Engelsiz hayatın şifresi ‘çözümsüz’ değil
Körelmiş vicdanlarımıza canlılık kazandırmak adına, bazen düşünce yoğunluğu yaşarız. Hayatın her aşamasında olduğu gibi, ülkemizin önemli kesimini oluşturan ‘Engelli vatandaşlara nasıl yardımcı oluruz?’ sorusuna muhatap kalındığında, bir şeyler yapma gereği uyanır içerimizde. O heyecanı hayata uyarlamak için yapılacak işin ne olduğuna karar verme aşamasıyla muhatap oluruz. İşte o an devreye arzu etme, araştırma gerçeği girer. Karşılaşılan ‘gerçekler’ sonrasındaki uygulamalar ‘işte bu kadar!’ dedirtecek kadar anlam kazanır. İşte buna sadece birkaç örnek...
SPORLA REHABİLİSTASYON MERKEZİ; TSK
Basketbol 1. Ligi’nde mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Rehabilitasyon Merkezi Engelliler Spor Kulübünde takımının çoğunluğu gazi sporcularından oluşmakta. Engelli vatandaşlarla birlikte basketbol takımlarının başarısı için ter döküyorlar. Hakkari’de çatışmada yaralanan İsmail Cantürk, Hakkari Çukurca’da gazi olan Zafer Güneş, trafik kazasında engelli olan Selim Demirdağ, spor kulübünde forma giyen sadece birkaç isim. Bu tablo bana, bundan tam 10 yıl önce Goalball maçlarını yönettiğimiz, mayında gözlerini kaybeden Karagücü takımını hatırlattı. Spor deyip geçmek, futbol, basketbol sporları sadece kazanmak veya kaybetmek olarak yorumlamak (ki bu durum şiddet ve fanatikliği tetikliyor) yerine, insanımızın sosyal hayata adaptasyon sürecini hızlandıran aktivite olarak algılamak ve o doğrultuda projelendirmek, önemli kazanımlara neden olacaktır...
DİŞİYLE ATTIĞI OKU ‘12’DEN VURUYOR...
Yüksek gerilim hattına kapılması sonucu sağ kolunu omuzundan, sol bacağını diz kapağında kaybeden Mustafa Soyyiğit, okçuluk sporuyla adeta yaşama yeniden tutundu. Gaziantep ilinde yer alan Şehitkamil Engelliler Spor Kulübünde, özel bir ağızlık yardımıyla ok atmaya başlamış Soyyiğit. Kendi ifadesiyle, altı yaşında geçirdiği kaza ve iki yıl süren tedaviden sonraki hayatı oldukça sıkıntılı geçmeye başladı. Evde oturmaktan sıkılması ve çıktığı arayışlar neticesinde çok değil, kısa bir süre önce başladığı okçulukla bir anda hayatı değişti. Okçuluğa devam etmesinin hemen sonrasında sadece stres atmakla kalmadı, spor sayesinde mücadele azmi gelişti. Mustafa Soyyiğit, Anadolu Ajansına verdiği röportajını şöyle tamamlıyor; “Evde oturmaktan çok sıkılmıştım. Dört duvar arasında kötü oluyordum. Bu sporu yapınca kendimi normal insanlar gibi görüyorum, kendimi engelli gibi hissetmiyorum. Diğer engellilere de tavsiyem evlerinde boş boş oturmasınlar. Bir şeyler yaparak amaca varılabilir. Kendimi geliştirip, bu alanda önemli bir sporcu olmak istiyorum.” Şimdi sorumuz şu; ‘Şehitkamil Engelliler Spor Kulübü olmasa, Mustafa bu şansı nasıl yakalayabilirdi?’ Sözün özü, imkân sunulduğu takdirde, kendilerine ‘engelli’ yakıştırması yapılan insanların neler yapabileceğine!’ne ilk ve son örnektir, Mustafa Soyyiğit...
Sadece spor değil tabii engellileri günlük hayatın içinde tutan, onların normal vatandaşlarla iç içe ve kaliteli yaşam sürmelerini sağlayan. Bakırköy Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışından yola çıkarak engelli vatandaşların hayatlarını kolaylaştırıp, normal çocuklarla birlikte oyun oynamalarını sağlamak için, içerisinde oyun aletleri ve işaret dili panolarının da yer aldığı ‘Engelsiz Park’ projesini hayata geçirmiş. İstanbul Üniversite Tıp Fakültesi’nden akademik destek alınarak uygulamaya koyulan projeyle birlikte, engelli çocuklar güvenli bir şekilde, diğer çocuklarla birlikte salıncakta sallanma, tahterevalliye binme imkânına sahip oluyorlar. Parti adı gözetmeksizin, yapılan yatırımların anlam ve önemi, hizmet boyutuyla beraber toplumsal yararları göz önüne getirildiği takdirde daha da mana kazanacak. Çalışmalar, diğer kurumlar tarafından örnek alındığında, toplumsal refah ve huzurun oluşmasına zemin hazırlandığını görmekteyiz. Kısacası, gerek normal, gerekse engelliler vatandaşlarımız yararına yapılan her türlü çalışma takdire şayandır...







