--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Engellileri, Dünya’da 1 gün, Türkiye’de 365 gün hatırlamak

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
6

Engellileri  ‘bir’ kez daha hatırladık, 3 Aralık. Nasıl hatırlanmayalım ki, Birleşmiş Miletler (BM) 1992 günü aldığı bu karar, gerçekleştirilen ‘algı’ neticesinde, adeta gelenek haline dönüşüyor.  Karardaki amaç, tün dünyadaki engelli insanları hatırlamak ve problemlerine dikkat çekmek. Bir gün sonrasında ne olursa olsun, anlayışının yaşandığı bir süreç. Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, şu günü, bu günü. BM aşkına engellileri bir gün dahi olsa hatırlamak yetiyor, 364 günü ise ne olursa olsun, anlayışının hüküm sürdüğü, bir zaman dilimi oluşturulmaya çalışılıyor. Söz konusu Birleşmiş Milletler (BM) olunca üzerinde durmak ve düşünmek, toplumun hangi ortak değerleri üzerinde ayrıştırıcı bir tutum sergilediğini bilmek gerek. 1945 tarihinde kurulan BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi İngiltere, ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Fransa ve Çin. Bu ülkelerin bir araya gelerek sözde güç oluşturuyor. Bu gücü oluşturan ülkelerin, Müslüman ülkeleri başta olmak üzere Dünya yüzündeki ‘tahribatını’, sağduyu sahibi görüyor ve biliyor. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Formu’ndaki ‘one minute’ çıkışı, her defasında ‘Dünya beşten büyüktür’ mesajını anlamak önemli. 3 Aralık 2017, yani bundan tam 5 yıl önce yine bu satırlarda, engellilerin 365 gün hatırlanmasının önemiyle ilgili yazımız da yer alan Birleşmiş Milletlerle (BM) ilgili düşüncelerimizi, unutulmaması adına hatırlatmakta yarar görüyoruz.; “Alınan kararın amacı sözde, tüm dünyadaki engelli insanların problemlerine dikkat çekmek ve onları anlamaya çalışmak. Bu tanım ve ifadeleri okurken, Suriye’deki savaşta 15 yaşındayken sırtından vurulup, belden aşağısı felç kalan Adnan’ın hayata tutunma çabasının hikâyesini, savaştan kaçan ve sahile vuran çocuk cesetlerini hatırladım. Evet, bugün, İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren Avrupa’nın, engellileri hatırladığı bir gün...” Bugün ‘engelliler günü’ deyip geçmişi unutur, bugünü iyi değerlendirmezsek, geleceği nasıl güvence altın alabilir ki!.!

CUMA HUTBESİNDE BU HAFTA; ‘ENGEL OLMA, FARKINDA OL’

Yaratılan her varlık değerlidir. Engelli vatandaşlarımız elbette ki hatırlanmalı. Hak ve hakikat ehli, gönül sultanlarımızdan Yunus Emre’nin dediği gibi ‘Yaratılanı sevdik, yaratandan ötürü’. Bu hatırlanma sadece yılda bir gün değil yılın her günü olmalı, yetmez, onların da hayatın önemli bir parçası olduklarını önemine dikkat çekmemiz gerekiyor. Müslüman olarak, inancımız bunu gerektiriyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ‘engellilik’ konusuna dikkat çekmek adına, Cuma hutbesinin bu haftaki konusu ‘Engelli Olma Farkında Ol’ idi. Müsaadeniz ile Cuma hutbesini, paylaşmak istiyoruz. Hutbede kaynağı Kur’an ayetlerinin oluşturduğu, Asr-ı Saadet ve Osmanlı döneminde ‘engelli’ bireylerin toplumdaki kazandıkları değeri yansıtmaktadır. Diğer türlü ‘Vay efendim bugün Engelliler günü, gelin bugün için onları hatırlayalım!’ düşüncesine kapılmak,  kendi ifadeleriyle ‘Engel olma yeter!’ yaklaşımına her defasında dikkat çeken özel gereksinimli (engelli) bireylere, en büyük haksızlık olur. Bugün köşemizi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu haftaki engellilerle ilgili Cuma hutbesine ayırırken, engelli kardeşlerimizin çalışma alanımız olan hareket ve egzersiz (spor) yaparken, Kur’an ve Sünnet’e göre yapmaları, önemli bir konu. Engelli bireylerin spor yaparken uymaları gereken İslami kaidelerin neler olduğu hususunda, Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışılmasında yarar var. Diğer türlü, spor aracılığıyla sağlımızı güvence altına alırken, İslami hassasiyetimizi (maneviyat) tehlikeye atmayalım. Yazdıklarımız/yazacaklarımız hayırlara vesile olsun inşallah; “ Muhterem Müslümanlar! Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ “Biz, insanı gerçekten en güzel biçimde yarattık.” 1 وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَمَ "Andolsun biz insanoğlunu şerefli kıldık.” 2 Bu ayet-i kerimeler bize insanın en güzel şekilde yaratıldığını haber vermektedir. Onun canlılar arasında saygın bir yere sahip olduğunu hatırlatmaktadır. Ancak, insanın saygınlığı, bedenî özelliklerinde, makam ve şöhretinde, mal ve mülkünün çokluğunda değildir. Dinin emir ve tavsiyelerine uyma, haram ve günahlardan kaçınma hususunda gösterdiği sorumluluk bilincinde, yani takvasındadır. Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en çok sakınanınızdır…” 3 Aziz Müminler! İslam’a göre fiziksel açıdan sağlıklı olmak bir üstünlük vesilesi değildir. İnsanların doğuştan gelen ya da sonradan karşılaştıkları engellilik durumları, onların saygınlığına asla zarar vermez. Allah Resûlü (s.a.s) bu hakikati şöyle ifade etmektedir: “Allah, sizin görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, O ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”4 Kıymetli Müslümanlar! Bütün insanlara olduğu gibi engelli insanlarımıza karşı de sevgi, saygı ve sorumluluk bilinciyle davranmak hepimizin görevidir. Engelli kardeşlerimizin ve ailelerinin kalbine bir damla sevinç taşımak en faziletli amellerdendir. Engelli kardeşlerimizin yanlarında olmak, onlara hayatı kolaylaştırmak dini ve insani bir sorumluluktur. Değerli Müminler! Sevgili Peygamberimiz (sas), engelli sahabileri hayatın dışında bırakmamış, onlara yeteneklerine uygun görevler vermiştir. Ortopedik engelli Muâz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak tayin etmiştir. Görme engelli Abdullah b. Ümmü Mektûm’u Mescid-i Nebî’nin müezzinliği ile şereflendirmiş, Medine dışına çıktığında yerine yönetici olarak bırakmıştır. Aziz Müslümanlar! Resûl-i Ekrem (sas) bir hadislerinde şöyle buyuruyor: منْ كَانَ فِي حَاجَةِ أَخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ “Kim, kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir.”5 O halde geliniz, engelli kardeşlerimizin hayata dört elle sarılmaları ve geleceğe umutla bakabilmeleri için sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Engelleri nedeniyle, fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan zorluklar yaşayan kardeşlerimizle içten ve samimi bir yakınlık kuralım. Engelli kardeşlerimizin hayatlarını zorlaştıran bütün engelleri hep birlikte ortadan kaldıralım. Onlara hayatı kolaylaştıralım. Yollarımızı, sokaklarımızı, binalarımızı ve bütün hayat alanlarımızı engelli kardeşlerimizin kullanabileceği şekilde planlamaya özen gösterelim. Engelli rampalarını ve kaldırımlarda bulunan yürüyüş bantlarını işgal etmekten kaçınalım. Engellilere ayrılan otoparklara araçlarımızı park etmeyelim. Onlara zorluklar yaşatan kimseler olmayalım.

Unutmayalım ki insan olma açısından engelli olmak ve olmamak diye bir fark yoktur. Engelli kardeşlerimiz, eşit kimseler olarak onların farkında olmamızı, insan onuruna yakışır şekilde davranmamızı beklemektedir. Hutbemi Sevgili Peygamberimiz (sas)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyorum: “Görme engelli bir insana yol göstermen sadakadır. Güçsüz birine yardım etmen sadakadır. Konuşmakta güçlük çekenin meramını ifade etmen sadakadır.” 6 

1 Tîn, 95/4. 

2 İsrâ, 17/70. 

3 Hucûrât 49/13. 

4 Müslim, Birr, 34. 

5 Müslim, Birr, 58. 

6 İbn Hanbel, V, 152.

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle