Evet, evet, evet...
Bağımsız Türkiye için, halk iradesinin yansıyacağı referandum sürecinde sona geldik. Ülke olarak kalkınma hamlelerine ‘çomak’ sokmak isteyen iç ve dış mihraklara ‘dur’ demek için son iki gün. Allah (cc) nasip ederse pazar günü yapılacak referandum oylamasında, ülkenin birlik, beraberlik ve bekası için yeni bir sayfa açılacak...
Geride kalan süreçte hafızalarda yer alan konular, pazar günü kullanılacak oyun ne manaya geleceğini özetliyor. Konunun anlaşılması açısından gerçekleştirilen kampanyalarda ortaya çıkan tablo, değişimin neleri getireceğini belirler nitelikte...
Geride kalan sürece bakıldığında kullanılacak ‘hayır’ın, ülke için fayda sağlamayacağı her halinden belli oluyor. Ülkemizin gelişmişlik yolunda gösterdiği tablo, parlamenter sistemin miladını doldurduğu manasına geliyor. Bu durum ‘EVET’ sonucunun ortaya çıkaracak istikrarın da habercisi olacaktır. Nedeni ise çok açık. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) göreve geldiği 2002 yılına bugüne kadar beş genel seçimden dördünde tek başına iktidar olması, bunun bir neticesi olarak ortaya çıkan istikrar tablosu. Ya istikrasızlık?
Cumhurbaşkanı-Başbakan arasında yaşanan anlaşmazlık, her defasında mali çöküş ve ayrımcılığı sonuna kadar araladığına şahit oldu, ülke insanımız. Başbakanını kovan Cumhurbaşkanı (Demirel-Çiller), Başbakanına kitapçık fırlatan Cumhurbaşkanı (Ahmet Necdet Sezer-Ecevit), yıldızları bir türlü barışmayan Cumhurbaşkanı ve Başbakan (Mesut Yılmaz-Turgut Özal). Görüş ayrılıkları hükümet değişiklikleri, bu değişimde Türkiye’yi çıkmaza sürüklerken, geride bırakılan enkazın faturasını her defasında, ya canla ya da malıyla olarak ödemek zorunda kaldı vatandaş...
Türkiye’nin eski değil, değişen ve gelişen Türkiye olduğunu, şer güçlerin içerden ve dışardan gerçekleştirdikleri terör saldırılarından daha iyi anlamaktayız. 15 Temmuz hain darbe kalkışması, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, İsveç gibi sözde çağdaş, uygulamalarıyla ‘faşist’ olan Avrupa ülkelerinin bugün niçin ‘hayır’a destek verdikleri, hayırsızlığın kapısını sonuna kadar aralanmak istendiğini görmek zor olmasa gerek...
16 Nisan’da yapılacak olan referanduma ilişkin Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın CNN International web sitesi için kaleme aldığı makalesinde, “Anayasa değişiklik paketi, denge ve fren mekanizmalarını güçlendirecektir. Sandıktan ‘EVET’ çıkarsa, gelecekte tüm hükümetlerin Türkiye’yi etkin şekilde yönetme imkânına sahip olunacak” ifadeleriyle, referandum sürecinin önemini vurguluyor. Anayasa Hukuk Hocası Prof. Dr. Burhanettin Kuzu, kendi ifadesiyle 40 yıldır üzerinde çalıştığı Başkanlık sistemini ‘Her Yönü ile Başkanlık Sistemi-Yeni Sistem Cumhurbaşkanlığı Modelimiz’ kitabında şöyle özetliyor; ‘Kalıcı Siyasi İstikrar, Hızlı ve Etkili İcraat, Güçlü Yasama ve Güçlü İcraat, Güvenli ve Huzurlu Türkiye, Güçlü Meclis Güçlü Temsil, Birlik ve Uzlaşma, Güçlü Yönetim Güçlü Türkiye..’
Gerek teröre destek olan ülkeler, gerekse bunların ülkemizdeki taşeronluğunu üstelenen örgütlerin, sandıktan ‘hayır’ çıkması için seferber olmaları neyin işareti? 15 Temmuz’da yaşanan kanlı darbe girişimlerindeki başarısızlıkları, pazar günü sandık yoluyla elde etmeye peşinde oldukları açık ve net... İnşallah, kanla beslenmeyi kendine ilke edinen Avrupalı haçlı zihniyete, bir kez daha Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını hatırlatma tarihi olacak 16 Nisan 2017. Sadece ülkemizin değil, İslam Coğrafyasının, pazar günü oy kullanacağımız sandıktan ‘EVET’ oyu çıkmasına ihtiyacı var. O sebeble sandıktan ‘EVET’ çıkması için bir değil, çok sayıda sebeb var. Sözün özü, Türkiye’nin ve İslam aleminin bekası için, sadece benim değil vatan sedasına sahip ülke insanımın oyu ‘EVET..EVET...EVET...’ olacak, inşallah...







