--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fenerbahçe’ye başkan olmak (mı?)

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Napolyon ne demiş; ‘Para…Para…Para’. İlla da para. Napolyon’un sözlerine kapılıp da, para peşine takılanlar bir bakıyorsunuz ‘ödün’ kapısını da aralamış oluyorlar. Her şeyden önce, alın teri dökülmeden elde edilen para, olası hüsranın da habercisi oluyor. Kişisel bakımdan olduğu kadar şirket, kurum, kulüp v.s. hayatın her aşamasında benzerlik göstermekte. Bugün dünya yüzünde ağıt, gözyaşı, ihanetlerin kaynağına bakın, temelinde ‘paranın’ olduğunu görmek, şaşırtıcı bir durum olmayacak. Spor camiası da, paranın hükmünü en fazla hisseden kesim olarak ortaya çıkıyor. Spor ne zaman ki, 1800’lü yılların sonlarında ‘modern sporlarla’ birlikte ‘performans’ içerikli yapılmaya başlandı, işte o anda, oktan çıkan ‘okun’ rotası şaştı. Modernlik ismi altında ‘cicili-bicili’ hale getirilen spor, günümüzde önemli bir ‘rant’ aracı olarak kullanılmaya başlandı. Ya tanıtım/reklam, ya da kişisel çıkarlara rant/malzeme aracı olarak ‘hovarda’ olarak kullanılır...

BAŞKAN OLMAK MI LAZIM!

Bir Kulüp Başkanı düşünün. Göreve geldikten sonra (ki kimse kimseye zorla görev vermiyor) ne elle tutulan, ne de gözle görülen bir başarıya imza atıyor. Finansal yönden ‘kayyımlık’ boyut derecesine (kulüp başkanları her defasında ‘kayyım’ ifadesini sıkça kullanması) taşınması ve ardından yapılan ‘Borçların yapılanması, devlet aracılığıyla çözüm yolu…’ arayışları, sürecin geldiği ‘vahim’ boyutları gözler önüne sermekte. Sonrasında ise, borçların yapılanması ve ‘teşekkür’ açıklaması. Bir kulübün yönetimini üstlenen kulüp başkan ve yönetimi, görevi bıraktığında kulüp bütçesini kayyım, vergi affı gibi söylemlerle muhatap kılıyor ise, ora da ciddi şekilde, yönetim zafiyeti var demek. Peki, bizim ‘Başkan olma’ fikri nereden çıktı? Bir idari menajer, bir teknik direktör olması yetmez mi? Mali yönden bir bütçesi olmayan nasıl yönetici olur? Sorusuna gelince. Siz bugüne kadar, kulübünün yararına kendi cebinden ‘para’ aktaran başkan/yönetici gördünüz mü? Hayır…

ALİ KOÇ’UN 

FENERBAHÇESİ NEREYE?.?

Kulüpler, içine düştüğü borç batağından çıkmak için alternatif seçenekler üzerinde çalışıyor. Onlardan en dikkat çeken, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’un ‘yardım’ kampanyası. Nasıl olmasın ki? Başkan yardımcısının (Burhan Karaçam) açıklamasına göre borç 3,1 milyar, yıllık cari gider 1,5 milyar, cari gelir ise 600-700 milyon. Gelir-gider arasındaki farkta uçurum var. Bu durumun kapanması ise imkânsız gibi bir durum. Diğer ilgi çeken konu, Türk Kulüplerin UEFA’dan 70 milyon avro ödül almaları. Avrupa macerasından sarı-lacivertli ekibe düşen pay 12,75 milyon avro idi. Sarı-lacivertli takım, gelecek sezon UEFA maçları oynama şansı olmadığına göre, başarısızlığa bağlı olarak bu para ‘hayal’ oluyor. Alternatif seçenekler yok mu? Var tabii. O da Kulüp Başkanı Ali Koç’a ait. Koç camiaya mali çağrıda bulunuyor. Çok değil iki gün sonra devreye girecek ‘Fenerbahçe Spor Kitlesel Kaynak Oluşturma’ mali yapıyı düzeltme projesi, nasıl bir karşılık bulacağını, bekleyip göreceğiz! Görmesine göreceğiz de, bilmemiz gereken; ‘Yanlış yönetimlere ‘kurban’ edilen kulüplerin, düşürüldüğü yerde tekrar ayağa kaldırma çabası, taşıma suyu ile değirmeni döndürmekten’ farksız değil!’ Sayın Koç tarafından göreve getirilen ve geldiği gibi de gönderilen teknik direktör (Cocu) ve sportif direktöre (Comolli) ödenen tazminatı nereye koyacağız!..

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle