--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Engelli sporcunun kıyafet ve eğitmenine dikkat!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
2

  

Doğuştan veya sonradan bir uzvunu kaybetmiş veya tam olarak kullanamayan bireylerin, hayata uyumu ve kaliteli yaşaması için beden eğitimi ve spor önemli etken oynamaktadır. Sağlıklı kalmak ve sosyalleşme adına yapılan sportif faaliyetlerde Müslümanlığımızın gereği İslam’ın şartlarını yerine getirmek gibi sorumluluğumuz üstlenmemiz gerekmektedir. Bu faaliyetlere ayrılan zaman ve giyilen kıyafet gibi ayrıntılarda, inancımızı bize yüklediği sorumlukla hareket etmek gibi zorunluluğumuz var. Aksi bir durum ve harekette, dünya (fani) yaşamına bağlı olarak, ahiret (baki) hayatın tehlikeyle karşı karşıya kalınması söz konusu olunacaktır. Peygamber Efendimiz ‘Üç kişiden; uyanıncaya kadar uyuyandan, ergenlik çağına erinceye kadar çocuktan ve şifa buluncaya kadar zihinsel engelliden sorumluluk kaldırılmıştır’ buyuruyor. Ayet ve Hadis-i Şeriflerde, kadın veya erkeklerin edep yerlerini örtmeleri, harama bakmamalı, iffet ve namuslarını ve onlara sebep olacak durumlardan uzak durmaları söz konusu olmaktadır…

Bugün Beden Eğitimi ve Spor ekseninde, ayrıcalıklı (engelli) bireylerin beden eğitimi ve sporun içerisinde yer aldığını görmekteyiz. Bu sürecin sağlıklı işletilmesi için, yapılan her türlü düşünce, hareket ve uygulamanın bedeni örtmek, her şeyden önce dini bir hükümlülüktür. İslam ölçüsünde olması önem taşımaktadır. Kılık-kıyafet, halkın kültür, gelenek, inanç ve yaşayış biçimi bize önemli bilgiler vermekte. İslam hukukçuları, Kur’an-ı Kerim’de tesettür ile ilgili yer alan setr-i avretin farz olduğu konusunda görüş belirtmişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulunca düzenlenen 6. Din Şûrası programında yer alan açıklaması dikkatimizi çekiyor. Sayın Erdoğan Şurâda, Asr-ı Saadet’ten bugüne kadar Müslümanlar da şura geleneğini ayakta tuttukları müddetçe başarıdan başarıya koştuklarını hatırlatarak ‘İstişare kültürünün terk edildiği dönemlerde ümmet olarak hep birlikte geriye düşüp mevzii kaybettiler’ sözleri önemli hatırlatma. Bu bağlamda, Diyanet İşleri Başkanlığının Engellilere Yönelik Manevi Danışmalık Hizmetleri Yönergesi dikkatimizi çekiyor. Tüm engelli bireylerin ve aileleri ile bu bağlamada toplumun tamamına yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Tüm bunları siz değerli okuyucularımızla paylaşırken, yine bu satırlarda sorduğumuz ‘Bayan güreşine Alo-190 ne der?’ yazımız geldi aklımıza. Bu soru ve benzer sorulara cevap aramamızdaki gaye, inanç ve medeniyetin zafiyete uğramamasına yönelik katkı sağlamak. Engeli bulunan veya bulunmayan bireylerin giydikleri kıyafetten eğitmen ve eğitimine kadar (bayana bayan, erkeğe erkek eğitmen) gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir…

Gerçekleştirilen her bir çalışmanın Kur’an ve Sünnet ışığında olması zor olmadığı kadar, zorunlu olması gerekliliği var. Bu konuda biz nasıl ki yazılarımızda değiniyoruz, görev ve sorumluk yüklenenlerin de aynı hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir. Özel (engelli) bireylerin fiziksel sağlığı için yapacağı her türlü egzersiz ve sportif faaliyetler, İslam’ın şartlarına uygun yapılması, bedenin sıhhatli kalması kadar, manevi anlayış ve düşüncenin sağlıklı kalmasını sağlayacaktır. Diğer türlü ben ayrıcalıklı-özel (engelli) bireyim deyip, Kur’an-ı Kerim’in emirleri ve Peygamber Sünnetinden uzaklaşıldığı takdirde, toplumun en değerli yapı taşı olan insanımızın manevi çöküntüsüne sürükler ki, bu da geçmişte kavimlerin yok olmasının bir benzerini, içinde yer aldığımız çağda yaşamaya zemin hazırlamış oluruz. Bazen, önem saydığınız bir konuda yazdığınız yazılarda, hatırlatma ve sonuca gitme adına, tekrara düşeriz. 29 Eylül 2019 tarihinde ‘Engelli sporcuların kıyafet ve eğitmen hassasiyeti’ başlıklı yazımızda, engelli bireylerin beden eğitimi ve sportif faaliyetlerinde yer alan değerlerinin önemini, engellilerin spor faaliyetleriyle yakından ilgilenen değerli bir hocamızın düşünceleriyle yayınlamışız. Bugün aynı yazıyı tekrar hatırlatma gereği duymamız, konunun hassasiyetinden kaynaklanıyor. Dileriz, gerekli dersleri de çıkarır, bu konuyu sık sık gündeme getirme gereği de duymayız…

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle