Bizim ve duyarlı vatandaşlarımızın oyu neden Recep Tayyip Erdoğan’a?
Her seçim öncesi ve sonrasıyla merak uyandırır. Vatandaş için bu merakın en önemli nedeni, siyasilerin samimiyeti. Bu samimiyet, geçmişten gelen söylem ve icraatların yansımasından alır. Bu yaklaşımın en neti, 21 yıldır görevde bulunan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gerçekleşen siyasi kararlılık. Yönetim sürecinde istikrarın yakalanması, uygulanan doğru siyasi politikalar çerçevesinde gerçekleşen yatırımlar. Cumhuriyet tarihinin 100. Yılına gelindiğinde, vatandaş seçimini yapacak mevcut hükümetin ülke yararı için sergilemiş olduğu kararlı tutumuyla ilgili ya ‘tamam’ ya da ‘devam’ diyecekti. 60 milyon seçmenden yaklaşık 54 milyonu bu düşünceyle 14 Mayıs’ta sandığa giderek oyunu kullandı. Ve yatırım ve istikrarın devamı için, seçmenin çoğunluğu (%49,52) Cumhur İttifakının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yana oy çıktı. Millet İttifakını adayı ise Kemal Kılıçdaroğlu ise %44,88 oy oranıyla ikinci sırada kaldı. İki aday arasındaki fark tam 2,5 milyon. Seçim prosedürü gereği Sayın Erdoğan %50 oy alma başarını geçemediği için, seçmen 28 Mayıs tarihinde bir kez daha oy kullanacak. Sonuç itibariyle fazla bir şey değişmeyeceği her halinden belli olsa da, alınan karar gereği (dileriz bir sonraki seçimlerde benzer durum yaşanmaz, gerekli yasal değişiklik gerçekleştirilerek tek turda biter) seçmen oyuna ve seçtiği, kendisini yönetecek liderine sahip çıkmak için sandığa gidip oyunu kullanacak…
ERDOĞAN’A OLAN GÜVENİ İYİ OKUMAK GEREK
Her seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de Sayın Erdoğan ile Kılıçdaroğlu yarışıyor. Her iki siyasi temsilcinin birbirlerinden ayıran en önemli özelliği Sayın Erdoğan’ın vatandaşın güvenini alıp sayısızca seçim kazanması, rakibi Kılıçdaroğlu’ndan tam tersi bir performans, başarısızlık sergilemesi. İki aday arasındaki oy farkı ise tam 2,5 milyon. Aradaki bu fark vatandaşın Sayın Erdoğan’a olan güvenin yansıması. Bu güvenin kaynağını iyi okumak gerekiyor. Ne diyor Sayın Erdoğan “Siyasi hayatımızın tamamını milletimize hizmet etmekle geçti.” Bu hizmetin kaynağının, yine Cumhurbaşkanımızın kendi ifadesiyle ‘sevgi’ oluşturduğunu belirtiyor. Gören görüyor, bilen biliyor, vatandaşın yararına yapılan, ülkenin bugünü ve geleceğini kurtaracak olan ‘yatırım’ hamlelerini. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bitmek bilmeyen bir hizmet aşkı kaynağını Rahmetli Abdurrahman Karakoç’un ‘Anadolu Sevgisi’ şiirindeki dizleri okuyarak, o kadar net özetliyor ki; "Anadolu Sevgisi" şiirinden "Sen bizim dağları bilmezsin gülüm/Hele boz dumanlar çekilsin de gör/Her haftası bayram, her günü düğün/Hele yaylalara çıkılsın da gör/Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı/Sevgiyi bulasın yakına gel ki/ Kalıplar gerçeği göstermez belki/ Gönül perdeleri sökülsün de gör."
HEMŞEHRİ DERNEKLERİ BULUŞMASI
Sandığa atılan bir oy vatandaşın samimi duygularının, kendisini yöneteceği kişiye karşı duyduğu güvenin yansıması. Seçmen 14 Mayıs’taki seçiminde tercihini Cumhurbaşkanı için Recep Tayyip Erdoğan, Milletvekilleri içinse Cumhur İttifakı yönünde kullandı. Hal böyleyken neden ikinci tur? Halk 28 Mayıs’ta bir kez daha sandığa giderken, seçtiği milletvekilleri çoktan göreve başlama ‘yeminleri’ gerçekleşmiş olacak. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “İlk turunu 14 Mayıs'ta yaptığımız cumhurbaşkanlığı seçiminde 27 milyonu aşkın oy ve yüzde 49,5'luk oranla bunun işaret fişeğini attınız. Meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı'na vererek, 323 milletvekiliyle iradenizin istikametini gösterdiniz. Şimdi geriye, 28 Mayıs'ta yarım kalan işi tamamlamak kalıyor…” Sayın Erdoğan’ın ‘Hemşehri Dernekleri Buluşması’nda yaptığı konuşma metni, sürecin önemini o kadar net bir şekilde özetliyor ki. Sayın Erdoğan dediği gibi, 21 yılı bulan iktidarlarımız boyunca onca sınamadan geçtik. Yani her bakımdan defalarca teste maruz kalmamıza rağmen bugün alnı ak bir şekilde karşınızda durabiliyoruz.
SİYASETİ KİRETME ÇABASINA ‘DUR’ DEME VAKTİ
Siyasetin nasıl kirletilebileceği konusunda Millet İttifakının ortak olan sergiledikleri tavır ve davranışlarda görmek mümkün. Millet İttifakı ‘şemsiyesi’ altında seçime katılan İyi Parti Başkanı Meral Akşener’in, seçim öncesi sözlerini hatırlayın.; “Yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar 85 milyonun kutlu zaferine tercih edilmiştir. Şahsi hırslar Türkiye'ye tercih edildi. Üzülerek söylüyorum ki dün itibarıyla 6'lı masa artık millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybetmiştir. Ne kumar masasında ne de noter masasında olmayacağız."Dağılan masanın toparlanması için çaba sarf edenTemel Karamollaoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını Saadet PartisiMerkez binası önünde düzenlenen mitingde açıklaması rastlantı olmayacağına göre. HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan’nın İyi Partili vekillere ‘O koltuklarda HDP’nin oylarıyla oturuyorsunuz’ sözlerini unutuldu mu! Bugün dünden bir farkı olmadığı, Millet İttifakı çatısı altındaki birliktelikten anlamak zor değil. PKK elebaşlarının ‘Ak Parti ile MHP’yi yıkmalıyız, yoksa bizi yok edecekler’ açıklamalarını, gerçekleri anlama adına görmezlikten gelinmemeli ve bir karşılığı olmalı. İşte o karşılık, bitirici hamle için 28 Mayıs’ta sandık başına gideceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Devlet Bahçeli’nin "Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri ufukta belirdiği andan itibaren zehirli yılanlar deliklerinden birer birer sürünerek dışarı çıkmaya başlamıştır…" diyerek, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın bedel ödemesi gerektiğini söyleyen dış güçlere ortak mesaj niteliğinde, Sefer bizden, zafer Allah’tan sözleriyle tamamladığı konuşmasındaki “Cumhurbaşkanımıza bedel ödetmeye kalkışan tamı tamamına 85 milyon Türk vatandaşını karşısında bulacak, soysuz cüretinin ağır sonuçlarına katlanacaktır. İşte meydan işte millet, işte meydan işte er, kendine güvenen durmasın gelsin beri" açıklaması önem taşıyor. Sayın Bahçeli’nin "İlk etabında 15 Temmuz'un rövanşını alarak FETÖ'cülere, terörist Demirtaş ve Sorosçu Kavala olmak üzere terör suçlularına ve casuslara af çıkarmak; ikinci etabında eser ve hizmet siyasetini baltalamak, bugüne kadar yapılan ne varsa talan etmek, ekonomide dışa bağımlılığın ve sömürü çarkının önünü ardına kadar açmak…” sözlerinin değeri iyi anlaşılmalıdır…
DEFNE HASTANESİ AÇILIŞI, İMANLA İNKÂRIN SAVAŞI
Kahramanmaraş merkezli depremlerde etkilenen Hatay’da 24 Mart’ta temeli atılan 300 yataklı Defne Devlet Hastanesi bugün (pazar) hizmete giriyor. Seçim öncesi başlanılan ve inşaat çalışması 24 saat esasına dayanarak gerçekleşmesi, vatandaşın sağlık hizmetinden kısa sürede yararlanması amacı taşımakta. Defne hastanesinin de önemini daha iyi anlamak için Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine dikkat kesilelim. "Bunlar talimatı nereden alıyor; Kandil'den, terör örgütünün şehirdeki uzantılarından. Biz talimatı nereden alıyoruz; Allah'tan ve milletten. Bizim çizgimiz bu. Başka bir tür çizgi, haşa yanımıza yaklaşamaz. Defne'de CHP yüzde 80 oy aldı, biz yüzde 20, daha da düşük olabilir. Ama biz hastaneyi yaptık. Onlara rağmen yaptık ve pazar günü de inşallah açılışını yapacağız. Çünkü biz, kime ne kadar oy çıkmış buna bakmayız. Biz, 'İnsanların en hayırlısı insanlara en çok faydalı olandır' hükmü gereği hareket ediyoruz." Yazımızı Rahmetli Cemil Meriç Üstadın sözüyle tamamlayalım; “Kıyasıya bir savaştı bu, Haç’la Hilâl’in, Batı’yla Doğu’nun, iman’la inkârın savaşı…” O nedenle bizim, duyarlı vatandaşlarımızın oyu Recep Tayyip Erdoğan’a…







