--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Engelsiz hayatın özü, Allah’a teslimiyettir

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
2

Özel gereksinimli (engelli) bir bireye hareket ve egzersiz, halkın diliyle spor yaptırırken sahip oldukları dini inanışın yanında, örf, anane, gelenek ve görenekleri, kısacası kültürel değerlerini de korumak gerekmektedir. Çünkü, her geçen gün spor yapan birey sayısı artmakta. Böyle bir sürecin olumlu/sevindirici tarafları kadar, yaşanabilecek ‘olumsuzlukları’ da yazmak durumundayız. Bedensel, zihinsel, görme veya işitme, engel durumu ayırt etmeksizin her vatandaşın sağlıklı ve zinde kalma adına sportif aktivitelere katılım, bu tür imkânlardan yararlanmak gibi en tabii hakkı var. Şartlar kişinin bulunduğu konum, yer ve mekânla sınırlı olduğu için, yeri geliyor fedakârlık yapmak, özverili davranmak zorunda kalıyor. Uzakları yakın etmek adına çaba sarf ediyor. Sportif faaliyetlerde yararlanmak isteyen engelli bir birey, yetişkin ise kendisi çocuk ise ailesinin karşılaşacağı ‘engelleri’ de aşmak durumunda kalıyor. O engelli birey İslami hassasiyet taşıyor, hayatını Kur’an ve Sünnet’in çizgisinde sürdürüyor ise, bu engellemelerin en önemli yönü/yanı Müslümanlığının gerekliliğini yerine getirmemek oluyor. Bu konuda, yine bu satırlarda daha önce paylaştığımız ‘yazılarımızı’ hatırlatma gereği duyuyoruz. Duyuyoruz ki, niyet ve akıbet arasındaki ‘ince/keskin’ çizginin ne olduğunu farkına varalım…. 

‘İSLAMİ HASSASİYETLERE DİKKAT!’

Mesela Temmuz 2021’de ‘Ne demek, özel (engelli) sporcunun başarısında her yol mübah!..’  Düşüncelerimizi o başlık altında yazıya dökmüş ve siz değerli okuyucularımızla şu şekilde paylaşmışız; “…Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ‘Kuvvetli mümin, zayıf müminden hayırdır’ sözü önem taşımaktadır. ‘Ben Müslümanım’ diyen her müminlerin, bedenen güçlü olduğu kadar, ruhi acıdan da bu gücünün yitirmemesi açısından Kur’an ve Sünnet ölçüsünde faaliyetlerini sürdürmesi gerekmektedir. Engelli bireylerin sportif başarı ivmesinin her geçen gün yükselmesi, bu sürece katılımı da artırmaktadır. Bu artış, bireyin sağlıklı ve zinde kalması açısından sevindirici olduğu kadar, uygulamanın İslam inancına ters gelebilecek, bir o kadar düşündürücü yönlerine dikkat çekmek gerekmektedir. O dikkat çekilmesi gereken konuların başında sporcunun kılık kıyafet ve eğitmen boyutu gelmektedir… Özel gereksinimli (engelli) bireylerin katıldığı Avrupa ve Dünya Şampiyonası, aynı şekilde Olimpiyat Oyunları sürecinde yapılan her yarışma ortamlarında yaşanan uygulamalarda görmekteyiz. Görme engelli bayan sporcuya erkek tavşan (yardımcı) atlet, özel (zihinsel engelli) sporculara yine erkek antrenörler dikkat çekmektedir. Aynı şekilde, özel (zihinsel engelli) ve diğer kadın sporcuların giydikleri kılık kıyafetler (ki zorunluluk değil) üzerinde düşülmesi gereken bir durum. Özel (engelli) sporcularımıza reva görülen bu uygulamalara, rıza gösterilecek bir tarafı bulunmamaktadır. Onlar üzerinde sporun fiziksel ve zihinsel yönden etkisi oldukça fazla, gerçeğine sözümüz yok elbette. Bizim itirazımız, bayan antrenör yok mu da erkek antrenör, kapalı kıyafet yok mu da açık saçık kıyafet! Veya görme engelli bayan sporcuya erkek tavşan (yardımcı) atlet. ‘Kaş yapayım derken, göz çıkarmak’ diye bir atasözümüz var. Şimdi siz bu süreci normal karşılarsanız, ileride oluşabilecek manevi çöküşün önünü nasıl alabilirsiniz. Bu uygulamaların sorumlularına soruyorum; ‘Hangi anlayışa hizmet ettiğinizin farkında değil misiniz veya işinize gelmediği için mi yanlış uygulamanızı düzeltme yoluna gitmiyorsunuz?...Bu uygulama, bayan sporcular kadar, bayan antrenörleri de memnun kılacaktır. Bir yandan kadın hakları, kadınların çalışma alanlarına istihdamı diyoruz, diğer yandan Üniversitelerin Beden Eğitimiyle ilgili bölümlerinden mezun olan konusunda uzman bayan eğitimcilere görev vermiyoruz! Tam bir çelişki! Nerede kaldı bunun hak ve adaleti! Nerede kadın savunucusu STK’lar. Sessizlik, kimin işine nasıl geliyor ise öyle hareket ediliyor, manasına geliyor. Yukarıda belirttiğimiz uygulamalar, iyi niyet taşımayan çelişkilerle dolu. Yazımızın girişinde değindiğimiz şekilde, biz yazmak ve yeri geldiğinde yazdıklarımızı bir kez daha hatırlatmaktan ne çekinir ne de usanırız. 29 Eylül 2019 tarihinde yine bu satırlarda yer alan ‘Engelli sporcuların kıyafet ve eğitmen hassasiyeti’ başlıklı yazımızı hatırlatırız. Bu tür konular düzelene kadar bizler yazmaktan usanmayacağımız gibi, dileriz sorumluluk sahibi ilgili ve yetkililerde gerekli hassasiyeti gösterir, bizler de onları takdir yazılarımızla alkışlarız!...”

