Erdoğan’ın gözüyle Metin Oktay, Baba Hakkı...(2)
Hakemin bitiş düdüğünü çalana kadar pes etmemeyi, ümitsizliğe ise hiç yer olmadığına vurgu yapıyordu Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Futbol Zirvesi’nde. Sayın Erdoğan, futbolun direniş, bir meydan okuma olduğunu vurgusu açık ve netti; “Afrika çöllerinden Brezilya gecekondularına kadar dünyanın her yerinde itilip kakılan kenar mahalle çocuklarının kurtuluş umudu olan bir oyundan söz ediyorum. Bu aynı zamanda bizim çocukluğumuzun da hikâyesidir. Mahalle arasında yazın toz toprak, kışın çamur zibil içinde top peşinde koşturan tüm çocuklar için futbol, parlak bir geleceğe çıkan yolun adıdır...”
TESİSLEŞME HAMLESİNDE
NERDEN NEREYE!
“Bugün bir Beşiktaş’ın Vodafone’unu düşünüyorum, bir de Beşiktaş’ın Şeref Stadı’nı düşünüyorum, nereden nereye... Bir Fenerbahçe’nin şu andaki stadyumunu düşünüyorum, bir de Dereağzı’ndaki hazırlıkların yapıldığı yeri düşünüyorum, nereden nereye. Bu imkânların hiçbirine sahip olmayan kulüplerimizin olduğunu da biliyorum. Ama Türkiye nereden nereye geldi, bu gerçekleri görmemiz lazım.”
Tesisleşmenin geldiği yerin rakamsal değerleri şöyle özetliyordu Cumhurbaşkanımız; “Cumhuriyet tarihinde 2002’ye kadar yapılan toplam spor tesisi sayısı 1575 iken, buna 14 yılda 1924 yeni tesis ilave ettik... Aynı şekilde spor salonu sayısını 372’den 825’e çıkardık.”
Yapılan spor tesis yatırımlar bize gösteriyor ki ülkemiz, Ulusal ve Uluslararası Organizasyonları çok rahat şekilde üstlenecek düzeyde....
OLİMPİYATLAR İÇİN RÜŞDÜ
İSPATLAMAK YETMİYOR
Tüm bunlara rağmen ‘Olimpiyatlar neden ülkemize verilmez?’ sorusuna karşılık gelecek cevap, Sayın Erdoğan’ın açıklamalarıyla geliyor; “Ülkemize henüz olimpiyatları getirememiş olabiliriz ama burada dönen dolapları da biliyorsunuz. Bizzat yaşadım, maalesef çok ciddi dolaplar dönüyor. Hakkımız olduğu halde bize olimpiyatları vermediler. Bir kere olimpiyat yapmış olanlara, ikinci kez olimpiyatlar verdiler. Oralarda dönen dolaplara da bizzat şahit oldum, gördüm, biliyorum. Fakat olimpiyatlar için sporcu hazırlama ve altyapı konusunda ciddi mesafe kaydettik. 2003’ten beri ev sahipliği yaptığımız 659 uluslararası spor organizasyonu ile bu alanda aslında biz rüşdümüzü ispat ettik.”
FUTBOL TARİHİNİ İYİ BİLEN
CUMHURBAŞKANI
Cumhurbaşkanımızın, futbol tarihinden kesitler sunduğu açıklamaları, gelecek için ayrı bir öneme sahip geçmişin değerine mesaj niteliğindeydi; ‘Öyle futbolcular vardır ki biz onları sadece yetenekleriyle, golleriyle değil, aynı zamanda dürüstlükleriyle, tevazularıyla, efendilikleriyle, takım arkadaşlarıyla olan örnek ilişkileriyle de hatırlarız. Kaleci Lastik Ömer’in ifadesiyle ‘Gözlerin bile yakalaması mümkün olmayan bir hız ve dehşetle şut atan’ Metin Oktay’ı, işte böyle hatırlıyoruz. İsmi Fenerbahçe ile adeta özdeşleşen belki de dünyanın en kabiliyetli forvetlerinden, zaman zaman orta saha, ‘futbolun ordinaryusu’ diyebileceğimiz Lefter’i işte böyle hatırlıyoruz. Kendi takım arkadaşlarıyla birlikte neredeyse tüm futbolculara ağabeylik yapan, tek başına bir takım denilebilecek Baba Hakkı’yı işte böyle hatırlıyoruz. Hiçbir maddi kazanç ummadan yıllarca top koşturmuş, futbola, bağrından çıktığı şehre tutkuyla bağlandığı takımının renklerine ömrünü vakfetmiş Dozer Cemil’i işte bu şekilde hatırlıyoruz.”
ERDOĞAN’IN SÖZLERİ ARAŞTIRMA
KONUSU OLMALI
Her ne kadar adı ‘Futbol Zirvesi’ olsa da, sporcu sayısından tesisleşmeye, organizasyondan sportif başarılara kadar birçok nedeni, sebepleriyle birlikte ortaya koyuyordu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları. Ülkemizdeki üniversitelerin toplam 80’i geçen spor bölümleri var. Bu da demek oluyor ki, Futbol Zirvesi’ndeki açıklamalar ışığında, futbol-sporun tarihsel süreci ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmaları iyi analiz ederek bilimsel araştırma yapılabilir. Böylelikle her defasında futbol başta olmak üzere ‘Sporda neden millileşip, başarı yönünden neden istenilen seviyeye gelemedik?’ gibi sorulara cevap bulunması da kolaylaşacaktır...







