‘Futbol sen oyna, futbol seninle oynamasın!’
Günlük hayatımızda olduğu gibi, sporun içinde yer almak ve yoğrulmak, belli bir ölçüyü, kural ve kaideyi gerektirir. İslam ile şereflenen bir toplum olarak Müslüman olmamızın gerekliliği, bizlere önemli görev ve sorumluluk yüklemektedir. Bunun da en önemli kaynağı Kur’an-ı Kerim…
Nurettin Yıldız Hoca ‘Büyük olmak için büyük kaynaklardan beslenmen gerektiğini bil’ diyor, ‘Hür Yürekli Genç’ isimli kitabında. Ve devam ediyor; “Tükenmez kaynaklara yönel. Dilinde ve kalbinde Kur’an bulunsun. Kur’an ile konuş, onunla tefekkür et. Böylece okyanuslardan daha büyük bir kaynağın olur. Kur’an yaşadıkça, sen de yaşamış olursun. Günler seni eskitemez. Olaylar seni peşinden sürüklemez. Karanlıkta kaybolmazsın. Rengin solmaz, elin ayağın burkulmaz. Yerde yaşarken, göklerde olmaktır bu. Dünyada iken cennette anılmaktır bu. Sevdiğinden çok sevilmektir bu. Vefadır, iyiliktir, güzelliktir, kalıcılıktır, üstünlüktür bu. İzi sürülenlerin izinden iz sürmektir bu… Gençliğin için spor da yapacaksın şüphesiz. Hatta yapmalısın da; beynin güçlü olsun diye bedenini güçlendir. Meydanlara çık, sahalara in. Hazırlıklı ol, sebat et; hep kazanan ol, dayanan sen ol. Görüntün heybetli olsun. Seni asıl mevkiinden uzak tutmak isteyen şeytanın hilelerine karşı hazırlıklı ol. Oyun oyna ama oyuna gelme. Futbolu sen oyna oynayacaksan, futbol seninle oynamasın…(Sayfa-43-79) Elimizdeki Kur’an’ımız ve hadislerimiz, bize yaşadığımız sürece rehber olmaya, başka kaynağa muhtaç olmadan ayakta kalmaya yetecek güçtedir.”
SPORDAKİ ŞEYTAN AKLINA DİKKAT!
Sporun yapılış boyutuna baktığımızda, dünyevi ve uhrevi bir karşılık bulduğunu görmekteyiz. Abdullah Yıldız hocamızın belirttiği gibi, ‘Futbolu sen oyna oynayacaksan, futbol seninle oynamasın’. Burada İslam dinin kaidelerinin önemi ortaya çıkmakta. Herkes spor yapsın tamam da, sporun yapılış şekli ayet-i kerimeler ve peygamber efendimizin örnek hayatının ilkeleriyle uyumlu olsun. Aksini, doğuracağı felaketi düşünmek istemesek de, toplumun her yaş grubundan ferdi, bu süreçten etkilenmektedir. Kapitalist sistem, diğer alanlarda olduğu gibi spor alanında da siyasal ve ekonomik yönden ‘işler’ çevirmeye, Ebu Cehil’ler, Ebu Leheb’ler gibi, şeytan aklıyla beslenen bir ‘anlayışın’ öncülüğünde, etkilerini göstermeye devam ediliyor. Modernleşme adı altında gerçekleşen çalışmayla, gelenek ve kültürden uzaklaşmasına neden olacak her türlü imkân ve ortam zemini oluşturma gayret ve çabası devam ediliyor. Sporun tanımına dikkat kesildiğimizde, fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik kazanım iyi niyet amacı güdülen eylem planına gibi gözükse de, bu alana fesat/ayrımcılık sokmak isteyen ‘şeytan’ aklını boş durmadığını gösteriyor…
SPORLA SAĞLIKLI NESİLLERİN YETİŞMESİ
Modern sporlar diye adlandıran ‘modernleşme’ adı altında, batıl anlayışın yansımasındaki faaliyetler, İslam dininden kopuk bir ‘kurallarla’ sürdürülme gayreti söz konusu. Üstad Necip Fazıl’ın Gençliğe Hitabesinde önemine vurgu yaptığı ‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir…’ şiarından uzaklaştırmak için çaba sarf edilmektedir. Hal böyle olunca, dünyadaki görev ve sorumluğumuza açıklık getiren “Ben cinleri ve insanları ve yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zâriyât Süresi-56) ayet-i kerimesini iyi anlamadığımıza bağlı olarak, yaşam gayemizde bir çelişki oluşturmuyor mu? İnsanın varoluş gayesinden uzak bir ‘kesimin’ kurguladığı ‘oyunun’ içerisine çekilmeye ‘dur’ diyememek niye! Bayan veya erkek sporcu, antrenör veya idareci ayırt etmeksizin, spor adı altında yapılan faaliyetlerin yapılışındaki hassasiyetleri; spora ayrılan zaman, tesettür, ibadetleri etkilemesi, bedene zarar verecek nitelikte olması, ahlaki kurallar, kötü sözler, şans oyunları gibi daha bir çok başlık altında toplanıyor. ‘Hangi branşı yapar veya yaptırırsanız yaptırın, sürecin İslam’da yeri nedir?’ sorusuna cevap bulunacak kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin Sünnet’i olmalıdır. Olmalı ki sporu İslami kaidelerden uygun yapılan aktiviteyi gerçekleşmekle kalmayıp, bedenen olduğu gibi ruhen de sağlıklı ‘nesillerin’ yetişmesine katkı sağlanabilsin…







