Cuma’nın bereketiyle spora bakış...
Peygamber Efendimiz cuma gününün, Müslümanların bayramı ve üzerine güneş doğan en hayırlı gün olduğunu, Hz. Adem’in bugünde yaratıldığı ve cennete girdiğini ve tekrar cennetten çıkarıldığını, buyuruyor. Cuma gibi mübarek bir günde spor aracılığı ile yansıtmak istenilen ise, ebedi hayata geçişin kısa bir molası olan şu dünya hayatında, iyilik ve güzellikler üzerine olmalı. Yazacağımız her kelime, güzel ülkemizin güzel insanlarına, değer taşıyan paylaşımlar olur inşallah...
GELENEKSEL SPOR
DALLARI NEREYE?
Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, ‘Kendi sporlarımızın hak ettiği yeri bulmasını, hak ettiği değeri görmesini arzu ediyoruz’ gerçeğine vurgu yaparken, acaba işleyen süreçle birlikte ne değişiyor? Geleneksel spor dallarımızın önemine değinilirken, işin icra makamında yer alan merkezi ve mahalli (yerel) yönetimlerinin değerli başkan-yöneticileri, hassas konuları ne derece de hayata geçiriyorlar, irdelemek gerek. Yaptığımız spor dalının mahiyeti, kültür kimliği üzerindeki etkisini iliklerine kadar hisseden birisi olarak, konu göz ardı edilmeyecek kadar önemli. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yılı dolayısıyla ‘Geleneksel Türk Okçuluğu 18 Mart Şehitlerimizi Anma Kupası’ adı altında, Yerkapı Bursalı Şüca Ok Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlik, şehitler için edilen dua ile başlaması, buna en anlamlı örnek...
UYGULAMALARLA DEĞERLER ÇELİŞMEMELİ!
Etnospor Başkanı Erdoğan’ın konuşmasında vurgu yaptığı ‘Dünyaya egemen olan kültürler sporlarına çok büyük yatırımlar yaptı. Elbette gençlerimiz bütün spor dallarıyla haşır neşir olmalı. Bunların yanında bizim kendi sporlarımız da hak ettiği yeri bulmasını arzu ediyoruz.’ Sözün doğruladığı gerçeklerle hareket ettiğimizde, bugün okçulukta, atılıcılık ve güreş branşlarının ‘modern’ adı altında nasıl dizayn edilip, amacından uzaklaştırıldığı apaçık ortada. Geleneksel okçuluğu yok sayıp, modern okçuluğun uygulanışı, bugün binicilik dendiği vakit akla ilk gelen bahislerin (kumarın) döndüğü hipodromlardaki at yarışları akla geliyor, güreşin modernleştirme adına önce kıyafet sonrasında bayanları işin içine sokmaları gibi ‘batıl-haçlı’ anlayışa göre şekillendirme gayreti devam ediyor. Bu tablo bize, kendi sporlarımızın uygulamalarıyla birlikte hak ettiği yere gelmesi kaçınılmaz gerçeği-önemini otaya koymaya yetiyor. Ülke kazancı için başlatılan ‘Milli Seferberlik’te spor-egzersizi ayrı tutmak mümkün değil. Tüm bu spor branşlarının gerçekleşmesi içinde tesis gerekmektedir. O tesisler hangi formata göre yapılmalı?..
DOĞRU SPOR TESİSİ
YATIRIMLARI
Gençlik ve Spor Bakanlığı 2016 yılı içerisindeki yatırım rakamlarını 540 milyon 531 bin lira olarak açıkladı. Rakamlar ve yatırımlar, gerçekleştirilen projelerin ayrıntılarını da ortaya koyar. Örneğin devasa bir spor kompleksine sağlanan mali kaynak ile kaç tane spor salonu yapılır? Spor salonuna harcadığınız para ile kaç tane mahalli tipi salon ve havuz yapılır? Gençlik ve Spor Bakanlığı ile TOKİ ve Belediyelerle yapılan protokoller kapsamında stat konusunda yatırım hamlesi başarıyla tamamlandı, eyvallah. Şimdi ise, yapılması gereken Bakan Akif Çağatay Kılıç’ın her defasında önemine vurgu yaptığı mahalle tipi spor tesisleri. Bu düşüncenin uygulamadaki en somut örneklerini Bahçelievler ve Bahçelievler Belediye de bulmak mümkün. İlçede yer alan semt havuz ve sahalarında (ulaşılabilir, erişilebilir, temizlik v.s.) amacına yönelik nasıl vatandaşın yararına sunulduğu proje aşamasındaki herkese örnek olsun...
FETÖ’NÜN KULÜP BAĞLANTILARINA DİKKAT
Galatasaray Genel Kurulu, FETÖ üyeleri eski futbolcularına nasıl sahip çıktıklarını, sporun-futbolun sadece spor-futbol olmadığını da bir kez daha görmüş olduk. Mevcut sarı-kırmızılı yönetim, kamuoyunun duyarlılığı-tepkisi neticesinde aldığı kararı önce aidat, eleştiriler devam edince de FETÖ mensubu olmaktan dolayı üyelikten men edilmeye bağladı. Her iki oyuncunun Kulüple bağlantıları, Genel Kurul kararıyla değil, Yönetim Kurulu tarafından kesilmesi, o denli dikkat çekici! Bundan sonra ‘FETÖ’cü Galatasaraylılar ne olacak?’ sorusu kadar, diğer kulüplerdeki benzer durumlarda şüphe taşıyor. Mesela, Koç ailelerinin birer ferdi olan Rahmi Koç, Ali Koç isimlerinin sürekli Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe ile anılmasının nasıl bir açıklaması olabilir?..







