--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Beşiktaş, Fenerbahçe’yi yenmek zorundaydı!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

23. haftanın en ilginç karşılaşması Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynandı. Siyah-beyazlı ekip, kazanma zorunluluğu vardı ve kazandı da. Beşiktaş’ın bu maçtan galip ayrılması kimin için, neden önem taşıyordu; 1- Kartal’ın Bayern Münih hezimetini telafisi ve Lig Şampiyonluğu yarışından kopmama adına. 2- Adı derbi olduğu için tribünleri dolduran ve siyah-beyazlı sevenleri taraftar için 3- Elde ettiği ‘galibiyetle’ hem kendi hem de yayıncı kuruluşun gelirlerinin değerini koruması için 4- Beşiktaş’ın galibiyeti, her iki takımın karşı karşıya geleceği yarın ki Ziraat Türkiye Kupası’nın yarı final ilk maçın öncesi moral bulması demekti. Tüm bunların yansıması olarak ‘futbolun sadece futbol ve skor olmadığının en güzel/anlamlı örneği. Ne diyelim, eğlenceden öteye geçmeyecek, düstur ve duruşumuzu bozmayacak şekilde, futbolu izlemeye ve kendimizce yorumlamaya devam inşallah...

FUTBOLDA ŞİDDET SEBEPSİZ DEĞİL!.. 

Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında mücadele ‘Sporda şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunu’ ihlal eden davranışından dolayı 41 taraftar hakkında yasal işlem yapıldığı ‘haberi’ dikkatimizi çekti. Yasal işlemin gerekçesinde, spor alanlarına yasaklı madde sokmak, meşale yakmak, mala zarar vermek, spor alanlarına usulsüz seyirci ve alkollü seyirci girişi gibi, ayrıntılar yer alıyor. Sporun ‘ilkesine’ aykırı olsa da, günümüz futbolunun yansıması olarak, garipsemediğimiz bir sonuç. Raporda yer alan ifadeleri ‘sebep ve sonuç’ ilişkilendirmek mümkün. Her defasında dillendirir ya; O meşaleyi stadyuma kim soktu? Usulsüz seyirci! O küfrü kim söyledi? Alkollü seyirci! Bu demek oluyor ki, problemde çözümü de belli. Öyle ise, cevabı belli olan ‘Kim, kimi niçin kandırır?’ sorusunu, artık sorma bile gereği duymuyorum!..

MUSLERA’NIN ‘GAZETECİLERE’ 

SERZENİŞİ!..

Spor gazetecisinin görevi asla ve asla ‘aşağılayıcı’ şekilde sorgulama değil, doğru bildiği konuyu kamuoyuyla paylaşmak olmalı. Eğer yaptığınız iş, birileri tarafından hazımsızlığa uğruyor ise, yazdığımız konuyu bir daha gözden geçirirsiniz. Eleştiri boyutu, karşı tarafı hakaret, küfür boyutunda ağır ve kırıcı değil ise her zaman yapıcı eleştiriye açık olmak gerekir. Bizim meslek anlayışımız da, okuyucuya saygınlığımız da bunu gerektirir. Yok, eğer yazılara okuyucu/takipçi kesim tarafından hayâsız şekilde saldırgan bir tutum sergileniyor ise, işte o vakit yapıcı değil de yıkıcı eleştiri boyuna dönüşen bu davranışa, edep ve üslubu bozmadan, gönül duasıyla muhatabına ‘iadeli taahhütlü’ olarak geri sunma durumunda kalıyoruz. Belli kesim tarafından, amatör branşlarla ilgili yazılarımıza ‘edepsizce’ yapılan saldırılara cevap niteliği taşıması için, bu durumu yazmak durumunda kaldık. Tüm bu ‘Serzenişimizin Süper Lig maçlarının alakası nedir?’ sorusunun cevabı, Galatasaray’ın başarılı kalecisi Muslera ve takım arkadaşı Maicon’un, görevi ‘gazetecilik’ şeklinde adlandırılan kişilere sarf ettiği sözler. Muslera konuşmasına ‘Görevi gazetecilik olan birinin bizlerle ilgili alaylı ifadeler kullanması bizleri sadece üzmüyor...’  ifadelerle başlarken, Maicon ise ‘Kimsenin kişiliğime çirkin ifadeler kullanmaya hakkı yok’ diyor. Tüm bunları dillendirmekte ki amacımız, gazetecilik mesleği kime göre ne mana ifade ediyor olması. ‘Hak’ yolda olup yapıcıda, ‘batıl’ yolda olup yıkıcı da olabilirsiniz. Kişinin söz veya uygulamalarının kaynağının ‘kim’ veya ‘kimler’ olduğu önemli! Ne diyelim, Allah (c.c) hepimize ‘Hakk’ı Hak bilip Hakk’a ittiba, batılı batıl bilip batıldan ictinab!’etme feraseti ihsan eylesin. Amin...   

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle