Fatih Terim’li Milli Takım
Ay-yıldızlı ekibimizde, Fatih Terim dönemi başladı. Terim, Andorra karşılaşması ile ilk sınavını verecek. Bu satırları yazarken Andorra maçının başlama vuruşu henüz yapılmamıştı. Hal böyle olunca, maçın sonucu hakkında bilgi sahibi olma imkânına sahip değildik. Bizler için neticeden daha önemlisi yapısal değişiklik ön planda. Bugün bunu irdeleyip, gelecekle ilgili görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz…
•
Fatih Terim’in Milli Takım’ın başına getirilmesinin artı ve eksilerini bu satırlarda daha önce dillendirmiştik. Bugün ise Terim’in Milli takıma getirdiği havadan söz etmek istiyoruz. G.Saray’ın başarılı teknik adamı, ay-yıldızlı ekipte görev alır almaz, oluşturduğu kadroyla ligde çalıştırdığı takımın rakipleri olan isimlerin her birine eşit mesafede olduğunu gösterdi. Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan 6’şar, G.Saray’dan ise 4 futbolcuyu kadroya dahil etti. Arta kalanlar ise gurbetçi ve Anadolu takımlarından. Terim kendi takımı G.Saray’dan 4 oyuncuyu Milli Takım’a çağırması, ay-yıldızlı forma altında diğer takımlara eşit mesafede olduğunun da bir göstergesi gibi…
•
Milli Takım’da yenileri de yok değil. Kayserispor’dan Salih Dursun, Hamburg’dan Hakan Çalkanoğlu’nun Fatih Terim tarafından tercih edilmesi, diğer takımlardaki yetenekler için de ayrı bir heyecan anlamı taşıyor. Almanya’nın yeni Mesul Özil’i diye lanse edilen ancak tercihini Milli formadan yana kullanan 19 yaşındaki Hamburglu genç orta saha oyuncusu Hakan’ın ilk defa Milli Takım’a çağrılmış olmasıyla ilgili açıklamaları, oldukça önem taşıyor; “Alman taraftarlar ‘bizim için oyna’ dedi. Soyunma odasında kendi hocam bana baskı yaptı. Fakat benim hayalim Türkiye için oynamaktı. Şu an her Türk gencin hayal ettiği yerdeyim ve çok mutluyum.”
Fatih Terim’in, Hamit, Emre gibi oyuncuları kesip genç oyuncuları sahaya sürebilme cesareti göstermesi, hocasının öğrencisine olan güvenin bir neticesi. Eğer Milli Takım’da başarı çizgisi yakalanacaksa, bu davranış şekli o başarıya büyük katkı sağlayacaktır. Futbolun takım oyunu olduğu düşünülürse, istikrar için biraz zamana ihtiyaç olabileceği de hesaba katılmalı.
*
Nuri Şahin Andorra maçı öncesi yaptığı basın toplantısında altını çizdiği ‘Turnuva takımı olmalıyız’ şeklindeki açıklama, alınacak iyi neticelerle ‘averaj takımı’ olgusunun kaldırılıp bir kenara atılması gerektiğinin dillendirilmesi önemli. Şahin’in sözleri, Abdullah Avcı’nın da göreve geldiği zamanki sözlerini hatırlattı bizlere…
Evet, maç kazanmak zorundasınız. Bu hazırlık maçı dahi olsa. Hatırlayın, Avcı’nın son dönemini! Azerbaycan, maç teklifini kabul etmediği için, Gana ile oynanan mücadeleyi... Peki, gerçekten çok mu önemliydi bu maçı oynamak? Abdullah Avcı’nın gitmesini gördükten sonra, o zaman sorunun cevabı daha iyi anlaşıldı. Çünkü, mevcut Futbol Federasyonu’nun içinde bulunduğu kaos (şike, yabancı oyuncu sayısı vs) ortamından sıyrılmak için, böyle bir gündemi başka yere çekmek gerekecekti ve nitekim de bunda başarılı olundu...
Evet, UEFA’nın ülkeler sıralamasında üçüncü sınıf konumuna düşmek ne kadar önemli ise, maç kazanmak da o denli önem arz etmektedir. Bugün siz, eğer Şampiyonlar Ligi’ne direkt gitmek, bu lige ve UEFA’ya daha çok takımla katılmak istiyorsanız, küçük/büyük, özel/resmi ayırt etmeksizin çıktığınız her maçı kazanmak zorundasınız.
•
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, kendi takımı Galatasaray ile nikah tazeledi ve sözleşmesini 2 yıl daha uzattı. Terim Milli Takım’dan, Galatasaray ise 60 yaşını geçen hafta kutlayan deneyimli hocadan vazgeçemiyor.
Ülkemizin kendi içinden yetişmiş bir değer/teknik adam olarak izlediği yolda, kendi haline bırakıldığında emin adımlarla ilerleyeceğinden kimsenin şüphesi yok.
Fakat, sürpriz sonuçlara da ayar vermek gerekecek. Terim, gidip Yıldırım Demirören’i kurtarıyor. Başkan Aysal’ın bu durumdan oldukça tedirgin olduğu, Sarı-Kırmızılı ekibin Terim ile yapılan yeni sözleşmesinden bunu rahatlıkla anlamak mümkün. Peki geriye ne kalıyor.
Sözleşme bir yıl ile sınırlı kalır mı? (1). Bugün UEFA’da Michael Platini ne ise, Milli Takım’da da değişim çarkı, Fatih Terim’le birlikte benzer şekilde dönmeye başladı (2).
Bizden söylemesi, haydi hayırlısı!...
•
Fatih Terim’in Milli Takım’ın başına getirilmesinin artı ve eksilerini bu satırlarda daha önce dillendirmiştik. Bugün ise Terim’in Milli takıma getirdiği havadan söz etmek istiyoruz. G.Saray’ın başarılı teknik adamı, ay-yıldızlı ekipte görev alır almaz, oluşturduğu kadroyla ligde çalıştırdığı takımın rakipleri olan isimlerin her birine eşit mesafede olduğunu gösterdi. Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan 6’şar, G.Saray’dan ise 4 futbolcuyu kadroya dahil etti. Arta kalanlar ise gurbetçi ve Anadolu takımlarından. Terim kendi takımı G.Saray’dan 4 oyuncuyu Milli Takım’a çağırması, ay-yıldızlı forma altında diğer takımlara eşit mesafede olduğunun da bir göstergesi gibi…
•
Milli Takım’da yenileri de yok değil. Kayserispor’dan Salih Dursun, Hamburg’dan Hakan Çalkanoğlu’nun Fatih Terim tarafından tercih edilmesi, diğer takımlardaki yetenekler için de ayrı bir heyecan anlamı taşıyor. Almanya’nın yeni Mesul Özil’i diye lanse edilen ancak tercihini Milli formadan yana kullanan 19 yaşındaki Hamburglu genç orta saha oyuncusu Hakan’ın ilk defa Milli Takım’a çağrılmış olmasıyla ilgili açıklamaları, oldukça önem taşıyor; “Alman taraftarlar ‘bizim için oyna’ dedi. Soyunma odasında kendi hocam bana baskı yaptı. Fakat benim hayalim Türkiye için oynamaktı. Şu an her Türk gencin hayal ettiği yerdeyim ve çok mutluyum.”
Fatih Terim’in, Hamit, Emre gibi oyuncuları kesip genç oyuncuları sahaya sürebilme cesareti göstermesi, hocasının öğrencisine olan güvenin bir neticesi. Eğer Milli Takım’da başarı çizgisi yakalanacaksa, bu davranış şekli o başarıya büyük katkı sağlayacaktır. Futbolun takım oyunu olduğu düşünülürse, istikrar için biraz zamana ihtiyaç olabileceği de hesaba katılmalı.
*
Nuri Şahin Andorra maçı öncesi yaptığı basın toplantısında altını çizdiği ‘Turnuva takımı olmalıyız’ şeklindeki açıklama, alınacak iyi neticelerle ‘averaj takımı’ olgusunun kaldırılıp bir kenara atılması gerektiğinin dillendirilmesi önemli. Şahin’in sözleri, Abdullah Avcı’nın da göreve geldiği zamanki sözlerini hatırlattı bizlere…
Evet, maç kazanmak zorundasınız. Bu hazırlık maçı dahi olsa. Hatırlayın, Avcı’nın son dönemini! Azerbaycan, maç teklifini kabul etmediği için, Gana ile oynanan mücadeleyi... Peki, gerçekten çok mu önemliydi bu maçı oynamak? Abdullah Avcı’nın gitmesini gördükten sonra, o zaman sorunun cevabı daha iyi anlaşıldı. Çünkü, mevcut Futbol Federasyonu’nun içinde bulunduğu kaos (şike, yabancı oyuncu sayısı vs) ortamından sıyrılmak için, böyle bir gündemi başka yere çekmek gerekecekti ve nitekim de bunda başarılı olundu...
Evet, UEFA’nın ülkeler sıralamasında üçüncü sınıf konumuna düşmek ne kadar önemli ise, maç kazanmak da o denli önem arz etmektedir. Bugün siz, eğer Şampiyonlar Ligi’ne direkt gitmek, bu lige ve UEFA’ya daha çok takımla katılmak istiyorsanız, küçük/büyük, özel/resmi ayırt etmeksizin çıktığınız her maçı kazanmak zorundasınız.
•
Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, kendi takımı Galatasaray ile nikah tazeledi ve sözleşmesini 2 yıl daha uzattı. Terim Milli Takım’dan, Galatasaray ise 60 yaşını geçen hafta kutlayan deneyimli hocadan vazgeçemiyor.
Ülkemizin kendi içinden yetişmiş bir değer/teknik adam olarak izlediği yolda, kendi haline bırakıldığında emin adımlarla ilerleyeceğinden kimsenin şüphesi yok.
Fakat, sürpriz sonuçlara da ayar vermek gerekecek. Terim, gidip Yıldırım Demirören’i kurtarıyor. Başkan Aysal’ın bu durumdan oldukça tedirgin olduğu, Sarı-Kırmızılı ekibin Terim ile yapılan yeni sözleşmesinden bunu rahatlıkla anlamak mümkün. Peki geriye ne kalıyor.
Sözleşme bir yıl ile sınırlı kalır mı? (1). Bugün UEFA’da Michael Platini ne ise, Milli Takım’da da değişim çarkı, Fatih Terim’le birlikte benzer şekilde dönmeye başladı (2).
Bizden söylemesi, haydi hayırlısı!...







