Fener şampiyonluğunu uğurladı!
Şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe, ligde zor günler geçiren Erciyes karşısında 2 puan bıraktı. Kaybedilen puanın önem derecesi, ligin son haftalara denk gelmesinden kaynaklanmakta. Düşünebiliyor musunuz, koca bir sezon mücadele et ve kazanabileceğin maçı, ucuz bir şekilde kaybet! Şimdi sorulan soru, milyonların sevgilisi konumundaki takımın bu maçı neden bu kadar kolay kaybettiği! Çünkü elde edilen sonuç, akılla ve nizamla hiçbir bağlantı kurulamıyor! Öyle ise cevap arayalım...
Sahi, son haftalara girilirken ligde zor anlar yaşayan takımların, şampiyon ekipler karşısında verdiği mücadele de neyin nesine! Önce Galatasaray karşısındaki Mersin, hemen ardından Fenerbahçe karşısında kora kor mücadele veren Erciyes! Bu karşı direnişin tanımı ‘şike’ desen! Bunun mümkün olmayacağının garantisini verebiliriz. Çünkü olanların davasını henüz sonuçlandıramadık ki...
Peki, ne olabilir? Bunun bir değil, birkaç karşılığı var. Her takım ligin sonu yaklaşıldığında kendine yer bulmak için mücadele verir. Bu takımlardaki oyuncular ise sezon sonu yaklaştıkça kendi kapasitesinin üzerine çıkma (bizde var olan, bunun adı da kendini gösterme çabası- bunun adı ne kadar profesyonellik ise...) çabası.
Gelelim Fenerbahçe’nin Erciyes hikâyesine! Öyle veya böyle, tam anlamı ile macera. Bir takım, bir maçta ancak bu kadar kötü olabilir. Maçın ilk devresine baktığımızda, bunu görmek de o kadar zor değil. Sarı-lacivertlilerin bir tek ‘adam’ gibi denilecek pozisyonunun olmaması, bunun bir göstergesi. Her iki takıma baktığımızda, pozisyona giren, rakip kalede etkili olması gereken takım, sanki Fenerbahçe değil de Erciyes. Konuk ekip yakaladığı pozisyonları gole çevirse, maçı ilk devrede koparıp evine galibiyetle dönerdi. Şimdi siz böyle bir durumda çık, maçta neden puan kaybettik diye dert yan. Olacak gibi değil!
Karşılaşmasının ikinci yarısında ise mücadelenin sonucunu hakem hataları belirledi desek, inanın abartmış olmayız! Erciyes’in ofsayt diye güme giden golü, Fenerbahçe’nin verilmeyen- penaltısı. Sonuçta hakem hataları ile güme giden karşılıklı birer golü. İnsan düşünmüyor değil. Acaba hakem her iki takım adına ‘farkına’ varmadan adalet mi dağıttı? Hakem gözü-yorumuyla, hatayı hatayla mı telafi etti? Eğer böyle ise notunu merak etmiyor değilim ama gerçekten yazık!
Şimdi gündem de olan ne ‘Ligimize yabancı hakem gelmeli mi, gelememeli? Siz nasıl yorumlarsınız bilmem ama benim önerim, yabancı hakem Edirne’den içeri girdikten sonra bize ayak uyduracağından, hiç kimsenin şüphesi olmasın. Açık bir ifade ile beraberinde kaliteyi getireceği mümkün gözükmemektedir. Cüneyt Çakır’ın ligimiz ve Avrupa’da yönettiği maçları kıyaslayın, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır! Sadece hakemin iyi olması yetmiyor. Sahadaki oyuncular iyi niyetli değilse, sonuç da-karar da-hakem de malum.
Şöyle bir açıklama da gelebilir ‘Madem gelecek sezon yabancı oyuncu sayısı sınırsız hale getirildi, varsın yabancı hakem de gelsin.’ Gelirse şaşırmam ama gelmesi ‘hakem’ tartışmalarını bitirmez, tam tersi artırır. Kısacası yabancı hakem transferi ‘tartışmadan’ öteye geçmez. Diyelim geldi, sahada oynanan futbolun çirkinliğini tartışmasının önüne geçemeyecek. Geçmeyeceği gibi de futbolumuzda olmayan ‘ahenge’ ayak uydurmaya başlayacaktır.
Dönelim Fenerbahçe-Erciyes maçına. Mersin-Galatasaray maçının sonucunu gördükten sonra, hiçbir takım ‘çantada’ keklik olarak görünmemeli. Son yazımızda değindiğimiz gibi bu saatten sonra futboldan kalite değil, sonuç beklemek gerek. Bunu elde eden bir adım öne geçer. Fenerbahçe’ye karşı Galatasaray bunu başardı ve şampiyonluk yolunda büyük avantaj yakaladı.
Bu sonuçla sarı-lacivertli ekip kalan üç haftada sadece kendisi kazanması yetmeyecek Galatasaray ve Beşiktaş’ın maç sonuçlarını da beklemek zorunda kalacak. Kısacası, şampiyonluk şarkısının kimin için besteleneceğini-söyleneceğini Galatasaray-Beşiktaş belirler. Fenerbahçe’ye ise seyretmek düşer. Çünkü Erciyes maçı, var olan kredinin de tükenmesi anlamına geldi.







