--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Engelli sporunda ‘manevi’ ölçü ne olmalı?

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
2

İslami hassasiyet engelli ve engelsiz ayırt etmeksizin her insan için geçerlidir. Bu konuda sorumluluğumuzu bilmek, Müslümanlığımızın gerekliliğini hayatımızın her aşmasına uyarlamamız gerekmektedir. Diğer türlü, gerçekler göz ardı edildiğinde, Allah muhafaza, bu dünyayı bilmem ama ahiretimizi harap ederiz. Bundan dolayı spor dahil, yaptığımız ve yapacağımız her türlü hal ve hareket İslam inancıyla örtüşür olması gerekmektedir. Bunları söylemekteki temel gayemiz, dün ve bugün olduğu gibi gelecekte de şu dünya sınavında ‘sınıfı’ geçme konusunda doğru istikamet, Hakk yolundan ayırmamak...

MADALYA YOLUNDA MANEVİ HASSASİYET

Sporda İslami hassasiyeti ‘helalspor’ adı altında işlemeye çalışıyoruz. Sporun nasıl helal bir şekilde yapılacağı konusunda sadece araştırma yapmakla kalmıyor, konunun uzmanlarının görüşlerini bu satırlar ve sosyal medya hesaplarımızda kamuoyuyla paylaşmaya çalışıyoruz. Bilginin zekâtını verme anlayışıyla yaptığımız bu yaklaşım/çalışma, hayır kapısını aralamak gibi niyet taşıyor. Bu durum ise bizi heyecanlandırıyor. Tamam spor yapalım, yaptıralım ama, bu yapılan sporda ölçü (Kur’an ve Sünnet) hassasiyetini asla göz ardı edilmemeli. Her defasında altını çizdiğimiz ‘Müsabaka kazanma yolunda, manevi hassasiyet göz ardı edilmemeli’ gerçeğiyle hareket etmek önem taşımaktadır. Sporun yapılma şekli, sporun ayrılan zaman ve mekân konusu, inancımızın bize yüklemiş olduğu sorumlulukların bilinciyle hareket etmek durumdayız. Aksi takdirde Allah (cc) muhafaza, sonu felaket olan bir akıbetten kendimizi kurtaramayız…

       SPORLA AKIBET ARASINDAKİ BAĞLANTI

Tüm bu söylediklerimiz abartı olmadığı, yaşanmış ve yaşanan, gelecekte de örnek teşkil edecek misallerle dolacağını tahmin ediyoruz. Ki gidişat ona çanak tutuyor. Özellikle engelli bireylerin katılım gösterdiği ulusal ve uluslararası müsabakalarda elde edilen sportif başarılar, kısa sürede beklentilerin oldukça ötesine geçmiş durumda. Engelli bireyler için spor adeta tedavi (rehabilitasyon) aracı olması, bu başarıların değerini artırmaktadır. ‘Sportif başarı için her yol mubahtır’ anlayışıyla hareket edildiğinde işin rengi değişiyor. Müslüman kimliğimiz ya görülmemeye çalışıyor, ya da sportif başarılarının baş döndürücü neticesinde, o hızla ya ‘duvara’ toslama durumunda kalınıyor, ya da para ve şöhretin bulanık ‘suyuna’ kapılarak, manevi yıkıma/hüsrana uğruyor insanoğlu. Evet, bu denli önemli olmasının nedeni, insanlıktan bahsediyor olmamız. İnancımızın gereği, yaratılmışların en değerlisi olan insanoğlu, eğer sahip çıkılmayıp doğru şekilde yönlendirmezse, belli bir süreden sonra toplumun temel yapı taşı olarak tanımlanan o insanlığın yaşayacağı olumsuzluklardan dolayı, yaratılmışların en değerli varlık olma özelliğini kaybedecek, kendi sonunu yine kendisi hazırlayacak, maalesef…

BAŞARI İÇİN HER YOL MUBAH DEĞİLDİR!

Belirlenen spor politikaları bağlamında, tamam spor yapalım-yaptıralım. İşin içine müsabık dediğimiz, bir diğer bir ifadeyle performans sporu girdiğinde işin rengi değişiyor. Adı profesyonel olsa da, madalya ve kupaya ulaşmak için dürüst oyun yerini, yazımızın bazı bölümlerinde değindiğimiz gibi ‘başarıya giden yolda her yol mubahtır’ anlayışının neticesinde, hüsran olan bir sona doğru gidilmekte. Sonrasında, kaybettiklerimiz kalıcı ahiret hayatını yanında ‘dünyalar kadar madalyamız var’ şeklinde, nefsin hâkimiyet kurduğu gaflete düşmekten kendimizi kurtaramıyoruz. Peki, tozpembe olarak görmeye çalıştığımız bu dünya uykusundan ne zaman uyanıp, gerçeklere ulaşacağız. Onu biz bilemeyiz, Allah (cc) bilir...

GAYRET BİZE, ZAFER ALLAH’A AİTTİR

Engelli veya engelsiz fark etmiyor. Birileri kendi sahip olduğu ideolojisini, spora öyle enjekte etmektedir ki, İslami hassasiyeti görmemezlikten gelinen tablo, iç karartıcı bir hal alıyor. Evet, sportif katılımcı sayısı arttıkça, uyulması gereken milli ve manevi değerlerin görmek istenmemesinin bir neticesi olarak, sporla zinde kalınan o fiziksel yapı, manevi açıdan adeta bir enkaz haline dönüşebilmektedir. Nasıl yani? Yine bu satırlardan hatırlatalım. Bayan görme engelli atlete, koşarken eşlik eden ve tavşan olarak isimlendiren erkek atlet, özel diye tanımlanan zihinsel engelli bayan sporculara yarışma esnasında giydirilen ve üzerinde ay-yıldız bulunan açık saçık kıyafetler…

Bu hususta yazdığımız bu kaçıncı yazı, sayısını hatırlamıyorum. Biz yazmak ve hatırlatmakla mükellefiz, ilgili ve yetkili ise, bu gönül karartan sürece dur demekle sorumlu. Bugünkü yazımızı, 29 Eylül 2019 tarihinde yine bu satırlarda yer alan ‘Engelli sporcuların kıyafet ve Eğitmen hassasiyeti’ başlıklı yazımızı hatırlatarak bitirelim. Tıpkı o gün söylediğimiz gibi, dileriz sorumluluk sahibi ilgili ve yetkililer de gerekli hassasiyeti gösterir, bizler de onları takdir yazılarımızla alkışlarız. Gayret bize, zafer Allah’a aittir, vesselam…

  

 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle