--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Futbolu spor olmaktan çıkarmayalım!.. (2)

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
1

“…Gerçek sebep beyinlerin içinde, stadyumların değil! Tahrik şiddeti de, tahkir ve darp şiddeti de bir yumak teşkil edecek kadar iç içedirler ve beraberce yürürler. Ali Koç’a bunu anlatmak lazım! Hangi iş, hangi spor, hangi vakit geçirme meşguliyeti olursa olsun kendi değerleri verilmemiş/alınmamış insanlar da yaşadıkları hastalıklı yapı veya milli manevi değerlerden mahrumiyet, davranış bozukluklarına sebebiyet veriyor. Bilhassa gençlere; uğruna ölecekleri değerleri vermezseniz, basit iğreti duygular için bu vatanın evlatları birbirini öldürebiliyor. (Maç için, kız için, tartışırken, vs.)

Unutmayalım ki bu hastalıklı yapı; şahsiyetimizden hayat tarzımıza, aile yaşantımızdan toplumumuza, komşuluk ilişkimizden iş hayatımıza kadar yansıyor. Futbol, bizi sadece bir yığın olarak davet eder, sonra da yığın olarak yolcular. Futbolu hayatla özdeş kılarak, (futboldaki kelimelerle söyleyeyim) hayatı da futbolu da taca atmayın! Futbolu hayatın önüne geçirip de, hayatı, hakiki aidiyet ihtiyacımızı da boşluğa düşürmeyin! Futbolu da ofsayta düşürmeyin! Futbol ve magazin, yozlaşma ve yalnızlaşma acılarının uyuşturucusu gibi olduğunu da hatırınızdan çıkarmayın! Onca şatafat ve cilayla perdelenen hilelerini göremediğimiz ölçüde de zavallı halimiz devam eder. İfratın, (aşırılığın) özünü ve hakikatini kaybettirmediği hiçbir kavram yoktur. İfratı, dinin bizzat kendisi yasaklamakta ve “Dinde aşırı gidenler helak oldu” demekte.

SOSYAL HAYATIN BİR PARÇASI OLDU  

Futbol; günlük yaşantımızın, sevinçlerimizin, üzüntülerimizin temel yönlendiricilerinden biri. Futbol, milletleri bile birbirine bağlayan müşterek bir zemin haline geldi. Acaba futbolun hangi özellikleri, futbolu bizim için bu kadar merkezi bir yere oturttu? Düşünmeye değmez mi? Modern zamanların stresli insanları, seyirci olarak da olsa, içlerindeki tatminsizlikten doğan öfkeyi sahadaki ‘gladyatörler’in kas ve beyin mücadeleleri üzerinden boşaltma imkanı buluyor. Sadece öfke de değil, başka duygular ve ihtiyaçlara da yer var bu oyunda. İnsanlar, artık yeşil sahayı çevreleyen tribünlerde, ne kadar sahte de olsa, bulamadıkları ‘birliktelik duygusu’nu yaşıyorlar. Aynı takımı tutuyor olmanın verdiği birliktelik duygusu, çoktandır bir ritüele dönüşmüş bilet kuyrukları, üzerine yeni sözler giydirilmiş popüler şarkıların hep bir ağızdan söylenmesi, icabında ‘düşman takım’ın müntesiplerinin saha dışında da pusuya düşürülmesi.

FUTBOL DAHA FAZLA ÇİRKİNLEŞMEMELİ 

Futbol, her şeyimiz olmasa bile, çok şeyimiz artık. Bir çay molasında yaptığımız hoş sohbetlerimizin, bilgiçliğimizin, sevinçlerimizin, bazen yumuşak bazen sert bazen de kanlı biten tartışmalarımızın, taraflaşmalarımızın, hem kamusal hem bireysel yanımızın, hem küçüğümüz hem büyüğümüzün, hem erkeğimiz hem kadınımızın, zaman algımızın, geçmiş övüncümüz gelecek tasarımlarımızın ve medyamızın olmazsa olmaz bir parçası. Bütün bunlar sağlıklı bir toplumun mu, hastalıklı bir toplumun mu belirtileri. Herhalde psikosomatik hastalık grubuna dahil olsa gerek. (Ömer BALDIK’ın ‘İçimde bir göçebe var’ kitabı ile Ahmet Selim’in Serbest Vuruş kitaplarına bakabilirsiniz) İşte, böyledir futbol. Bizlerdeki boşlukların, tatminsizliklerin, yetersizliklerin ve kişilik zaaflarının yol açtığı beslemedir. Futbolun çirkinleşmesine hep beraber karşı çıkmalıyız. Üstün değerlerimizi kimse yok sayma hakkına sahip değil. Onları yok saymanın bedelini hepimiz müştereken ödüyoruz. Böyle spor olmaz. Bu gidişe (kim yaparsa yapsın) karşı çıkalım. El ele, gönül gönüle vererek sağduyuyu, insafı, sevgi ve saygıyı hâkim kılalım…”

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle