Deniz Feneri’yle deprem bölgesindeydik…
Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen illerde, yardım faaliyetleri devam ediyor. Devletimiz tüm imkânlarıyla depremin meydana getirdiği hasarı onarmak, şehirleri eski hareketli günlerine döndürmek için seferber olmuş durumda. Halkın bir araya gelerek, devletiyle dayanışma içerisinde hareket etmesi için oluşan Sivil Toplum Kuruluşları (STK), devletinin yanında yer alarak, bölgedeki çalışmalarda önemli rol oynamakta. Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illerde, çok sayıda vakıf ve derneğin de aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşları afetzedelere destek için çalışıyor. Deniz Feneri Derneği de bu kuruluşlar içerisinde önemli yere sahip. Bizler Deniz Feneri’ni, 1996 yılının Ramazan ayında ‘Şehir ve Ramazan’ isimli bir televizyon programıyla tanıdık. ‘İyilik Hareketi’ sloganıyla yola koyulan dernek, bağışçı ve gönüllüsüyle, kuruluşundan bugüne yüzbinlerce aileye gıda, giyim, barınma, sağlık ve para yardımı ulaştırmış, ulaştırmaya devam ediyor…
YAKIM BÜYÜK, DEVLET VE STK’LAR SEFERBER
Depremin meydana geldiği 6 Şubat 2023 tarihinden bugüne ‘uzun’ bir süre, yaklaşık 32 gün geçti. Geride kalan bu süreçte, depremin yaşattığı acıları dindirmek için devlet ve millet dayanışmasının bölgedeki önemli dayanışmasını görmekteyiz. Kahramanmaraş merkezli depremde hasar gören yerlerin ‘enkazları’ kaldırmak ve bölge insanı üzerindeki ‘travmayı’ sarmak, şehrin yeniden eski hareketliliğine kavuşması için, ‘seferberlik’ ilan edilmiş durumda. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan son kabine toplantı sonrasında yapılan açıklamalar, depremin etki alanını gözler önüne seriyor; *11 il, 62 ilçe ve 10 bin 190 köyde yıkım *Ağır hasarlı bina sayısı 230 bin *Diğer şehirlere giden vatandaşımızın sayısı 3 milyon 320 bin *Kamu ve Sivil yerleşim yerlerinde hizmet verilen insanımızın sayısı 5 milyon 800 bin *İlk aşamada yapılacak konut sayısı 500 bin. Depremin ‘sarsıntısı’ bu derece büyük, yardım için harekete geçmek, yapılan yardımlarda devamlılık sağlamak önem taşımaktadır…
DENİZ FENERİ’YLE DEPREM BÖLGESİNDE
İyilik hareketinin öncüsü Deniz Feneri Derneği aracılığıyla depremin merkez üssü Kahramanmaraş bölgesindeydik. Bölgede olup biteni televizyon ekranlarından görmek, yazılı basından okumaktan daha önemli, depremin coğrafya üzerindeki etkisini yerinde şahit olmak. Devletin ilgili kurumları ve STK’lar gibi, Deniz Feneri Derneği de depremin olduğu ilk dakikalardan itibaren bölgedeydi. Geçmişten süregelen ‘İyilik Hareketi’ sloganıyla, afetin olduğu bir dakikalardan bu güne afetzedelerin yanında olan Deniz Feneri Derneği, İstanbul’da bulunan Afet Yönetiminden 50’nin üzerine tır yardım, yiyecek, içecek, giyim, sıcak yemek ve temizlik maddesinin yer aldığı, bölgeye kurduğu 6 lojistik merkez üzerinden, yüzlerce kişinin gönüllü katılımıyla, ihtiyaç sahiplerine dağıtım sağlıyor. Biz de bu yardımlara şahit olma imkânına sahip olduk. Gördüğümüz ve yaşadıklarımızdan anladık ki, hereksin güvenini kazandığı Deniz Feneri gibi yardım, sivil toplum kuruluşlarında yer alması oldukça önem taşımakta. Bölge insanımız zor günler geçirdiği bu günlerde, kendileriyle birlikte atan bir kalp ve kendilerine uzanan bir el, acıları dindirecek ve o eli harekete geçirecek bir yardımı arzuluyor. İşte o vakit, yanlarında olan insanlığın oluşturacağı olumlu etkiyle, ‘yıkıldığı’ yerden toparlanıp, ayağa kalkma moral ve gücü kendinde bulacaktır. Tüm bunlar duygusal değil, Deniz Feneri Derneği aracılığıyla gittiğimiz bölgede gördük ve yaşadık…
BUGÜN DEĞİL DE NE ZAMAN?
Bölgede bulunduğumuz süre içerisinde şahit olduklarımıza dayanarak söyleyebiliriz ki, arama, kurtarma, beslenmeden sonra, barınma için çalışmalar sürdürülüyor. Devletin tüm imkânları seferber edilmiş, durumda. İstanbul başta olmak üzere, Anadolu’nun birçok bölgesinden yardım kuruluşu, depremin olumsuz izlerini ortadan kaldırmak için var gücüyle çalışıyor. Yalnız olmadığını hisseden insanımızın duaları, bölgenin yeniden ayağa kalmasına vesile olacaktır, inşallah. Yeter ki merhamet duygumuz, toplum olarak başkalarından farklı kılan ve bizi biz yapan insani değerlerimiz hususunda, ilk günkü gibi ümit var olalım. Toplum olarak bu ferasete sahibiz de. Bizimkisi, söylediklerimiz duygusallık değil, bulunduğumuz süre zarfında bölgede şahit olduklarımızın yansıması…