SPORCULARIN DURUMUNA DİYANET NE DER? 

Özel gereksinimli (engelli) bireylerin spor yaparken ki karşılaştıkları/yaşadıkları İslami hassasiyetlerle ilgili, 2020 yılı ekim ayında ‘Engelli sporcunun kıyafet ve eğitmenine dikkat!..’başlığı altında ki yazımız, yine bu satırlarda yer almış. Hatırlayalım; ‘…Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulunca düzenlenen 6. Din Şûrası programında yer alan açıklaması dikkatimizi çekiyor. Sayın Erdoğan Şurâda, Asr-ı Saadet’ten bugüne kadar Müslümanlar da şura geleneğini ayakta tuttukları müddetçe başarıdan başarıya koştuklarını hatırlatarak ‘İstişare kültürünün terk edildiği dönemlerde ümmet olarak hep birlikte geriye düşüp mevzii kaybettiler’ sözleri önemli hatırlatma. Bu bağlamda, Diyanet İşleri Başkanlığının Engellilere Yönelik Manevi Danışmalık Hizmetleri Yönergesi dikkatimizi çekiyor. Tüm engelli bireylerin ve aileleri ile bu bağlamada toplumun tamamına yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Tüm bunları siz değerli okuyucularımızla paylaşırken, yine bu satırlarda sorduğumuz ‘Bayan güreşine Alo-190 ne der?’ yazımız geldi aklımıza. Bu soru ve benzer sorulara cevap aramamızdaki gaye, inanç ve medeniyetin zafiyete uğramamasına yönelik katkı sağlamak. Engeli bulunan veya bulunmayan bireylerin giydikleri kıyafetten eğitmenine kadar (bayana bayan, erkeğe erkek eğitmen) gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir…’

ENGELLERİ KUR’AN VE SÜNNET REHBERLİĞİNDE AŞMAK 

Aralık 2020’ye denk gelen ‘Engelleri Kur’an ve Sünnet rehberliğinde aşmak…’ başlıklı bir başka yazıda, özel gereksinimli (engelli) bireylerin spor yapmasıyla ilgili hassasiyet taşıdığına inandığımız düşüncelerimizi yine bu satırlarda şu şekilde ifade etmişiz “…Çalışma hayatımızda mevki makam ayırt etmeksizin, beşerî ve ebedi hayatta huzura erişmenin zor gibi gözükse de imkânsız olmayacağını görmekteyiz. Acabalarla başlayan hayatın başlangıç-dönüş noktasını iyi yakalamak gerekiyor. Bizlerin uğraşı alanı olan spor konusunda engelli (ayrıcalıklı bireylerle) bireylerle gerçekleştirdiğimiz faaliyetin nasıl kazanım elde edildiğini bizzat şahit olanlardanız. Fırsat verip, imkân tanındığı vakit engelli (ayrıcalıklı) bireylerin kişisel kazanımın yanı sıra ulusal ve uluslararası başarılar elde ettiği, sadece bireysel değil ülke olarak kazanıma dönüştüğüne şahit olmaktayız. Sözün özü, Müslümanlığımızın gerekliliği, Kur’an-ı Kerim’in emirlerine itaat edip, Peygamberimizin örnek yaşantısını hayatımıza uyarlamak, insan olmamızın gerekliliğidir. Bu bilince sahip olmak beşeri ve ebedi hayatın mutluluk kaynağıdır, olacaktır. Elhamdülillah…’ 

‘ALLAH BİZE KÂFİDİR, O, NE GÜZEL VEKİLDİR’

2017 Temmuz, yani bundan yaklaşık 5 yıl önce ‘Engelsiz hayatın özü Allah’a teslimiyettir’ başlığı altında düşüncelerimize şu şekilde yer vermişiz.; ‘Gözlerimizdeki perdeleri kaldırıp, bakış açımızı değiştirerek, engellerimizi fırsata dönüştürebiliriz. ‘Allah bize kâfidir. O, ne güzel vekildir’ (Ali İmran 173) ayeti, asıl engelin inanç ve itikattan geçtiğini mesajı içeriyor. Arif Nihat Asyalı’nın ‘Vazoyla saksının farkını sen söyleme çiçeklere sor’ sözüyle birlikte, Şeyh Sadi’nin ‘Öfkenin ateşi önce sahibini yakar sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz’ özlü sözünü hatırladık. Sözün özü, Kur’an ve sünnete sımsıkı sarılarak, yaşantımıza ruhen ve bedenen, inanç ekseninde yön vermemiz gerekiyor…’

Evet, dünden bugüne ne değişti? Neyin değiştiği konusunda tek emin olduğum, geride bırakın yıllar ve an itibariyle bir günü daha geride bırakıyor olmamız. Kanaatimiz o ki bu yazdıklarımız sadece bugünü değil geleceği, tek başına bizleri değil toplumu da ilgilendiren önemli hususlar. Sporcu veya değil, engelli veya engelsiz fark etmeksizin, Allah (cc) bizlere/toplumumuza Kur’an’ı rehber edinmeyi ve onunla yaşamayı nasip eylesin, inşallah. Amin. 

 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle