Fener mi yendi, Galatasaray mı kaybetti?
Sadece Ligin 11’inci haftası değil, sezonun en önemli maçıydı Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki mücadele! Galatasaray’ın tam 17 sezondur Fenerbahçe deplasmanında galip gelememesi, ister istemez sarı-kırmızılı renklere gönül verenleri üzüntüyle birlikte, merak içinde bırakıyor; Peki, nereye kadar?..
Galatasaray Kadıköy’e tam altı yıl sonra taraftarı ile geldi. Tek hedefleri, elde edilecek bir galibiyet ile geçmişin kötü sonuçlarına dur demek. Hedef ulaşmak ancak uygulamalarla mümkün. Sarı-kırmızılı ekipten kazanma adına bir mücadele çıkmayınca, hayaller bir kez daha sonuçsuz kaldı…
Sarı-kırmızılı ekip, ne beraberlik ne de yenik düştüğü dakikalarda rakibin temposunun çok gerisinde kalıp, bırakın galibiyeti, puan kaybetmeme adına bir mücadele içerisinde yer almayınca, Fenerbahçe’nin de kazanması sürpriz olmadı…
VOLKAN DEMİREL KLASİĞİ!..
Fenerbahçe’nin file bekçisi Volkan Demirel klasiği, Galatasaray derbisinde de devam etti. Sporcunun başarısı sadece sahadaki sergilediği oyunda değil, söylemleriyle de bu beceriye sahip olması gerekir. Volkan ne diyor; ‘Sabri bana küfür etti’.
Fenerbahçe’nin yıldız oyuncusunun söylediği doğru veya yanlış. Böyle bir açıklamanın, Volkan’ın gündem olmasından başka kimseye bir şey kazandırmayacağı, kendisine yakıştırılan ‘yıldızı’ söndürmek için sarf edilen çabadan başka bir manaya gelmeyeceği her halinden belli! Bu tezimizin dayanağı, futbolcunun geçmişinde de içinde yer aldığı, yaşadığı benzer olaylar. Kısaca sahada yaşanan problem, çözümü sahada olmalı.
YILDIZLAR SAVAŞINI KİM KAZANDI?..
Her maçın yıldızı vardır. Haftanın derbisinin favori-yıldız ismi de Van Persie’ydi. Attığı gollerle takımını sırtlayan isim oldu. ‘Yıldız oyuncu büyük maçlarda belli olur’ derken ‘Ben buradayım!’ der gibi, haftanın yıldızlaşan ismi olması, bunun göstergesi…
Madem önem derecesi büyük maçların yıldızları her daim ön plana çıkar. ‘Van Persie’nin karşında kim olur?’ sorusuna karşılık Sneijder geldiğine göre, sarı-kırmızılı takım taraftarının da bu futbolcudan beklentide de haklılık payı aramak gerek. Görmemezlikten gelinen gerçek ise, Hollandalı yıldız oyunun takımın performansına bağlı olarak, düşen form grafiği. Buna bağlı olarak, sonuç üretkenlikten uzak hayal kırıklığı…
TRİBÜN SINAVI GEÇİLDİ Mİ?..
Takımlar sadece Şükrü Saraçoğlu’nda sahada değil, tribünde de sınav verdi. Deplasman yasağının kalkmasına karşı çıkan bir kişi olarak, sarı-kırmızılı taraftarının geliş-gidişinde her hangi bir tatsız olayın yaşanmaması sevindirici olsa da… Bu olumlu sonucun, uzun vadeli olacağı konusunda kaygılarım var…
Taraftar konusunda, geçmişin izi, endişelenme konusunda bizi haklı çıkarır nitelikte. Spor ile şiddet kelimesini yana yana gelmesini, hiçbir gerçek taraftar istemez. Haklı olarak da ‘Öyle ise kaygı neden?’ şeklinde bir soru yöneltebilirsiniz şahsımıza. Tribüne aldınız 2 bin-2 bin 500 taraftara, kavga-gürültü çıkmasın diye yaklaşık sayıda emniyet mensubu atanması, kaygımızın nedeni açıklar nitelikte.
ÇAKIR’A KURTARICI DA DİYEBİLİRSİNİZ!
Karşılaşmanın hakemi Cüneyt Çakır’a gelince. Bu tür maçların değişmez ismi. Nedeni ise, bağlı bulunduğu komitenin (MHK) kurtarıcısı görevi konumunda olması. Hakemlerin içerisinde ‘parmakla’ gösterilmesinin nedeni, yakaladığı şansı iyi ‘değerlendirmek’ gibi hünere sahip olması…
Hakem komitelerin altı ay bilemediniz, yılda bir seçilmesi, dahası önceden görev alanların tekrar geri çağrılması, Çakır ismini ‘günü’ kurtarma adına kaçınılmaz hale getiriyor. Peki, maçtaki performansını soracak olursanız. Kötü futbolunu gördükten sonra, bırakın kazanmayı, mücadelen gücünden yoksun bir Galatasaray, maçın hakeminin de işini kolaylaştırmaya yetti. Cüneyt Çakır bir hakem ‘şansı’ ile daha, adını yeni bir derbiye daha yazdırmış oldu…







