--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Deprem sonrası, 28 Şubat arifesinde ‘tribün’ hareketliliği niye!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
5

 

İslami duyarlılığa karşı girişilen hain darbe teşebbüsü 28 Şubat’ın yıldönümünün yaşandığı şu günlerde, karanlık günlere heveslenenler bu kez ‘tribünlerde’ belirdi. Kahramanmaraş depremi sonrası, ülke acısının dindirilmeye çalışıldığı, Türk siyasi tarihine kara leke olarak geçen 28 Şubatın üzerinden 26 yıl geçen bir günün arifesi, tribünlere sızan bir grup azınlık, akıllarınca hükümeti protesto etmeye çalışıyor. Toplumun huzur ve refahını bozmak isteyen, bu tür ‘çatlak’ seslerin kimler tarafından organize edildiğini kamuoyunun bilmesi kadar doğal bir hak olamaz. Düşünün siz takımınızı izlemek için maça gidip, size ayrılan yere oturuyorsunuz, tribündeki bir grubun seyirci/taraftar kimliğinden uzak, siyasi olduğu gibi, ayrıştırıcı bir özellik taşıyanların ‘taşkınlığı’ kulağınıza geliyor…

‘BEYAZ TÜRKLERİN AHLAKSIZ SLOGANLARI’ 

Kahramanmaraş depreminde devletin yanında olma mesajı verilmesi için, Kulüpler Birliği Başkanı kimliğiyle Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ve Süper Lig kulüp başkanlarını Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe-Konyaspor erteleme maçına davet ediyor. Karşılaşma oynanırken, tribündeki bir grup ‘azınlık’ hükümeti aleyhinde ‘çatlak’ sesler çıkarıyor. Tribünleri dolduran binlerce sarı-lacivertli taraftar, azınlığın ‘ayrıştırıcı’ sesini bastırmak için ıslıklıyor. Bu ve benzer durumlar; ister istemez, açık ve net bir şekilde gezi olayları, tencere-tava olaylarını hatırlattı. Bir gün sonra Beşiktaş-Antalya karşılaşması. Maç öncesi, deprem bölgesindeki çocuklara ulaştırılması için oyuncaklarla maça gelen taraftarlar, yeşil zemini rengârenk oyuncuklarla doldurdu. Karşılaşma oynanırken, bir bakıyorsunuz tribündeki bir grup ‘azınlık’ hükümet aleyhinde bağırıyor. Bir gün arayla, siyaseti spora bulaştırma çabası içinde olan ve tribünden yükselen bu ‘çatlak’ sesler kimler? Tribünü, siyasi şova çevirmek isteyen, değerli büyüğümüz Ali Karahasanoğlu ağabeyimiz önceki günkü yazısında belirtiyor, bu anlayış ‘Beyaz Türkler’den başkası olamaz. Haklı olarak beklenti içerisine giriyor Ali ağabeyimiz; “Futbol Federasyonu’nun atması gereken adımlar var.. Üç tane nanköre, statların teslim edilmemesi için.. Beyaz Türklerin yaptıkları o ahlaksız sloganlara rağmen, sarı-lacivertli taraftarların büyük çoğunluğunun “Türkiye bizim canımız, yaralarımızı birlikte saracağız” afişleri açması, oynanan oyunu çok net olarak bize gösteriyor..”

KULÜP BAŞKANININ SESSİZLİĞİ NİYE? 

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç,  Fenerbahçe-Konyaspor maçı sonrası basın mensuplarıyla bir araya gelip açıklama yapıyor; “Şu an devletimizin milletine en ihtiyaç olduğu dönemden geçiyoruz. Millet, devlet el ele. Bu yaraları saracağız. Uzun süre sürecek ama saracağız. Galibiyetten öte ülkece yaşanan deprem felaketi karşısında ortaya konan birlik, beraberlik, dayanışma ortamına vurgu yapan Başkanımız, devlet-millet el ele bu yaraların sarılacak.” 

Yapılan açıklamalarda, tribünlerdeki ‘çatlak’ seslerin hiç lafı geçmiyor, ne hikmetse. Oysaki maçı izleyen çoğunluğun “Türkiye bizim canımız, yaralarımızı birlikte saracağız” afişlerini gördüğümüzde, adı geçen ‘çatlak’ seslerin sarı-lacivertli camianın tamamına mal edilmemesi gerektiği vurgusunu da yapmak istiyoruz. Bunu biz dillendirirken, Fenerbahçe’nin mevcut kulüp başkanının ‘azınlığa’ protesto mahiyetinde bir demeç vermesi gerekmez mi!.!

TRİBÜN, TERÖR ESTİRME YERİ OLMAMALI

Fenerbahçe ve Beşiktaş takımlarının, birer gün arayla ev sahipliği yaptıkları stadyumlarda yaşanan bu olaylar, akıllara e-bilet uygulamasını getirdi. 2014 yıllarında devreye giren e-bilet uygulaması, hafta sonu yaşanan olayların bir benzerinin yaşanmaması için özelliği taşıyan bir durum. Bugün spor ile hiç bağdaşır tarafı yoktur. Bu da demek oluyor ki, tribün ‘provokatörleri’ tespit edilerek, statların siyasi şov yeri olmadığı gerçeğinden hareketle, 40 bin kişinin olduğu bir toplulukta ‘azınlığın’ yaptığı, halkı ‘kin’ ve ‘nefrete’ teşvik etmek ve diğer nedenlerden dolayı hukuk devreye (bunların ne olduğunu hukukçular daha iyi bilir) sokulmalı, bu tür hoş olmayan durumlar, yapanın yanına kâr kalmamalı. Ve kısa sürede soruşturma açılmalı, tribünde ‘terör’ estirmek isteyen kişi ve kişiler hakkındaki soruşmanın neticesi, dahası kimler adına ‘piyonluk’ yaptıkları, bu tür manzaraların bir daha yaşanmaması için kamuoyuyla paylaşılmadır. Bu bizim şahsi isteğimiz değil, takımlarını stadyumlarda ‘seyirci’ sıfatıyla izlemek isteyen taraftarın en bariz hakkı. Bu hakkı kimsenin ‘gasp’ etmek gibi hevesi olamaz… 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle