolu spor olmaktan çıkarmayalım!..(1)
Sporların içerisinde en ilgi çeken branşlardan futbol, farklı boyutlarda gündemi meşgul etmeye devam ederken, kamuoyunun cazibe unsuru olan bu aktivitenin dünü bugünü ve geleceği de merak konusu olmaya devam ediyor. Gazetemiz Yeni Akit’in seçkin yazarlarından Yaşar Değirmenci hocamızda fikirlerini ‘Futbolu spor olmaktan çıkarmayalım!’ başlığı altında kaleme alarak bizlerle paylaşma zahmetinde bulundu. Sayın hocamızın engin birikimlerinin bir yansıması olan yazısını, noktasına-virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşarak, farkındalık ortaya koymak istiyoruz. Temennimiz o ki, hayat gerçeklerinin bir yansıması olan bu tür içtenlik-samimi dolu mesajlardan gerekli dersler çıkarılsın. İki bölümden oluşacak yazı dizinden dolayı, şahsım ve spor kamuoyu adına Sayın Yaşar Değirmenci hocamıza tekrar teşekkürlerimizi sunarız;
SEYİRCİ BİRLİKTE MAÇ İZLERDİ
Futbolun, hangi maç olursa olsun bir oyun. Yenmenin yenilmenin, rekabetin, yarışmanın, hayatta spordakinden çok daha imtihanları var. Oyunda sabırsız, tahammülsüz olunursa; bu, hayata da yansır. Hayatta yaşananlar spora da futbola da… Bazı gençler, gruplar (taraftarlar) halinde acımasızca birbirine saldırıyorlar. Eskiden taraftarlar ayrı kapılardan girip de müstakil sayılabilecek bölümlere oturmazlardı. Dolmabahçe Stadı’nın kapalı tribünü, kulüplerin taraftarlarınca yan yana paylaşılırdı. Meselâ Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarlarının öbekleşmesi, yan yana idi. Aralarında set, boşluk, bant falan yoktu. Maç bittikten sonra, beraberce dağılırlarken alt kademedeki koridorda karşılaştıkları da olurdu. Taksim’e yakın Lisede okuduğum dönem. Galatasaray’ın Florya’ya taşınmadığı Hasnun Galip sokağındaki olduğu zaman…
FUTBOL SPOR OLMAKTAN ÇIKTI
Şimdi satırlar, bıçaklar, taşlar, sopalar... Spor mu, savaş mı bu? Bu hal genel havanın özel bir tezahürü. Yazarıyla, çizeriyle, yöneticisiyle, ‘spor anlayışımız’da açık bir bozulmanın toplum hayatına yansıması. Biz de çocuktuk, gençtik. Futbol, bizim yaşadığımız dünyanın da bir parçasıydı. Aydan gelmedik. Okul futbol takımında oynardım. (70’li yıllarda) Ben GS’li, arkadaşım FB’li. Beraber FB- GS maçına giderdik. GS, galipse; ‘arkadaşım çok üzülmesin’ diye maçın berabere bitmesini isterdim. Örnek olması gerekenlerin düştükleri halleri görünce; futbolun spor olmaktan çıkıp, ‘hastalık hali’ni aldığını düşünüyorum. Son yaşanan maçta FB başkanı Ali Koç’un saldırgan, sabırsız hali…
KİŞİSEL MENFAATE ALET EDİLİYOR
Gezi olaylarında tahliye veren hâkimleri, düzenleyenleri, mevcut hükümete tahammülsüzlükleri, kutsal hale getirdikleri demokrasi ile gelmiş/seçilmişleri düşürmek için ihtilalin göze alınması, vs. Yaşanan olaylar neticedir. Sebep oldukları hadiselerin neticesi. Yakan, yıkan insanları, sahibi olduğu Divan otelinde ağırlayan, kendi değerleriyle ilgili hiçbir iş yapmayan bu adamdan sporu/futbolu bile kendi menfaatinde kullanmaktan başka ne beklersiniz? Vasıtaları gaye haline getirmek, sadece asıl gayenin unutulmasına değil, kötüye kullanılan vasıtanın da heder olmasına yol açar. Bir vasıtanın kötüye kullanılması ile elde edilebilecek hiçbir faydadan söz edilemez. Bu sadece futbolda, sporda değil; sanatta, siyasette de öyledir…
(Devam Edecek)







