Deprem ve futbolun ‘dezenformasyonu’
Deprem bölgesinden devlet ve millet dayanışmasının örnekleri sergilenmeye devam ediyor. Yüzbinlerce görevli, gemi, uçak, helikopter, insansız hava aracı. Onbir ilimizi etkileyen afet bölgesine gerçekleştirilen yardım. Yüzbinlerce çadır, milyonlarca battaniye ve ısıtıcı. Onbinlerce depremzede konteynırlara, yüzbinlerce vatandaşımız çadır ve Gençlik ve Spor Bakanlığının yurtlarına yerleştirildi. Günde 2,5 milyona yakın vatandaşımıza devlet saygın ve tarihi kurumu Kızılay yemek veriyor. Aynı kurum yüzbinlerce çadır ile bölgede. Hasar tespit çalışmalarından sonra, bugünden itibaren Adıyaman’da 21 bin 244 konutun yapımına başlanacağı açıklanıyor. Devletin birimleri ve duyarlı sivil toplum kuruluşlarıyla bölgede yaptığı çalıştığına şahit oluyoruz. Bunların gündeme getirmemizin nedeni, 2 bin 50 çadır üzerinden oluşturulmaya çalışılan ‘algı’. Spor ile ne alaka! Devam edelim…
BÜLTEN OLACAK KADAR YALAN HABER
Tüm bunları anlatmak zorunda bırakan ise, hükümete ‘muhalefet’ olarak tanımlanan kesimden, çıkan ‘çatlak-ayrıştırıcı’ sesler. Muhalefet dediğiniz kitle mevcut yönetimi eleştirecek ise, ortaya sağlam bir delil koymalı, sonrasında ise ‘alternatif’ ve ‘çözüm’ için seçenek sunmalı. Bırakın farklı seçenek sunmayı, her defasında ortaya iftira, yalan ve yasakçı bir anlayış yönünde ‘çirkin’ yüzlerini gösteriyorlar. ‘Çamur at, tutmaz ise izi kalır.’ sözüyle bağdaşan bir hareket tarzı, bunun günümüzdeki diğer adı algı oluşturmak. Öylesine ‘hadsizlik’ sergileniyor ki, dayanılır gibi olmayan bu yalan-yanlış-iftira haberlerden, dahası vatandaşın/kamuoyunun ‘aldatılması’ değil ‘doğruyu’ bilmesi adına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, haftalık ‘Dezenformasyon Bülteni’ yayımlamaya başlamak zorunda kalınıyor. “www.iletisim.gov.tr” adresinden ulaşılabilecek bültende, yalan haber anlamına gelen ‘dezenformasyon’ haberlerin kamuoyuyla paylaşılıyor. Depremle daha ilk dakikasından itibaren sosyal medya başta olmak üzere, üretilen yalan haberler seri bir şekilde bültende yer almaya başladı. Depremin acıları, işleyen süreçle birlikte, inşallah en aza indirilir. Unutulmayacak olan ise, deprem üzerinden gerçekleştirilen siyasal ve kişisel çıkarlar için yapılan yalan yanlış haberler. Peki, dezenformasyon bülteni ile, spor ne alaka? Devam edelim…
Futbol camiası depremden etkilenen vatandaşlarımız için bir araya geldi. Bu birliktelik, ülke insanın zor gününde nasıl bir araya gelip, kenetlenebileceğinin de en güzel yansıması. Tüm bunları söylerken, bazı gerçeklerde göz ardı edilmemeli…
KAYSERİ-FENERBAHÇE MAÇI MAHKEMELİK (Mİ?)
Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Kasapoğlu’nun ‘Depremin yaralarını Sarmak için OMUZ OMUZA’ kampanyasında belirtiği gibi, spor sadece fiziksel efor değil, dostluk ve centilmenlik köprüsüdür. Devletin yükünü hafifletmek, mevcut hükümetin yanında olunduğunun mesajını vermek için Bakan Bey ile aynı masada bir araya gelmek, bu zor günlerde oldukça anlam taşımaktadır. Futbol camiası başta olmak üzere, spor camiasının bu birlikteliklere her daim ihtiyacı var. Diğer türlü, ‘Öküz öldü ortaklık bozuldu’ atasözünün verdiği mesaj türünden, ayrım-gayrım rolüne bürünmek, sahada rakip olunduğu gibi tribün ve tribün dışında da ayrıştırıcı tutum ve davranış (söylemlerde de –tarihte bu sıkça yaşandı-) içerisine girmeyi kimse arzulamaz. Bakın, daha bir hafta önce Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Muharrem Kasapoğlu, Fenerbahçe ve Beşiktaş erteleme maçlarında tribünden yükselen azınlığın çatlak sesleri hakkında ‘Spor sahaları siyaset alanları değildir. Provokasyonlara hiçbir zaman izin vermeyeceğiz...’ şeklinde, açıklama gereği duymadı mı!Bugün ise deprem bölgesine yapılacak olan ‘Omuz omuza Yardım Kampanyası’nda, aynı masa etrafında toplanıla biliniyor. Azınlıkta da olsa, Fenerbahçe ve Beşiktaş tribünlerinden yükselen ‘provokasyonlarına’, bazı kulüplerimiz protesto içerikli Basın Bülteni yayınlarken (kendilerini takdir ediyoruz), bazı kulüplerin bu olaylara sesiz kalınması, acaba olanlara/yaşananları ‘onaylaması’ anlamı mı taşır! Aynı masa etrafında olduğu gibi, sahada/tribünde de bu birliktelik mesajı verilmediği takdirde, milyonlarca futbol severe güven veremeyeceğiniz gibi, Kayseri-Fenerbahçe maçına konuk seyirci alınsın-alınmasın tartışmalarının, bugün olduğu gibi mahkemeye taşınmasına neden olursunuz! O vakit, futbol severin yöneticilere karşı güveni kalmaz, tribün ‘provokatörleri’ yaptıklarıyla kalır…







